Ortadoğu18 Ocak 2005 00:00
Dışişlerine Göre Kürtler Kerkük'te Emrivaki Yapıyormuş! - Mehmet Aça
Dışişleri'ndeki bu "üst düzey yetkili"ye hatırlatmakta yarar vardır. Karşı taraf, Türkiye'nin Kuzey Irak bağlamında çapını ölçeli çok oldu. Askerlerimizin kafasına çuval geçirdi, tapu kayıtlarını talan etti, Telafer'in altını üstüne getirdi, beş özel harekat timini öldürdü, ileri gelen Türkmen siyasileri öldürdü, PKK'ya bağlı iki partiyi seçimlere sokma kararı aldı, PKK'ya bağlı partilerin amblemlerini oy pusulasına ekledi ve Türkiye'ye gönderdi. Dahasını saymaya bilmem gerek var mı? Peki Türk Dışişleri ve Genel Kurmay'ı ne yaptı?naproxennatrium site naproxen kruidvatcialis forum cialis bez recepta cialis bez recepta
Ne Emrivakisi, Göstere Göstere...
Malum 30 Ocak 2005'te Irak'ta (hangi Irak diye sorabilirsiniz) seçim
var ve arkalarına ABD desteğini alan Kürtler, harıl harıl seçime
hazırlanıyor. Kerkük ve çevresine yerleştirilen Kürtlere (dağlardan
indirilen ve çevre illerden kamyonlarla getirilen Kürtler kastediliyor)
vilayet seçimlerinde oy kullanabilecekleri seçim kartlarının dağıtılmaya
başlanması ve ABD'nin çelişkili açıklamalar yapması Ankara'yı rahatsız
etmiş. Rum basınının Güney Kıbrıs'ta öldürülen işadamı Elmas Güzelyurt'un
öldürülmesi ile ilgili yorum ve suçlamalarını iki gündür olduğu gibi
yayınlayan "ulusalcı" Cumhuriyet gazetesinin verdiği bilgilere göre,
Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkili (bu "üst düzey bir yetkili"
kimdir bir türlü bilinmez), "Bu hassas geçiş döneminde Irak'ta yeni sorun ve
gerilim yaratabilecek bir emrivakiye yol açılmaması konusunda Iraklı
yetkilileri, Birleşmiş Milletler'i (BM) ve uluslararası toplumu uyarmayı"
görev addediklerini buyurmuş. (Cumhuriyet, 18.01.2005)
Dışişleri'ndeki bu "üst düzey yetkili"ye hatırlatmakta yarar vardır.
Karşı taraf, Türkiye'nin Kuzey Irak bağlamında çapını ölçeli çok oldu.
Askerlerimizin kafasına çuval geçirdi, tapu kayıtlarını talan etti,
Telafer'in altını üstüne getirdi, beş özel harekat timini öldürdü, ileri
gelen Türkmen siyasileri öldürdü, PKK'ya bağlı iki partiyi seçimlere sokma
kararı aldı, PKK'ya bağlı partilerin amblemlerini oy pusulasına ekledi ve
Türkiye'ye gönderdi. Dahasını saymaya bilmem gerek var mı? Peki Türk
Dışişleri ve Genel Kurmay'ı ne yaptı? "Üst düzey bir asker" vasıtasıyla
sadece bir kezliğine kaydedebildi. Kandil Dağı'na yuvalanan PKK militanları
için ABD ve Irak'taki ABD kuklalası yönetimle masaya oturdu, basından
izlenebildiği kadarıyla hiçbir kazanım elde edemedi.
Bütün bunlar olup biterken ve seçime şunun surasında 12 gün kalmışken
daha ne uyarısı?! Allah aşkına, kim ciddiye alır uyarılarınızı?! Hangi
emrivakiden söz ediyor bu "üst düzey yetkili"? Adamlar göstere göstere
yapıyorlar, yapmaya da devam edecekler. Allah için bir "üst düzey yetkili"
de çıkıp "Bizim Irak'la filan bir işimiz yoktur" desin ki, oradaki
Türkmenler de, bizler de başımızın çaresine bakalım.
Türkiye'nin ve Türklerin (bütün Türkleri kastediyorum) güvenliği,
dikkatle izlemekle, kaydetmekle, sineye çekmekle, uyarmakla sağlanamaz.
Devlet yönetmek, geleceği okumak, okuyup da ona göre hazırlık yapmaktır.
"Emrivaki"lerin kurbanı olmak, sözde emrivakilerin arkasına sığınmak
değildir. Çapınız ölçüleli çok oldu maalesef. Çapınızı defalarca ölçenler,
hiç de emrivaki yapmıyorlar sayın "üst düzey yetkili". Göstere göstere
yapıyorlar, göstere göstere... Daha ne yapsınlar gözünüze mi soksunlar?!
(Not: Türkiye'nin Irak'taki Türkmenleri ABD ile Barzani-Talabani'nin
insafına terkettiğini 2001 yılında "Yeni Hayat"ta yazmıştık. Ama kim okuya,
kimin umurunda ola...)
Malum 30 Ocak 2005'te Irak'ta (hangi Irak diye sorabilirsiniz) seçim
var ve arkalarına ABD desteğini alan Kürtler, harıl harıl seçime
hazırlanıyor. Kerkük ve çevresine yerleştirilen Kürtlere (dağlardan
indirilen ve çevre illerden kamyonlarla getirilen Kürtler kastediliyor)
vilayet seçimlerinde oy kullanabilecekleri seçim kartlarının dağıtılmaya
başlanması ve ABD'nin çelişkili açıklamalar yapması Ankara'yı rahatsız
etmiş. Rum basınının Güney Kıbrıs'ta öldürülen işadamı Elmas Güzelyurt'un
öldürülmesi ile ilgili yorum ve suçlamalarını iki gündür olduğu gibi
yayınlayan "ulusalcı" Cumhuriyet gazetesinin verdiği bilgilere göre,
Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkili (bu "üst düzey bir yetkili"
kimdir bir türlü bilinmez), "Bu hassas geçiş döneminde Irak'ta yeni sorun ve
gerilim yaratabilecek bir emrivakiye yol açılmaması konusunda Iraklı
yetkilileri, Birleşmiş Milletler'i (BM) ve uluslararası toplumu uyarmayı"
görev addediklerini buyurmuş. (Cumhuriyet, 18.01.2005)
Dışişleri'ndeki bu "üst düzey yetkili"ye hatırlatmakta yarar vardır.
Karşı taraf, Türkiye'nin Kuzey Irak bağlamında çapını ölçeli çok oldu.
Askerlerimizin kafasına çuval geçirdi, tapu kayıtlarını talan etti,
Telafer'in altını üstüne getirdi, beş özel harekat timini öldürdü, ileri
gelen Türkmen siyasileri öldürdü, PKK'ya bağlı iki partiyi seçimlere sokma
kararı aldı, PKK'ya bağlı partilerin amblemlerini oy pusulasına ekledi ve
Türkiye'ye gönderdi. Dahasını saymaya bilmem gerek var mı? Peki Türk
Dışişleri ve Genel Kurmay'ı ne yaptı? "Üst düzey bir asker" vasıtasıyla
sadece bir kezliğine kaydedebildi. Kandil Dağı'na yuvalanan PKK militanları
için ABD ve Irak'taki ABD kuklalası yönetimle masaya oturdu, basından
izlenebildiği kadarıyla hiçbir kazanım elde edemedi.
Bütün bunlar olup biterken ve seçime şunun surasında 12 gün kalmışken
daha ne uyarısı?! Allah aşkına, kim ciddiye alır uyarılarınızı?! Hangi
emrivakiden söz ediyor bu "üst düzey yetkili"? Adamlar göstere göstere
yapıyorlar, yapmaya da devam edecekler. Allah için bir "üst düzey yetkili"
de çıkıp "Bizim Irak'la filan bir işimiz yoktur" desin ki, oradaki
Türkmenler de, bizler de başımızın çaresine bakalım.
Türkiye'nin ve Türklerin (bütün Türkleri kastediyorum) güvenliği,
dikkatle izlemekle, kaydetmekle, sineye çekmekle, uyarmakla sağlanamaz.
Devlet yönetmek, geleceği okumak, okuyup da ona göre hazırlık yapmaktır.
"Emrivaki"lerin kurbanı olmak, sözde emrivakilerin arkasına sığınmak
değildir. Çapınız ölçüleli çok oldu maalesef. Çapınızı defalarca ölçenler,
hiç de emrivaki yapmıyorlar sayın "üst düzey yetkili". Göstere göstere
yapıyorlar, göstere göstere... Daha ne yapsınlar gözünüze mi soksunlar?!
(Not: Türkiye'nin Irak'taki Türkmenleri ABD ile Barzani-Talabani'nin
insafına terkettiğini 2001 yılında "Yeni Hayat"ta yazmıştık. Ama kim okuya,
kimin umurunda ola...)