Ortadoğu5 Kasım 2004 00:00
Telafer’de ne oldu, ne olacak? - Ferruh Sezgin
Operasyonun gerisindeki beynin bölgedeki yardımcılarının başta gelenlerinden biri, Kadiriler’in bir kolu olan Keznizani Tarikatı.Kürt asıllılardan oluşan Keznizani’lerin halihazır dinî lideri Muhammed Keznizani, siyasi lideri ise oğlu Nakro Keznizani.Keznizani’ler bölgede yıllardır MOSSAD, CIA ve MI6’ya hizmet veriyor.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgrenovation vejle renovation skive renovacialis walgreen coupon cialis discount cialis couponoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Amerikan-Kürt koalisyonunun, Telafer’e saldırmadan önce, Süleymaniye’de şu meşhur çuval meselesi ve Kerkük’te de nüfus ve tapu kayıtlarının yağmalanması gibi oldu bittilerle “Türkiye’yi test ettiği” söylenir.
Sakın inanmayın, çünkü bu tahminde -veya değerlendirmede- bir önemli hata ve bir de önemli yönlendirme var.
Türkiye’nin “karşı koyma iradesi”nin olup olmadığı, Süleymaniye-Kerkük operasyonlarıyla değil, 1990’ların başlarından itibaren Kuzey Irak’ta Çekiç Güç’ün -ve sonra Keşif Gücü’nün- Kürtler’e yaptığı alenî yardımlar ve Batılı NGO’ların aynı bölgede yürüttüğü örtülü faaliyetler sırasında test edilmiş, olmadığı görülmüştü; aksini düşünen hatalıdır.
Telafer’e girenleri Amerikalı askerlerden ve onlara kılavuzluk eden Barzani’nin peşmergelerinden ibaret sanmak ise bu “maşa”ların arkasında saklı duran asıl “azmettirici” İsrail’i görememek demektir ki, nefretiniz ABD ve IKDP üzerine yoğunlaştığında İsrail’i ıskalamış olursunuz, bu da yönlendirilmiş olduğunuz anlamını taşır.
Telafer operasyonunun amaçları ana hatlarıyla şunlar: * Telafer ve kuzeyine hakim olarak, Türkiye’nin Irak Türkleri ile bağlantısını kesmek; * Kerkük’teki Türk direnişine yardım edebilecek en önemli noktayı söndürerek Kerkük’ü yalnız bırakmak; * Telafer batısında Irak-Suriye sınırına ulaşarak Suriye Kürtleri ile birleşmek; * Güneyde Basra Körfezi’ne inip denize ulaşma için yürütülmekte olan operasyonlara paralel olarak, Suriye Kürtleri ile birleşip, “Türkiye-Irak Türkleri- İran kuşatması”nı yarmak.
Böylesine bir stratejiyi çizmek ve adım adım uygulamak, Guam’da veya Macaristan’da veyahut bir başka üçüncü ülkede eğitilip Irak’a geri yollanan Kürt çapulcuların harcı değil.
Burada, daha elit ve daha tecrübeli birilerinin parmağını -beynini- aramak lâzım.
Operasyonun gerisindeki beynin bölgedeki yardımcılarının başta gelenlerinden biri, Kadiriler’in bir kolu olan Keznizani Tarikatı.
Kürt asıllılardan oluşan Keznizani’lerin halihazır dinî lideri Muhammed Keznizani, siyasi lideri ise oğlu Nakro Keznizani.
Keznizani’ler bölgede yıllardır MOSSAD, CIA ve MI6’ya hizmet veriyor.
Amerikan uçaklarının Telafer’i bombalaması sırasında yerden İleri Hava Kontrolörü görevi yaparak hedef tarif edenler -uçakları Türk hedeflerine yöneltenler- de bu tarikatın eğitilmiş mensupları.
Keznizanilileri yönetenler ise, hemen tahmin edileceği gibi, mahalli kıyafetler içinde bölgede cirit atmakta olan İsrail askerî uzmanları.
İsrail ayrıca, Telafer topraklarından geçen Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattının ve Zammar’daki petrol kuyularının denetimine de el koymuş durumda.
Bilindiği gibi, İsrail yaklaşık 1992’den bu yana Kerkük’ten Türkiye’ye gelen boru hattının güvenliğinin kendisine emanet edilmesini talep eder ve Türkiye’nin her olumsuz cevabında IKDP’lileri ve PKK’lıları kullanarak boru hattını kundaklatır, haftalarca kullanılamaz hale getirirdi.
Telafer operasyonu amaçlarına ulaştı mı? Evet, ulaştı.
Türkiye-Irak sınırında şu bir türlü açamadığımız ikinci kapının -Ovacık kapısı- bulunduğu yerden Telafer’e doğru inen Dicle’nin doğusundaki köyler zaten bir bölümüyle Kürt köyleriydi.
Telafer operasyonundan sonra Barzani, nehrin batısındaki 13 köye ve Zammar’a çoğu İsrail’den getirilmiş Yahudi-Kürt nüfusu yerleştirdi.
Böylece, Türkiye’den Telafer’e uzanan koridor Kürt kontrolüne -buna, “İsrail kontrolüne” demek daha doğrudur- girmiş oldu.
Bu gelişmeye, Kürtler’in çok geçmeden Telafer batısında Suriye sınırına da dayanacaklarını eklerseniz işin rengi ortaya çıkar ve yakın gelecekte kimlerin hangi suçlamalarla Yüce Divan’ı boylayacakları az çok anlaşılmış olur.
Telafer’in düşmesinin ya da düşecek olmasının Türk siyasetine getireceği sonuç nedir? Bu sorunun çok basit bir cevabı var: İsrail’in kuzey sınırları Türkiye’ye bir adım daha yaklaşmış olur.
Sakın inanmayın, çünkü bu tahminde -veya değerlendirmede- bir önemli hata ve bir de önemli yönlendirme var.
Türkiye’nin “karşı koyma iradesi”nin olup olmadığı, Süleymaniye-Kerkük operasyonlarıyla değil, 1990’ların başlarından itibaren Kuzey Irak’ta Çekiç Güç’ün -ve sonra Keşif Gücü’nün- Kürtler’e yaptığı alenî yardımlar ve Batılı NGO’ların aynı bölgede yürüttüğü örtülü faaliyetler sırasında test edilmiş, olmadığı görülmüştü; aksini düşünen hatalıdır.
Telafer’e girenleri Amerikalı askerlerden ve onlara kılavuzluk eden Barzani’nin peşmergelerinden ibaret sanmak ise bu “maşa”ların arkasında saklı duran asıl “azmettirici” İsrail’i görememek demektir ki, nefretiniz ABD ve IKDP üzerine yoğunlaştığında İsrail’i ıskalamış olursunuz, bu da yönlendirilmiş olduğunuz anlamını taşır.
Telafer operasyonunun amaçları ana hatlarıyla şunlar: * Telafer ve kuzeyine hakim olarak, Türkiye’nin Irak Türkleri ile bağlantısını kesmek; * Kerkük’teki Türk direnişine yardım edebilecek en önemli noktayı söndürerek Kerkük’ü yalnız bırakmak; * Telafer batısında Irak-Suriye sınırına ulaşarak Suriye Kürtleri ile birleşmek; * Güneyde Basra Körfezi’ne inip denize ulaşma için yürütülmekte olan operasyonlara paralel olarak, Suriye Kürtleri ile birleşip, “Türkiye-Irak Türkleri- İran kuşatması”nı yarmak.
Böylesine bir stratejiyi çizmek ve adım adım uygulamak, Guam’da veya Macaristan’da veyahut bir başka üçüncü ülkede eğitilip Irak’a geri yollanan Kürt çapulcuların harcı değil.
Burada, daha elit ve daha tecrübeli birilerinin parmağını -beynini- aramak lâzım.
Operasyonun gerisindeki beynin bölgedeki yardımcılarının başta gelenlerinden biri, Kadiriler’in bir kolu olan Keznizani Tarikatı.
Kürt asıllılardan oluşan Keznizani’lerin halihazır dinî lideri Muhammed Keznizani, siyasi lideri ise oğlu Nakro Keznizani.
Keznizani’ler bölgede yıllardır MOSSAD, CIA ve MI6’ya hizmet veriyor.
Amerikan uçaklarının Telafer’i bombalaması sırasında yerden İleri Hava Kontrolörü görevi yaparak hedef tarif edenler -uçakları Türk hedeflerine yöneltenler- de bu tarikatın eğitilmiş mensupları.
Keznizanilileri yönetenler ise, hemen tahmin edileceği gibi, mahalli kıyafetler içinde bölgede cirit atmakta olan İsrail askerî uzmanları.
İsrail ayrıca, Telafer topraklarından geçen Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattının ve Zammar’daki petrol kuyularının denetimine de el koymuş durumda.
Bilindiği gibi, İsrail yaklaşık 1992’den bu yana Kerkük’ten Türkiye’ye gelen boru hattının güvenliğinin kendisine emanet edilmesini talep eder ve Türkiye’nin her olumsuz cevabında IKDP’lileri ve PKK’lıları kullanarak boru hattını kundaklatır, haftalarca kullanılamaz hale getirirdi.
Telafer operasyonu amaçlarına ulaştı mı? Evet, ulaştı.
Türkiye-Irak sınırında şu bir türlü açamadığımız ikinci kapının -Ovacık kapısı- bulunduğu yerden Telafer’e doğru inen Dicle’nin doğusundaki köyler zaten bir bölümüyle Kürt köyleriydi.
Telafer operasyonundan sonra Barzani, nehrin batısındaki 13 köye ve Zammar’a çoğu İsrail’den getirilmiş Yahudi-Kürt nüfusu yerleştirdi.
Böylece, Türkiye’den Telafer’e uzanan koridor Kürt kontrolüne -buna, “İsrail kontrolüne” demek daha doğrudur- girmiş oldu.
Bu gelişmeye, Kürtler’in çok geçmeden Telafer batısında Suriye sınırına da dayanacaklarını eklerseniz işin rengi ortaya çıkar ve yakın gelecekte kimlerin hangi suçlamalarla Yüce Divan’ı boylayacakları az çok anlaşılmış olur.
Telafer’in düşmesinin ya da düşecek olmasının Türk siyasetine getireceği sonuç nedir? Bu sorunun çok basit bir cevabı var: İsrail’in kuzey sınırları Türkiye’ye bir adım daha yaklaşmış olur.