Telafer’e İnsanî Yardım Engelleniyor - Selim Somçağ
Her fırsatta dünyanın savaş gücü en yüksek ordularından birine sahip olmakla övünen Türkiye Telafer’e Kızılay yardımı göndermekten bile aciz. Bu ülke Atatürk’ün bize bıraktığı, başı dik Türkiye’ye mi, yoksa İngiliz, Fransız, Rus büyükelçilerinin yönettiği, padişahın öfkesinden kurtulmak isteyen bir sadrazamın İngiliz Büyükelçiliğine iltica ettiği Tanzimat Türkiyesine mi daha çok benziyor.
Telafer’in işgali ve nüfusun önemli bir bölümünün şehirden sürülmesi tamamlandıktan sonra ABD Türk kamuoyunu yatıştırmak amacıyla Türk hükümetinin Telafer’e Kızılay yardımı gönderme talebini kabul etti. Malûm medya bunu “Türk Askeri Telafer’e Gidiyor” diye ilân etti. Söz konusu Türk askeri yardım dağıtımı sırasında izdiham olmasını engellemek için Kızılay ekibine refakat edecek bir avuç güvenlik görevlisiydi... Bizler "Demek Türk kamuoyu Kızılay yardımıyla avutulacak" derken, aslında ABD’nin buna bile izin vermediği ortaya çıktı. Dün akşam saatlerinde Telafer’e yardım götüren Kızılay ekibinin bir aracı Musul’da silâhlı saldırıya uğradı; araçta bulunan üç Kızılay görevlisi ve iki gazeteci yaralandı. Bu saldırı Türkiye Cumhuriyetinin Irak’ın kuzeyindeki caydırıcılığının ABD-peşmerge koalisyonunun gözünde sıfıra inmiş olduğunu gösteriyor. Öyle ki bu koalisyon işgal ve etnik temizlik planını uygularken Türk kamuoyunu ve Türkiye Cumhuriyetini yatıştıracak en ufak bir jeste bile gerek duymuyor, Türkiye’ye “Senin burada ne işin var?” diye posta koyuyor.
Her fırsatta dünyanın savaş gücü en yüksek ordularından birine sahip olmakla övünen Türkiye Telafer’e Kızılay yardımı göndermekten bile aciz. Bu ülke Atatürk’ün bize bıraktığı, başı dik Türkiye’ye mi, yoksa İngiliz, Fransız, Rus büyükelçilerinin yönettiği, padişahın öfkesinden kurtulmak isteyen bir sadrazamın İngiliz Büyükelçiliğine iltica ettiği Tanzimat Türkiyesine mi daha çok benziyor?