Ortadoğu16 Nisan 2005 00:00

TÜRKİYE'NİN PARASIYLA K.IRAKTA OTOYOL YAPILACAK

Türkiye ile yeni komşusu ABD arasındaki gerginliğin son halkası Irak'ta Türkiye'nin açmak istediği ikinci sınır kapısı oldu. Habur Sınır Kapısı’nın yükünü hafifletecek kapıya ABD yönetimi Kürtlerin devre dışı bırakılacağı gerekçesiyle karşı çıkıyor. ABD yönetimi parasını Türkiye'nin ödemesi koşuluyla sınır kapısı yerine Kürt bölgesinden geçen bir otoyol yapılmasını öneriyor. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadadiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards

Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler Irak savaşından bu yana hep tartışma konusu. Son dönemde kamuoyu Adana’daki İncirlik Üssü’nü tartışıyor. Halbuki, Ankara ile Washington arasında tartışma konusu olan sadece İncirlik değil. İki ülke arasındaki gerginliğin son halkası, Türkiye’nin Irak sınırında açmak istediği ikinci kapı oldu. Habur Sınır Kapısı’nın yükünü hafifletecek kapıya, ABD yönetimi, Kürtleri devre dışı bırakılacağı gerekçesiyle karşı çıkıyor. Bunun yerine, yine parasını Türkiye’nin ödemesi şartıyla Kürt bölgesinden geçen bir otoyol yapmasını öneriyor.

Türkiye’nin ikinci bir sınır kapısı açmak istemesinin altında, Kürt grupların Habur Sınır Kapısı’ndan elde ettiği geliri azaltmak; Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattıyla tesis edilen bölgeyle bütünleşme stratejisini daha da perçinlemek; Irak’ın derinliğindeki Araplar ve diğer unsurlarla doğrudan temas kurulabilecek bir koridor oluşturmak ve en önemlisi, Irak’ta yatırım yapan şirketler ile onlara malzeme taşıyan şoförlerin güvenliğini daha kolay sağlamak gibi birçok faktör var. Şüphesiz, son madde Türkiye’nin acil tedbir almasını gerektiren en önemli gelişme olarak öne çıkıyor.

Saddam rejiminin devrilmesinden sonra yeniden yapılanma sürecine giren ülkede Türk şirketleri önemli roller üstleniyor. Artan pazar payı ve ticaret hacmi yüzleri güldürürken, Türklere yönelik saldırılar ve artan can kayıpları moral bozuyor. Bu duruma çözüm bulmak isteyen Türk tarafı, yeni ve güvenli bir güzergâhı gündeme getiriyor. Ancak, bu konuda ABD ve Irak tarafı ise sessizliklerini koruyor. Türkmen bölgesinden geçmesi öngörülen “Ovacık Sınır Kapısı” projesine ABD yönetimi siyasi sebeplerden ötürü pek sıcak bakmıyor.

Yeni bir sınır kapısının açılması için Dışişleri, İçişleri, Ulaştırma bakanlıkları ile Gümrükler Genel Müdürlüğü ve Genelkurmay Başkanlığı bir mutabakata varmış durumda. Türk tarafının bu konudaki hazırlıkları kadar sınırın diğer tarafında da benzer bir konsensüsün sağlanması ve ilgili ülkenin de bu konuda gerekli adımları atması gerekiyor. Türk tarafının bu anlamda bütün hazırlıkları tamamladığını anlatan Ulaştırma Bakanlığı’ndan bir yetkili, yeni kapı ile Habur Sınır Kapısı’nın tamamen etkisiz hale getirilmesi gibi bir amacın güdülmediğini söylüyor: “Amerikalılar Habur’un etkinliğini kaybetmesinden endişe ediyor. Halbuki, bizim yapmak istediğimiz günde 2 bin aracın çalıştığı ve bu yıl 3 milyar dolara ulaşması beklenen ticari faaliyetlerin aksamadan devam etmesini sağlamak. Zaten nakledilen malların önemli bir bölümü Amerikalılara ait. Araç kuyrukları ne kadar azalırsa ticaret de o kadar hız kazanır.”

Cizre Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Adnan Elçi, Saddam rejiminin devrilmesinden sonra yoğunlaşan ticaretin Habur’da uzun kuyruklar oluşturduğuna dikkat çekerek, “Günde 2 bin araç sınırdan geçiyor. 500 tanesi transit çalışıyor. Geriye kalan bin 500 TIR Irak’ta kalıyor. Basit bir hesapla yılda 500 bin Türk aracı Irak’a giriş-çıkış yapıyor. Bu kadar yoğun bir trafiği Habur’un kaldırması mümkün değil.” diyor.

Irak’ın komşularına ve sınır kapılarına bakıldığında ilginç bir durum ortaya çıkıyor. Irak’ın, 1990’da işgal ettiği Kuveyt’le iki, 8 yıl savaştığı İran’la 6, Suriye ile 2, Suudi Arabistan’la bir sınır kapısı bulunuyor. Bölgedeki en önemli ticari ortağı Türkiye ile tek sınır kapısından faaliyetlerin yürütülmesi elbette işlerin aksamasına sebep oluyor.

Kürt gruplar Habur’dan yılda 3 milyar dolar kazanıyor

ABD ve Irak’ın ayak sürüdüğü ikinci sınır kapısı meselesi aslında oldukça eskilere dayanıyor. İlk kez iki ülke ilişkilerinin altın dönemini yaşadığı 1988 yılında gündeme gelen “Ali Rıza Efendi Sınır Kapısı” adıyla açılması planlanan ikinci geçiş noktası, artan ticaret hacmi sebebiyle Habur’da oluşan yığılmayı hafifletmeyi amaçlıyordu. Yılda 2,5 milyar dolara ulaşan ticareti rahatlatacak bu kapı projesi, Irak yönetiminin ‘olur’una takıldı ve hayata geçirilemedi.

1991’deki Körfez Savaşı, bölge dengeleri kadar Türkiye’yi de derinden sarstı. Hem Irak’la yapılan ticaretin hacmi azaldı hem de ülkenin kuzeyinde “de facto” bir yapı ortaya çıktı. Irak’ın 36. paralelin kuzeyi ile 32. paralelin güneyi ve Bağdat olarak üç ana parçaya bölünmesi, 1975’ten itibaren bitkisel hayatta olan Irak Kürdistan Demokratik Partisi (IKDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (IKYB) hayata dönmesini sağladı. ABD’nin Irak’ın kuzeyinde oluşturduğu güvenlik bölgesinin doğurduğu güç boşluğu, Kürt gruplar tarafından dolduruldu.

Bu dönemde, IKDP lideri Mesut Barzani ile IKYB lideri Celal Talabani’nin, bölücü terör örgütü PKK ile mücadelede Türkiye’ye yardımcı olmaları, terör örgütünün artan faaliyetlerine karşı bölgede müttefik arayan Türkiye tarafından kabul gördü ve sonuçta kapı projesi rafa kaldırıldı. Zira, Habur Sınır Kapısı aynı zamanda Kürt gruplar için de önemli bir gelir kaynağı haline geldi. Kürt bölgesinden geçerek Irak’a giden TIR ve kamyonlardan alınan ‘ayakbastı parası’ (kamyonlardan 50, TIR’lardan 80 dolar) yılda 40-50 milyon dolarlık bir gelir sağladı. Esas gelir kalemini ise bölgenin geleneksel işkolu kaçakçılık oluşturuyor.

“Esas gelir Irak ile Türkiye arasındaki akaryakıt kaçakçılığından elde edildi. Yılda 2 milyar dolara ulaşan bu ticaret ciddi bir gelir kalemiydi.” diyen bir gümrük yetkilisi, gelirin Talabani ve Barzani arasında paylaşım savaşına sebep olduğunu anlatıyor. Habur Sınır Kapısı’nı açık tutarak Kürt grupları beslemenin hatalı bir politika olduğunu düşünenler bu dönemde yeniden ikinci kapıyı gündeme getirdi.

Bölücü örgüte karşı mücadele veren Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele (JİTEM) Grup Komutanı Binbaşı Ahmet Cem Ersever, yakın dostu ve avukatı Emin Emir’e bu konuda şunları söylüyordu: “Talabani ve Barzani bölge üzerinde hakimiyet kurmaya çalışan İngiltere ve ABD’nin politika taşeronudur. Biz bu adamlara başbakanlık örtülü ödeneğinden PKK ile mücadele etsinler diye milyonlarca dolar veriyoruz. Yetmiyor bir de Habur üzerinden yaptıkları haltlara göz yumuyoruz.”

İkinci kapı olmaz, biz size otoban verelim

Devamlı ve aktif bir Kuzey Irak politikası izleyemeyen Türkiye’nin olayı sadece bir güvenlik meselesi olarak algılaması, Habur dışındaki alternatiflerin gündemden düşmesine sebep oldu. ABD’nin Irak’ı işgaliyle sonuçlanan İkinci Körfez Savaşı, Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilerde tıpkı birinci savaşta olduğu gibi belirleyici bir rol oynuyor. Ambargo, iç savaşlar ve son Amerikan operasyonu ile yerle bir olan Irak’ın yeniden yapılandırılmasında Türk şirketlerinin etkili roller üstlenmesi ve yeni Irak yönetiminde Kürt grupların etkili olacağının ortaya çıkması üzerine ikinci sınır kapısı yeniden gündeme geldi.

Bölgede iş yapan bir Türk işadamı, Suriye sınırına yakın bir noktada kurulması öngörülen ikinci sınır kapısının ABD tarafında neden rahatsızlık meydana getirdiğini şöyle anlatıyor: “Kapı, Türkiye’nin son dönemde hassasiyet gösterdiği Telafer, Musul ve Kerkük’le Habur dışında doğrudan temas kurmasına imkan sağlıyor. ABD ve Irak tarafı için yeni bir sınır kapısı, yeni külfetler ve sorunlar demek. İlk olarak Kürt bölgesindeki ticaret hacmi azalacak. 2-2,5 milyar dolarlık gelir düşecek. Ayrıca, ikinci bir kapı yeni masraflar çıkaracak.”

Türk ve Amerikalı yetkililer arasındaki görüşmelerde ikinci kapı gündeme geldiğinde ABD tarafı karşı bir öneride bulunuyor: “Türkiye- Irak sınırından başlayan ve Türkmen bölgesinden geçen geniş bir otoyol yapalım ve ticarete derinlik kazandıralım. Ama, küçük bir şartla... 57 milyon dolarlık yolun parasını siz ödeyin!”

Bakalım, iki müttefik arasındaki sınır kapısı tartışması nasıl sonuçlanacak...

TÜRK ŞOFÖRLERİ ÇETELER ÖLDÜRÜYOR

Sınır kapısı ve yeni güzergah konusundaki tartışmalar devam ederken Türk kamyon şoförlerine yönelik saldırılar da sürüyor. Bir askeri yetkili, ilk zamanlarda direnişçi gruplar tarafından gerçekleştirilen saldırıların şimdilerde bu işten para kazanmak isteyen çetelerin imzasını taşıdığını ifade ediyor. Yetkili, "İlk önceleri yabancı gizli servislerin kontrolündeki direnişçi görünümlü gruplar Türkleri hedef alan saldırılara imza atıyordu. Türk işadamlarını ve Türkiye'yi bölgenin dışına itmeyi amaçlayan bu saldırılar alınan önlemlerle azaltıldı. Şimdi bu işten para kazanmak isteyen çeteler karşımıza çıktı." değerlendirmesinde bulunuyor.

Türk sürücülere yönelik saldırıların engellenmesi ve yol güvenliğinin sağlanmasına ilişkin Blackhawk (Kara Şahin) ve Skorosky güvenlik şirketlerinin verdiği teklifler maliyet nedeniyle kabul görmedi. Sorunun ana muhatabı nakliyeci dernekleri bu konuda yeni bir öneride bulunuyor. Irak'ın güvenli bölgelerine kadar Türk sürücülerin malları taşımaları, buradan sonra ise kargoların Iraklı nakliye şirketleri tarafından taşınması fikrine kamyon şoförleri pek sıcak bakmıyor. Belirsizliğin hüküm sürdüğü Irak'ta yeni hükümetin bazı sorunları çözeceği düşünülüyor. Bakanların belli olmasının ardından ikinci sınır kapısını tekrar gündeme getirmeye hazırlanan Ankara, her şeye rağmen umudunu koruyor.