Taha Berwari: Kürdler seçimlerin baş aktörüdür... Türkiye bundan sonra Kürdistana giremez...
Sayın Berwari okuyucularımıza kendinizi tanıtırmısınız ? 22 Yıldır İsveç´te yaşıyorum. Bu 22 yıllık süre zarfında birçok görev ve hizmetlerde bulundum.1988 Yılından günümüze kadar üstlendiğim görev Güney Kürdistan Hükümeti İsveç Temsilciliği'dir. Röportajı yaptığımız büro, Güney Kürdistan Hükümeti´nin yurt dışında açmış olduğu temsilciliklerden biridir. Yurtdışında açtığımız temsilciliklerin görevi ; Kürdistan Hükümeti'nin sesini ve mesajlarını dünya kamuoyuna iletmek, diplomatik ilişkileri geliştirmektir. Temsilciliklerimiz bu açıdan bir konsolosluk, büyükelçilik misyonunu taşımakta, Güney Kürdistan hükümetini yurtdışında temsil etmektedir. levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetesnaproxennatrium go naproxen kruidvatkamagra link kamagra gel
Diplomatik açıdan diğer bağımsız ülkelerin temsilcileri gibi kabul ediliyor musunuz ? Güney Kürdistan Hükümeti bağımsız bir devlet değildir. Ama şunu çok rahatlıkla diyebilirim ki ;Irak Saddam diktatörlüğü tarafından yönetildiği dönemlerde, Irak´ın dünya ile diplomatik ağları olmamasına ve diplomatik kanalları kapalı olmasına rağmen, Kürdistan hükümeti için tüm diplomatik kanallar açıktı, geniş diplomatik bağlarımız mevcuttu. Irak Saddam diktatörlüğünden kurtulduğunda da diplomatik bağlarımız yine aynı şekilde devam etmiş ve hatta daha da gelişmiştir. Örneğin Başbakan Neçirvan BARZANİ geçen sene İsveç´i ziyaret ettiğinde, İsveç Başbakanı Göran PERSSON ve eski dışişleri bakanı merhume Anna LINDH tarafından kabul edildi . Kürdistan´da Ortadoğu´ya örnek teşkiledecek gelişmiş olan demokratik ortam ve hızlı kalkınma, tüm dünya tarafından ilğiyle izlenmektedir. Irak hükümeti de 2004 yılında imzalanan TAL ( Translation Administration Law ) anlaşması uyarınca, Kürdistan hükümetini resmen kabul etmiştir. Bu şu anlama gelir ; Güney Kürdistan hükümetinin hukuki açıdan da meşruiyeti vardır, Federal Irak ve Dünya devletleri ile hukuki açıdan sorunu yoktur. Amacımız, Irak devleti ile Güney Kürdistan hükümeti arasında 2004 yılında imzalanan TAL anlaşmasının, kalıcı Federal Irak anayasasında da yerini almasıdır. Bu uzun erimli, çaba ve sabır isteyen bir iş, ince bir diplomasi sanatı sonucu elde edilebilecek stratejik bir hedeftir. Bu amacımıza şu an % 50 düzeyinde ulaştığımızı iddia edebilirim. Diğer geri kalan % 50 ´ye ulaşabilmemiz, tespit ettiğimiz iki önemli olguyu başarmamızla mümkündür . Birincisi ; Cografik sınırlarımızın tespit edilmesi ve ikincisi ; Tüm Kürdistan bölgesinin Kürdistan hükümetinin otoritesi altında yönetilmesidir. Federal Irak devletinden, Kürdistan bölgesi otoritesinin Kürdistan hükümetine ait olduğunun siyasi ve hukuki garantisini kesinkes almak zorundayız. Ülkemiz ve halkımızın geleceğini garanti altına alacak temel kanunların temelini bugünden atmalıyız . Dünya devletleri Kürdistan hükümetini resmi olarak tanıyorlar mı ? Pratikte tanıyorlar . Bazi devletler de de Güney Kürdistan´ı ” Kuzey Irak ” olarak tanımlıyorlar .Bizce bu tanımlama çok yanlıştır. Bu tür yanlış tanımlamları berteraf etmek için enformatik taaruza geçmemiz gereklidir. Saddam döneminde bile Güney Kürdistan ” Kürdistan Bölgesi ” olarak tanımlanıyordu. Sayın Neçirvan Barzani 2004 yılında ABD dışişleri bakanlığının resmi davetlisi olarak Washington`u ziyaret ettiğinde hiçbir ülkenin başbakanından farklı olmayacak şekilde Dışişleri Bakanı Powel, Savunma Bakanı Rumsfeldt ve birçok kongre üyesi ile görüştü . Bu, Kürdistan hükümetinin realitede tanındığı anlamına gelir. Eğer İsveç´teki diplomatik ilişkiler için örnek verirsek, Güney Kürdistan´a giden veyahut orada yaşayan İsveç vatandaşları için herhangi bir sorun olduğunda , İsveç devleti Federal Irak devletiyle değil, Kürdistan hükümeti ve onun İsveç´teki temsilcileri olan bizlerle ilişkiye geçmekte, temas kurmaktadır. Bu şu anlama gelir, her ne kadar diplomatik hassasiyetlerden dolayı Kürdistan hükümetini resmen tanımasalarda, pratikte onunla ilişkiye geçmektedirler. Federal Irak devletinin İsveç büyükelcisi Kürttür. Bu çalışmlarınız için iyi mi, yoksa problem mi? Bu bizim için bir başarıdır. Olumludur . İsveç´te yaşayan Irak´lı göçmenlerin % 60 ı Kürt olduğundan İsveç Büyükelçisinin Kürt olması da çok doğaldır. Biz Güney Kürdistan hükümet temsilcileri ile Irak büyükelcisi arasında çok güzel bir isbirliği sözkonusudur. Ama nasıl ki Federal Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebarî, Güney Kürdistan hükümetinin temsilciliğini yapma hakkına sahip değilse ve bizim Güney Kürdistan için üstlendiğimiz rolu üstlenemiyorsa, Federal Irak ´in İsveç Büyükelçisi de bizim görevlerimizi yerine getirmesi mümkün değildir. Ama Irak ve Kürdistan´ın çıkarları için aramızda güzel bir işbirliği mevcuttur. Sizce Irak seçimleri planlandığı gibi yapılacak mı, yoksa ertelenecek mi ? Dünyadaki tüm demokratik seçimlerde olduğu gibi, bu seçimin de yapılması için gerekli bazı kıstaslar vardır. En büyük sorun bugüne kadar güvenilir herhangi bir nüfus sayımının gerçekleştirilmemesidir. Irak vatadaşlarının büyük bir bölümü, tahminlerimize göre 3 milyon civarında vatandaş yurtdışında yaşamaktadır. Feyli Kürdlerinin büyük bir bölümü vatandaşlık haklarından mahrum edilmiştir. Irak ve Irak sınırında yaşayan Feyli Kürdleri her iki ülkenin vatandaşı da değildir. Bizce kimlikleri olmayan Feyli kardeşlerimize karşı yapılmış büyük bir adaletsizlik sözkonusudur. Demokratik seçimlerin önkoşulu, toplumsal barış ve özgür propagandadır. Bunun yaratılması için de herkesin kendisini güven içindehissetmesi lazımdır. ” Sunni üçgeni ” diye adlandırılan bölgede cangüvenliği ne yazik ki zayıftır. Biz seçimin yapılmasından yanayız. Ama eğer Irak´ta etken olan diğer partilerin çoğunluğu seçimin ertelenmesini isterse, bizde seçimlerin kısa bir süre için ertelenmesini kabul edebiliriz. Görüşmelerden elde etitiğimiz bilgiler ışığında hareket edersek bu seçimler planlandığı gibi gerçekleşecektir. Eksik, aksak ve yanlışlıklarıyla olmakla birlikte bu seçimlerin gerçekleşeceğini tahmin ediyorum. Afganistan´da seçimlerin yapılması için 300 seçim bölgesine eşeklerle ulaşıldı ve seçimler gerçekleştirildi. Afganistan´dan daha modern olan bir Irak ve Kürdistan´da seçimleri gerçekleştirme şansına sahibiz. Bu seçimin geçici bir dönem için olduğunu unutmamalıyız. Bu seçimler Federal Irak´ın geçici parlamentosu için iki-üç önemli şeye tekabül etmektedir. Birincisi ; bu parlamneto 175 parlamenterden oluşacaktır. Cumhurbaşkanı ve Başbakan bu parlamenterler tarafından seçilecektir. Parlamentonun en önemli görevlerinden biri kalıcı anayasanın temelini oluşturmaktır. Eğer seçilen bu geçici parlamento görevlerini yerine getirirse gelecek yıl seçimlere gidilecektir. Biz Kürdler arasında da bu seçimler için 3 farklı temel görüşün olduğunu söyleyebiliriz. Bunlardan biri , Kürdistan´ın siyasi ve cografi statütüsü Federal Irak hükümeti tarafindan kabul edildikten sonra seçimlere katılmaktır. Kendilerini ” Kürdistan´da referandum ” grubu olarak adlandıran gruba göre . Kürdistan´ın bagımsızlıgını ilan etmesi veya Federal Irak çatısı altında kalmasına Kürd Halkı bir referandumla karar vermelidir . Diğer bir görüş de Irak´ın genelinde liberal ve demokratik bir listeyle seçimlere katılmaktır. Diğer bir görüşe göre de Federal Irak prlamentosu seçimlerine Kürdistanlıların tek listeyle katılmasıdır. Benim görüşüme göre de Kürdistan´da yaşayan Kürdler, Süryaniler, Araplar ve Türkmenler tek listeyle Federal Irak Parlamaentosu seçimlerine katılmalıdırlar. Bildiğiniz gibi seçimler 3 ayrı kategori için geçerlidir . 1 ) Federal Irak parlamentosu seçimleri 2 ) Kürdistan parlamentosu seçimleri 3 ) Belediye ve muhtarlık seçimleri . Federal Irak Parlamentosu seçimlerine Kürdistan´dan tek listeyle katılacağımız müjdesini verebilirim. Bu aynı zamanda Bagdat´ta , Basra´da yaşayan Kürdlerin de Kürdistan listesine oy verme hakkını elde etmesine neden olmaktadır. Kürdistan parlamentosu ve belediye encümenleri ile muhtarlıklar için yapılan seçimlerde grup ve partiler ayrı listelerle seçimlere katılacaklardır. Kürd ulusu tarihi bir sınavla karşı karsıyadır. Tüm Kürdler bu tarihi sınavda sorumlukluklarının bilincinde hareket etmek ve birliklerini oluşturmak zorundadırlar . Seçimlerde güçbirligi yapmak için süryani ve tükmenlerle görüşmeleriniz oldu mu ? Görüşmelerimiz devam etmektedir. PDK ve YNK ´nin politbürolarını temsil eden ortak bir komite ,Kürdistan´da yaşayan tüm azınlıkların parti ve dernekleriyle ilişkiye geçmiştir. Kürdistan´da yaşayan azınlıkların temsilcileriyle oluşturduğumuz ortak bir listeyle Federal Irak Parlamentosu seçimlerine katılma şansımız çok yüksektir. Kürdler bu seçimlerde güçlü bir aktördür. Kürdistan´daki azınlıkların Kürdlerle birlikte tek listeyle federal Irak Parlamentosu seçimlerine katılmalarında büyük faydaları olacaktır. Kürdistan, demokrasi mücadelesinde çok olumlu ve önemli mesafeler katetmiştir. Kürdistan´da barış,demokrasi ve özgürlükler alanında atılan adımlar saygıyla anılmakta, ilgiyle izlenmektedir. Kürdistan cografyasının yüzde kaçı özgürdür ve Kürdistan hükümeti tarafından yönetilmektedir ? Irak Kürdistan´ının tümü özgürdür. Çünkü hukuksal olarak tüm Irak Kürdistan´ı özgürdür. Ama Kürdistan cografyasının henüz % 42-47 si Kürdistan hükümetinin denetimindedir. Geri kalan cografyanın büyük bölümü Musul. Kerkük , Shengal , Xaneqin ve Telafir bölgesidir. Bu bölgeler hukuksal olarak Kürdistan hükümetinin denetiminde değildir. Bu önümüzdeki süreç için çok önem arzeden ciddi bir sorundur Bu sorunlar Kürd hükümeti ile Federal Irak devleti arasında ciddi anlaşmazlıklara yol açabilir mi ? Şunu diyebiliriz ki bu sorunları çözme konusunda şimdiye kadar % 50 lik bir başarı elde ettik. Bugünkü durumdan yola çıkarak şunu diyebilirim ; Xaneqin´de fazla sorunun çıkacağını tahmin etmiyorum çünkü, Xaneqin bölgesi işgalci Saddam güçlerinden kurtarıldığı zaman, Kürdlerin ev ve mülklerini zorla işgal eden Arapların birçoğu bölgeden ayrılmak zorunda kaldı. Araplaştırılan Mahmur bölgesi eski demografik yapısına dönme yolundadır. Mahmur´daki Kürtler evlerine geri dönüyor. Musul´daki Kürt bölgesinin bir bölümü için de aynı şeyleri söylemek mümkün. Shengal bölgesindeki araplaştırma politikasına son verilmiş, uygulanan yeni siyasetle Kürtler evlerine geri dönmeye başlamıştır. Kerkük´ün yüzde de kaçı Kürd dür ? Elimde kesin istatistik bilgiler yoktur . Kerkük nüfüsundaki istatistik degişiklikler her geçen gün devam etmektedir. Ama Kürdler bugün bile Kerkük kentinin çoğunluğunu oluşturmaktadır. Kerkük nufüsunun çoğunlugunu teşkil etmemize rağmen, araplaştırma politikasıyla bugüne kadar yapılan demografik tahribatların önüne geçmek ve Kerkúk´e yaraşan tarihi özelliğinin tekrar elde edilmesi için önümüzde acilen yapılması gerekli daha birçok görev bizi bekliyor . Kerkük´ün demografik yapısına karşı yapılan tahribatlar sadece Kerkük şehriyle sınırlı kalmamıştır, ilçe ve köylerini de kapsamıştır. Araplaştırma politikası sonucu Kürtlerin evlerini işğal edenaraplar Kerkük´ü terketmediği sürece, Kerkük belediye seçimleri yapılmayacaktır. Elimizdeki belgelere göre Irak devleti, Kerkúk´ü araplaştırmak amacıyla, Kürtlerin Kerkük´te bir daha çoğunluğu elde etmemesi için uzun vadeli hukuki , sosyal ve siyasi projeler üretmiştir. Zorla evlerinden kovulan Kürtlerin tapuları araplara verilmiştir. Ama efsanevi lider Mustafa Barzani´nin dediği gibi ” eğer bir tek Kürt dahi Kerkük´te kalmazsa, yine O Kürdistan´ın bir kentidir ” . Nasıl ki İstanbul´da 3 milyon Kürt yaşamasına rağmen o Kürtlerin değilse , Bagdat kentinin % 25 Kürtlerden oluşmasına rağmen Bağdat yine de araplarınsa , Kerkük´te de araplar yasamasına rağmen Kerkük Kürtlerindir. - Kürdistan hükümeti evlerinden kovulan Kürdlerin Kerkük´e tekrar gelmesi ve şehrin yeniden inşası için 100 milyon dolarlık bir bütçe hazırlamıştır. Plan ve projeleriniz nasıl yürüyor ? Güney Kürdistan hükümeti her iki idaresiyle Kerkük´e geri dönen ve dönmek isteyen Kürd göçmenlere yardım amacıyla 100 milyon dolarlık bir bütçe hazırlamıştır. Kerkük´teki evlerine geri dönen Kürdler çok kötü koşullar altında yaşamaktadır. Göçmenlerin birçoğu hala evsiz barksızdır. Soğuk kısta yağmur altında yaşamaktadırlar . Elimizden gelen yardımları yapmamıza rağmen olanaklarımız oldukça kısıtlıdır. İnsani yaşam şartlarından mahrum olan bu kardeşlerimize gösterdiğimiz ilgi ve yardımlar aynı zamanda Federal Irak hükümetinin politikasına karşı gösterdigimiz tepki ve hoşnutsuzluğun bir belirtisidir. Biz federal Irak hükümetinin bugüne kadar uyğuladığı Kerkük politikasından memnun değiliz. Tekrar ediyorum ; biz Kerkük´un tarihimizde layık olduğu yeri alması ve dogal demografik yapısına kavuşması için herşeyi yapmaya hazırız. Kerkük Stadyumunda yaşayan kürdler hala eski perişan haldemidirler yoksa kendi evlerine mi taşındılar ? Ne yazık ki değişen bir durum yok, eskisi gibi perişan halde yaşıyorlar. Evleri hala işgalci arapların barınağı durumundadır. Kerkük´e geri dönen Kerküklu Kürtler her açıdan ihmal ediliyorlar. Federal Irak hükümeti, ABD ve Müttefik Güçler, Kerkük´lü Kürtler için gerekli olan yardımı yapmıyorlar. Biz Kerkük kenti ve Kerkük ´teki evlerine geri dönen ve dönmek isteyen Kürt göçmenler için açık ve net bir politika ve stratejiye sahibiz. Bu konuda hiç kimseye taviz vermiyeceğimizi dostlarımız da düşmanlarımızda bilmelidir . Kürtlerin Kerkük belediye seçimlerini ertelemede kararlımıdırlar ? Kerkük kentinin doğal konumuna dönüşmesi için alınan bu karar doğru ve yerinde bir karardır. Kerkük meselesi ve çözüm yolları konusunda Kürdler hemfikirdirler. Kürtler, Kerkük kentinin Kürdistan hükümetinin denetimine geçmesi için ortak bir programa sahiptirler . Kerkük konusunda çok açık ve net bir programa sahibiz Musul bir Kürt kenti midir ? Kürdistan hükümeti 7 kasım 2002 yılında " Kürdistan coğrafyasının tesbiti " için bir proje hazırladı . Kürdistan parlamentosunun bu projesine göre Musul kentinin büyük bir bölümü Kürdistan sınırlarına dahildir. Musul kentinin Kürdistan sınırlarına ait olan bölümü ile Federal Irak devletine ait olan bölümü net bir şekilde belirlenmiştir. Kürdistan parlamentosunun 1992 yılındaki seçimlerinde % 7 lik bir baraj uygulandı . PDK ve YNK % 50 -50 , bazılarına göre de % 51-49 oranla Parlamentoya girdiler. Küçük partiler Kürdistan parlamentosuna giremedi ve büyük sorunlar yaşandı . Yapmayı planladığınız seçimler için aldığınız kararlar nelerdir ? Doğrusu, Kürdistanlıların çoğunluğu 1992 yılı seçimlerinde oylarını PDK´ye verdiler . Mam Celal´in kendisi 4 ekim 2002 yılında yaptığı resmi açıklamada seçimlerde PDK´nın oyların % 51 ve YNK´nın oyların % 49 unu aldığını itiraf etti. Ama 1992 yılı seçimlerinden sonra doğal olmayan bir durum yaşandı ve ne yazık ki " Kürtler birlikte çalışamaz , birliklerini yapamaz " spekülasyonlarının yeniden alevlenmesine yol açtı. Hükümet açısından her zaman bir hükümet varolmuştur . 4 Ekim 2002 yılından sonra tek parlamentoya kavuşan Kürtler için yeni bir dönem başlamıştır. Süleymaniye idaresi ile Kürdistan hükümeti arasındaki ilişkiler hukuki bir temele oturmuştur. Şunu diyebilirim ki , 1994-1997 yılları arasında kanlı çatısmalara yol açan Süleymaniye yönetiminin kendisini Kürdistan hükümeti olarak adlandırması hukuki olarak da geçersizdi ! 4 Ekim 2002 yılına kadar devam eden bu kanunsuzluk, Süleymaniye yönetiminin kendisini Kürdistan Hükümetine bağlı olduğunu gördüğünü kabul etmesiyle son buldu. Senin sorduğun seçim barajı konusunda Kürdistanda yoğun bir tartışma sözkonusudur. Eğer % 7 lik seçim barajı sorun yaratıyorsa bu barajı % 1 e kadar indirelim diyenler de vardır. Seçim barajı konusundakı tartışmalar henüz sonuçlanmamıştır ama ben barajın % 7 civarında kalacağını tahmin etmiyorum. 1992 Yılındaki Parlameto seçimlerinde olduğu gibi eğer bu seçimlerde de % 7 lik seçim baraji uygulanırsa PDK ve YNK´nın dışında sadece İslami Parti´nin parlamentoya girme şansının olduğuna inanıyorum. Kürdistan Parlamentosu seçimlerine katılmak için kaç parti başvuruda bulundu ? Kürdistan´da çok parti . Bilebildiğim kadarıyla Güney Kürdistan´da 36 örgüt veya parti vardır .Bunlar arasında ismi olupta pratik çalışması olmayan parti ve örgütler vardır. Kürdistan ´da mücadele içinde olan ve mücadele geleneği, temeli olan birkaç önemli parti mevcuttur. Ama herşeye rağmen, 36 parti veya örgütün tümüne de sayğım vardır. İnsanın düşüncesi ne olursa olsun, demokratik bir seçimi gerçekleştirmek için seçime katılan veya katılmak isteyen tüm partilere demokratik haklar tanımak, şartlar oluşturmak demokrasinin olmazsa olmaz varolma koşuludur . Umarım, özgür ve demokratik bir seçimi gerçekleştiririz . Sayın Mesud Barzani bir konuşmasında ; " Bağımsız Kürdistan her Kürdün hayalidir - Umarım bu hayal yakın bir zamanda gerçekleşir " dedi . Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz ? Kürdistan yakın zamanda bağımsızlığına kavuşabilir mi ? Kürdistan parlamentosu oybirliğiyle aldığı kararla hedefin Federal ve plural bir Irak devletinin yaratılması olduğunu belirtmiştir. Ama bu karar biz Kürdlerin bağımsız Kürdistan idealini taşımadığı anlamına gelmez. Bağımsızlığı ilan etmek için şartların olgun olması, iç ve dış siyasi etmenlerin uygun olması zorunludur. Uluslararası desteğin de önemli bir faktör olduğunu unutmamak lazım. Umarım her Kürdün taşıdığı hayal gerçekleşir, hür ve bağımsız milletler mertebesine bir an önce kavuşuruz. Güney Kürdistan´da bulunan PKK / Kongra Gel gerilaları ilgili plan ve programlarınız nelerdir ? PKK, KADEK ve Kongra Gel´in durumu hakkında bilgi sahibiyiz. Farklı süreçler yaşayan PKK kisa bir zaman diliminde değişik isimler aldı . Kürdistan´daki tüm aileler kendilerini huzur ve güven içinde hissetmek istiyor. Kürdistan´da yaşayan herkesin kanun ve nizamlar çerçevesinde hareket etmesi toplumumuz için çok büyük arzetmektedir. Kongra Gel´in silahli güçleri konusunda tartışmalar süregelmektedir. PKK, 1999 yılından sonra silahli mücadeleyi bıraktı. Kürdistan hükümetinin bir temsilcisi olarak ve özel görüşüme göre de bugün kuzey Kürdistan´da silahli mücadele vermek kürt halkının çıkarlarına uygun değildir. Demokratik araçlarla mücadele etmenin en doğru yol olacağı inancını taşıyorum.Umarım Kürdler arasında meydana gelen kanlı çatışmalar artık bir daha yaşanmasın. Kongra Gel savaşçılarının sorun teşkil etmemesi ve yaşanan problemlerin müzakareler yoluyla çözülmesi için çok yönlü çaba ve görüşmelerimiz vardır. Kürdistan´da oluşan pozitif atmosferin etkisiyle aramızdaki çeliski ve çatışmaları şiddete başvurmadan görüşmeler yoluyla çözeceğimize inanıyorum. Güney Kürdistan´da Türk askerleri var mı ? PMF ( Peace Marketing Forces ) ismiyle Kürdistan´da konuşlandırılan Türk askerleri , Kürdistan Parlamentosunun 2003 yılının Nisan ayında aldığı resmi karar uyarınca Kürdistan´ı terketti. Türk devleti ” Kerkük´ü kurtarmak” bahanesiyle Güney Kürdistan´ a karşı işgal tehditleri savurmaktadır. Türk devletinin Güney Kürdistan´ı işgal etme ihtimali var mı ? Federal Irak devleti , Birleşmiş Milletlerin 28 haziran 2004 yılında aldığı 1546 sayılı kararla işgalden arındı , bağımsızlığına kavuştu. Federal Irak Hükümeti bağımsız bir devlet olarak, sınırlarının ihlal edilmesini kabul etmez , kendisini savunur. Federal Irak devleti , sınırlarının ihlal edilmesine tahhamül etmeyeceğini defalarca belirtmiş, bu konuda hukuki ve hatta pratik adımlar atmıştır. Bu adımlar işgalci emeller taşıyan herkese karşı verilmiş bir sinyaldir. 1983 Yılında TC ile Saddam diktatörlüğü arasında imzalanan, askerlerin sınırın bu tarafına veya diğer tarafına birkaç km geçmeşini saglayan antlaşma artık geçerli olmadığını Federal Irak devleti kararnameye bağlamıştır. Biz Kürdlere, özellikle Kuzeylilere iletmek istediğiniz mesajınız ? Kürtlerde oluşan birlik ve beraberlik ruhunun daha da pekişmesi lazım. Kürdistan´ın her parçasının özgün tahlilini yapmak ve ele geçirilen firsat ve olanakları iyi değerlendirmek her Kürdün görevidir. Kuzey Kürdistan önemli bir süreçten geçmektedir. Kürtler, özellikle de Kuzey Kürtlerini bekleyen açil ve ivedi görevler vardır. Kuzeyli kardeşlerimizden istediğimiz, AB ile üyelik müzakerleri için tarih bekleyen Türkiye ´nin durumu hakkında net ve somut raporlar hazırlayıp AB ´ye sunmalıdırlar. Kürdlerin uğradığı haksızlıklar konusundaki rapor ve analizler somut verilere dayanmalı !AB´nin Türkiye için sunduğu 6 ekim 2004 raporu ve diplomatik çevrelerden edindiğim izlenimler ışığında, 17 Aralıkta gerçekleşecek olan AB zirve toplantısının Türkiye ile üyelik müzakerlerinin başlaması için ” evet ” kararı alacağını tahmin ediyorum. Kürdistan´in bir parçasının AB üyesi olması ve biz Güney parçasının da AB´ye komşu ülke olmamız bir açıdan oldukca pozitiftir. Avrupa´dan gelen demokrasi rüzğarları ülkemizi de olumlu etkileyecektir. Unutmamamız gereken önemli bir nokta , bu pozitif durumdan azami şekilde yararlanmanın biricik yolunun ciddi ve bilinçli bir çalışmadan geçtiğidir. Kuzey Kürdistan´daki deneyimli politikacilarımız, uzman hukukçularımız ve profesörlerimiz , Kürdistan ve Türkiye ´deki durum ile ilgili somut ve bilimsel raporlar hazırlamalı ve bu raporları her ay AB yetkililerine sunmalıdırlar. TC nin müzakerelerde pazarlık konusu yaptığı ve Kürtleri ilgilendiren konularda Kürtler bir taraf olarak müzakerelere oturmalıdırlar. Kürtler, AB ile TC arasındaki müzakerelerde seyirci değil, kendi hak ve hukukunu savunan meşru temsilciler olarak görüşme masasında yerlerini almalıdırlar. Basit ve somut örnekler verirsek ; Kürtler AB birliğinin projelerinden yararlanarak maddi imkanlar elde edebilir ve bu olanakları Kürt bölgelerinin kalkınması için kullanabilirler. AB ´nin bölgelerarası eşitsizliği gidermek için çeşitli projeleri vardır. Bu projelerden yararlanılarak, Diyarbakır, Batman, Dersim, Van vb gibi illerimizde çeşitli yatırım ve projeler gerçekleştirebilirler. Kuzey Kürdistan´da çok becerikli avukat ve profesörlerimizin olduğunu biliyorum. Artık slogan ve propagandaları bir tarafa bırakıp ciddi işler yapan aktif aktörler olmamızın zamanı gelmiştir.