Musul'da Arap-Kürt savaşı hazırlığı mı? - İbrahim Karagül
El-Kuds el-Arabi gazetesi başyazarı Dr. Abdulbari Atwan'ın Felluce ile ilgili yazısını okuyup da yüreği parçalanmayacak kimse var mı? "... Felluce kentinin toplu mezara dönüştüğünü, kentte soykırım uygulandığını, dünyanın başka hiç bir yerinde bir benzerini görmediğimiz etnik temizlik uygulandığını" belirten Atwan'ın, ABD katliamına destek verenlere yönelik sorularına kim cevap verebilir? Napalm bombalarıyla yok edilen, kimyasal silahlarla zehirlenen küçücük Golan bölgesinde hala direnen Felluceliler'i duyan kimse yok mu? Devam ediyor Atwan; acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciearcoxia 90 mg wikipedia speeddatingmixers.co.uk arcoxia cena
"...Halepçe'ye ve şehitlerine -ki onlar kesinlikle şehittir- saygı duyarak posterler asan sayın Celal Talabani, Mesut Barzani ve bütün Kürt siyasilerine soruyoruz. Felluce'de yaşananlar karşısında nerede onlar? Halepçe katliamı yasakken Felluce katliamı mubah mı?
Seyit Sistani'ye, Dava Partisi lideri ve Irak Başkan Yardımcısı Dr. İbrahim Caferi'ye, hatta Seyit Abdulaziz El Hakim ve Seyit Muhammed Bahrul Ulum'a soruyoruz: Felluce'deki gelişmeler karşısında neredeler? Bazı Iraklı Şii mercileri, Amerikan işgalinin suçlarına ve katliamlarına sessiz kalarak, cihatçı Şii kültürünü lekelemekte ısrar ediyorlar; hatta Felluce, Samarra ve Ramadi katliamlarına katılan güçlerle işbirliği yapılmasını mubah sayan fetvalar çıkarıyorlar?..."
Günlerdir Felluce'de ve Irak'ın direniş merkezlerindeki dehşetle yüzleşiyoruz. Günlerdir ABD ve İngilizlerle onlara destek veren "Allavi askerleri"nin, Kürt birliklerinin, ABD'nin koruması altındaki Halkın Mücahitleri Örgütü'nün ve bazı Şii örgütlere bağlı silahlı güçlerin nasıl bir vahşet koalisyonu oluşturduklarını, saldırıların ikinci gününden itibaren kullanılan kimyasal silahların kenti nasıl zehirlediğini ve insanları öldürdüğünü, ABD'nin bütün enformasyon palavralarına rağmen Felluce halkının bir çok bölgede Amerikan askerlerini nasıl dize getirdiğini, sokakların öldürülen sivillere ait cesetler ve Amerikan tanklarının enkazlarıyla dolu olduğunu, insanların açlıktan ölümle yüz yüze bulunduğunu, hastaneler ve ilaçlar yok edildiği için yaralıların yavaş yavaş öldüğünü, ana-babaların gözlerinin önünde ölen çocuklarını evlerinin içine/bahçesine gömdüklerini, kentten kaçtığı söylenen yüz binlerce insanın nerede olduğunu kimsenin sormadığını, Felluce diye bir kentin artık bulunmadığını, ancak kentin enkazı arasında gelecekte bütün İslam coğrafyasını sarsacak olan direnişin devam ettiğini, öldürülen ABD askerleri ile yok edilen tank ve helikopterlere dair haberlerin dünyadan gizlendiğini, kısaca insan ırkına karşı nefretin ve aşağılamanın her türlüsünün Felluce'de yaşandığını aktarıyorum. İslam dünyasının büyük bölümünün bu utançla yaşamayı tercih etmesine rağmen, vicdanı olanlar derin bir öfke içinde.
Felluce'de mezhep, Musul'da etnik savaş
Böyle bir soykırım, böyle bir dehşet hiçbir siyasi gerekçeyi meşrulaştıramaz. Ocak'ta yapılacak seçimlerden sonra elde edecekleri ganimeti gerekçe göstererek olanlara seyirci kalanlar, Amerikan askerleriyle birlikte Iraklıları katledenler, elde ettiklerinin hiçbir yararını göremeyecek. Sünni bölgenin her tarafı alev alev yanarken, İslam'ın ve insanlığın bütün değerleri aşağılanırken, Müslüman erkekler işkenceden geçirilip Müslüman kadınların namusları kirletilirken, bu coğrafyanın bütün kutsalları yere serilirken kirli siyasi hesapların peşinde koşanlar, işgalciler tarafından kendilerine vaadedilenlere tapınanlar, iktidar uğruna kardeşlerini boğazlayanlar bu topraklara işgalcilerden çok daha derin yaralar açıyor. İngilizlerin 1920'de Irak'ı kimyasal silahlarla nasıl zehirlediğini, köyleri ve kasabaları nasıl yok ettiğini hatırlamayanlar şimdi onların insafına sığınarak kendi insanlarına karşı iktidar yürüyüşü yapıyor.
Felluce'de iki binden fazla Kürt gücünün bulunduğunu, bazı Şii birliklerin Amerika ile birlikte savaştığını yazdığımda bana öfke duyanların, asıl öfkelerini bu kirli ittifaka karşı duymaları gerekmiyor muydu? Bu kişiler, Amerikalıların, İngilizlerin, Bazı Kürt grupların, bazı Şii grupların, Halkın Mücahitleri Örgütü'nün ve Yahudi askerlerin Felluce çevresinde nasıl bir ittifakla birleştiğini hiç düşünemiyorlar mı? Direnişçiler Felluce'ye saldıranlar arasında Yahudi silahlı güçlerin de olduğunu, hatta onlarla birlikte olan dört hahamın öldürüldüğünü belirtiyorlar. Bu nasıl bir ittifak ve kime karşı? Kim tuzağa düşüyor? Bu ittifakın yan unsurları olmayı onur sayanlar mı, bu gerçeği gizleyenler mi yoksa bu tehlikeli süreci aktararak uyarı yapanlar mı? Bölgenin karşı karşıya bulunduğu en büyük tehlike, etnik çatışmalar ve mezhep kavgalarıdır. Yarının Ortadoğu'sunu bu bölünme üzerine şekillendirmeyi planlıyorlar. Bir bir kaos senaryosu.
Önümüzdeki günlerde Musul bir başka yakıcı sorunla kendini gösterecek: Kürt-Arap çatışması. Arapların, Kürtlerin, Türkmenlerin ve Asurilerin yaşadığı 2 milyon nüfusuyla Bağdat'tan sonra Irak'ın en büyük kenti olan Musul, kanlı bir etnik savaşa hazırlanıyor. Kürt güçleri Irak ordusu üniforması giydirilerek Musul'a naklediliyor. Kentin bir bölümü direnişçilerin kontrolünde. Araplar, işgal sonrası yağmayı hatırlatarak Kürt birliklerin gelişinden endişeli. Kentteki 4 bin Irak polisi direnişçiler gelince kaçtı. Şimdi Kürtlerin etki alanını Musul'a kadar genişleteceği konuşuluyor. Dohuk ve Erbil'den gönderilen Kürt güçlerle direnişçiler arasında çatışmaların her an başlayabileceği belirtiliyor. Bunları gizlememiz mi gerekiyor? Bu tehlikeye dikkat çekince etnik savaşı mı körüklüyoruz? Felluce'de mezhep, Musul'da Kürt-Arap krizini tetikleyenler, Kerkük'te de Kürt-Türkmen çatışması başlatacaklar. Böyle bir bölünmenin Türkiye'den İran'a, Körfez ülkelerinden Pakistan'a, Suudi Arabistan'dan Lübnan'a kadar bütün bölgeyi ne hale getireceğini görmüyor muyuz?
ABD Felluce'de kimyasal silahlar kullandı, sayısı bilinmeyen sivil kayıp var. Neden bunu sormuyoruz? Bu, karşı saldırıyı getirdi. Direnişçilerin dün, Musul'a gitmeye hazırlanan 2 bin 500 ABD askerinin bulunduğu Balad'daki üsse 4 adet kimyasal savaş başlığı taşıyan füze attığı, Black Hawk ve Chinook helikopterlerinin üç saat ölü ve yaralı taşıdığı, çok sayıda ABD askerinin öldüğü bildirildi.