Ortadoğu14 Ekim 2004 00:00
Amerikan masası! - Engin Sunar
Türkiye'ye uzun bir aradan sonra teşrif eden, ya da özellikle gönderilen Barzani kürt aşireti ve bundan türeme Kürdistan Yurtsever Birliği (KYB)''nin başı Mesut Barzani aşikar bir yüzsüzlük örneği verdi.Boynunda kravatı eğreti duran bu aşiret başkanının Türkiye''deki zuhurunun bir meydan okuma, kendini devlet lideri gibi kabul ettirme amacı taşıdığını görmemek mümkün değildirdiscount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholcleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilocialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer coupon
Şimdi çoğu medya haberlerinde Barzani''ye sert bir "bundan sonraki açıklamalarına dikkat et ve Türkiye''nin hassasiyetine duyarlı ol!" mesajı verildiği yer alıyor.
Böyle bir mesajın verildiğini kabul etsek bile, ulaşan haberlerde Barzani''nin "yanıldım, özür dilerim" şeklinde bir sözüne rastlamak söz konusu değil. Ne yazık ki, Amerikan desteğiyle palazlanan Kuzey Irak Kürt devleti ''bilmem nesi'' bu kişi, kendini Ankara''ya kabul ettirdiği gibi, son derece sivri ve küstahça görüşlerini de bir kez daha en yetkili ve etkili (!) makamlara dinletme fırsatını bulmuştur.
Önce iki üst düzey Dışişleri yetkilisiyle ankara''nın ünlü bir balıkçı restoranında birlikte yenilen mükellef bir öğle yemeği, sonra da, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından izzet ikram kabul ediliş! Barzani''nin bu ağırlamadan bir kat daha ''Mesut'' olduğundan hiç şüphem yok doğrusu.
Bu yemekli ve devlet adamı itibarı taşıyan görüşmelerde Barzani''ye "Türkiye''nin Kerkük konusunda son derece hassas olduğu, kentin demografik yapısının bozulmasna kesinlikle seyirci kalınmayacağının bildirildiği söyleniyor.
Anlaşıldığı kadarıyla bu aşiret başı da şöyle konuşmuş: *Kerkük kürtlerin kalbidir.
Burada tüm etnik kökenliler ortak yaşayabilir.
Sorunu bir referandum çözer. *Türkiye''yi tehdit eden silahlı gruplara göz yummayız.
Ancak, PKK/KongeGel mensuplarına genel af çıkartılmalıdır.
*Türkiye ile Irak arasında ikinci bir sınır kapısı açılamaz.
Bunun yerine Habur''un genişletilmesine ve geliştirilmesine özen gösterin *Türkiye ile Kuzey Irak arasında hava ulaşımı derhal başlamalı.
Hınzırlığın böylesine cesaret eden bir kişiyle bir arada kalmaya bizimkiler nasıl tahammül ettiler? Aklım almıyor bunu.
Dolayısıyla yine bu konuya ilişkin başka şeylere de.
Ankara''daki bu iktidar zamanında Türk vatandaşı terör militanlarına emekli maaşı ödeniyor.
Avrupa Birliği''nin baskısıyla serbest bırakılan hükümlü DHP milletvekillerine terör şaibesinden aklanmamış olmalarına rağmen yeşil pasaport veriliyor. Bunlardan Leyla Zana, Selim Sadak ve Orhan Doğan VİP salonundan geçerek Brüksel''e uçtu.
VİP, yani ''çok önemli kişi''lerimize bakın! Sanırım kendilerinin AB kapısındaki Türkiye için bir ''siyasi'' sigorta oldukları vehmine kapılmış bunlar.
"Harput içeri, pire dışarı" diyen kişi ne güzel demiş! Barzani''yi aldılar içeri, Zana''yla arkadaşlarını saldılar dışarı? Şu anda Zana ''Sakarov Ödülü'' demokrasi ve insan hakları savunucularına verilen alıyor.
Avrupa Parlamentosu''ndan.
Mühteremlerin 21 ekim''deki terör yandaşlığı davalarına katılmak üzere Türkiye''ye dönmesi bekleniyormuş! Merak etmeyin, ''beraat'' ufukta görünmüşken Şrar akla gelmez bile.
Barzani''ye PKK terörüne genel af isteten çirkin görüntü budur işte.
Genel af başından sonuncu adamına kadar özgür kalma demektir.
Buna şu anda adı yeniden telaffuz edilmeye başlanan Apo namlı Abdullah Öcalan terörist başı da dahildir.
Apo daı, bana bu vatan haininin, Türk-Kürt ayırımı yapmadan kadın ve çocuk katilinin nasıl derdest edildiğini de hatırlatıyor.
Bu sakiyi yuvalandığı Suriye''den, Türk ordusunun bu ülke sınırında kararlılıkla boy göstermesi ininden çıkartmıştı.
Acaba Tayyip Bey ve arkadaşları Mesut Barzani''ye "Bu düşünceleri unut.
Maceraya girişen sonucuna katlanır" derken böyle bir yaptırıma başvurmayı mı düşünüyorlardı? Hiç sanmıyorum, davranışları asla böyle bir izlenim vermiyor.
Böyle bir mesajın verildiğini kabul etsek bile, ulaşan haberlerde Barzani''nin "yanıldım, özür dilerim" şeklinde bir sözüne rastlamak söz konusu değil. Ne yazık ki, Amerikan desteğiyle palazlanan Kuzey Irak Kürt devleti ''bilmem nesi'' bu kişi, kendini Ankara''ya kabul ettirdiği gibi, son derece sivri ve küstahça görüşlerini de bir kez daha en yetkili ve etkili (!) makamlara dinletme fırsatını bulmuştur.
Önce iki üst düzey Dışişleri yetkilisiyle ankara''nın ünlü bir balıkçı restoranında birlikte yenilen mükellef bir öğle yemeği, sonra da, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından izzet ikram kabul ediliş! Barzani''nin bu ağırlamadan bir kat daha ''Mesut'' olduğundan hiç şüphem yok doğrusu.
Bu yemekli ve devlet adamı itibarı taşıyan görüşmelerde Barzani''ye "Türkiye''nin Kerkük konusunda son derece hassas olduğu, kentin demografik yapısının bozulmasna kesinlikle seyirci kalınmayacağının bildirildiği söyleniyor.
Anlaşıldığı kadarıyla bu aşiret başı da şöyle konuşmuş: *Kerkük kürtlerin kalbidir.
Burada tüm etnik kökenliler ortak yaşayabilir.
Sorunu bir referandum çözer. *Türkiye''yi tehdit eden silahlı gruplara göz yummayız.
Ancak, PKK/KongeGel mensuplarına genel af çıkartılmalıdır.
*Türkiye ile Irak arasında ikinci bir sınır kapısı açılamaz.
Bunun yerine Habur''un genişletilmesine ve geliştirilmesine özen gösterin *Türkiye ile Kuzey Irak arasında hava ulaşımı derhal başlamalı.
Hınzırlığın böylesine cesaret eden bir kişiyle bir arada kalmaya bizimkiler nasıl tahammül ettiler? Aklım almıyor bunu.
Dolayısıyla yine bu konuya ilişkin başka şeylere de.
Ankara''daki bu iktidar zamanında Türk vatandaşı terör militanlarına emekli maaşı ödeniyor.
Avrupa Birliği''nin baskısıyla serbest bırakılan hükümlü DHP milletvekillerine terör şaibesinden aklanmamış olmalarına rağmen yeşil pasaport veriliyor. Bunlardan Leyla Zana, Selim Sadak ve Orhan Doğan VİP salonundan geçerek Brüksel''e uçtu.
VİP, yani ''çok önemli kişi''lerimize bakın! Sanırım kendilerinin AB kapısındaki Türkiye için bir ''siyasi'' sigorta oldukları vehmine kapılmış bunlar.
"Harput içeri, pire dışarı" diyen kişi ne güzel demiş! Barzani''yi aldılar içeri, Zana''yla arkadaşlarını saldılar dışarı? Şu anda Zana ''Sakarov Ödülü'' demokrasi ve insan hakları savunucularına verilen alıyor.
Avrupa Parlamentosu''ndan.
Mühteremlerin 21 ekim''deki terör yandaşlığı davalarına katılmak üzere Türkiye''ye dönmesi bekleniyormuş! Merak etmeyin, ''beraat'' ufukta görünmüşken Şrar akla gelmez bile.
Barzani''ye PKK terörüne genel af isteten çirkin görüntü budur işte.
Genel af başından sonuncu adamına kadar özgür kalma demektir.
Buna şu anda adı yeniden telaffuz edilmeye başlanan Apo namlı Abdullah Öcalan terörist başı da dahildir.
Apo daı, bana bu vatan haininin, Türk-Kürt ayırımı yapmadan kadın ve çocuk katilinin nasıl derdest edildiğini de hatırlatıyor.
Bu sakiyi yuvalandığı Suriye''den, Türk ordusunun bu ülke sınırında kararlılıkla boy göstermesi ininden çıkartmıştı.
Acaba Tayyip Bey ve arkadaşları Mesut Barzani''ye "Bu düşünceleri unut.
Maceraya girişen sonucuna katlanır" derken böyle bir yaptırıma başvurmayı mı düşünüyorlardı? Hiç sanmıyorum, davranışları asla böyle bir izlenim vermiyor.