Tel Afer Bilmecesi - Orhan Birgit
Kuzey Irak'ta Türkmen çoğunluğunun yaşadığı bölgede ve özellikle Tel Afer 'de olup bitenlerin asıl amacı kurulmakta olan Kürt devletine bir yandan Suriye ile sınır komşuluğunu gerçekleştirmek; öte yandan da bu devleti adım adım Basra Körfezi'nde bir liman sahibi yapmak. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadafusidinezuur voetschimmel fusidinezuur creme fusidinezuur acnecialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon
Şii lider Mukteda El Sadr yanlısı bazı Şii Arap gruplarının, hatta bir grup Şii Türkmenin Felluce'den kaçarak Tel Afer'de konuşlanmak istemesini bu kentin ve çevresinin hedef gözetmeksizin bombalanması için gerekçe gösteren Pentagon'un söyledikleri de, ABD Dışişleri yetkililerinin bu söylemlere paralel açıklamaları da inandırıcı olmaktan çok uzak. Dün Sabah gazetesi adına bölgeye girmek isterken bir grup Sünni Arap direnişçinin tutsağı olan, daha sonra salıverilen gazeteci Zeynep Tuğrul , sıcak gözlemlerini anlatırken ''Peşmergelerin Tel Afer'de ABD askerleri ile birlikte operasyona katıldıklarını da'' yazıyordu. Doğan Haber Ajansı 'nın bölgedeki muhabirleri Ramazan Yavuz ile Muzaffer Duru da dünkü Milliyet gazetesinde ''Amerikan askerlerinin kentten kaçmaya çalışanları engellediklerini ve sivillere ateş açtıklarını'' bölgede konuştukları Türkmenlerden edindikleri bilgiler arasında tüm dünyaya duyurmuşlardı.
Saldırıyı düzenleyenlerin resmi açıklamasına göre 51 suçsuz Türkmen öldürülmüş. Tel Aferliler yüzlerce ölüden söz ediyor. Hangisi gerçeği tam yansıtıyor, bunu Türk devleti bile ne yazık ki aradan bu kadar gün geçtiği halde bilmiyor. Bilinen, ABD ordusunun sivil halk ya da terörist gözetmeksizin herkesi hava bombardımanı ve tanklardan açılan ateş salvosunda hedef seçtiği. Sivil halkı havadan bombalamak hangi uluslararası konvansiyonda yazılıdır? Dün sabah Dışişleri Bakanlığı'na giderek Müsteşar Ali Tuygan ile görüştükten sonra mahcup ifadelerle basın açıklaması yapmak zorunda kalan Büyükelçi Edelman , bu konulara temas etmeden yuvarlak sözlerle Türk hükümetini idare ediyor!
Ankara'nın taşına değil Türkmenlerin yaşına bak
Geçen hafta, Tel Afer'de ilk silah sesleri duyulduğu zaman Amerikan askerlerinin peşmergelerle Türkmenlere yönelik bir operasyona başladığı haberlerini Ankara ivedilikle tekzip etmişti. Dışişleri Bakanı Gül , bu doğrultudaki haberleri yalanlarken sadece kendi kaynaklarını değil, Silahlı Kuvvetler'i ve devletin haber alma örgütünü de tanık gösteriyordu. Aradan bir tam gün geçmeden facianın somut verileri, zavallı Türkmen kardeşlerimizin ölüm ateşi ile Tel Afer'i terk etmek gibi, ikisi de kendileri için korkunç seçenekler arasında kaldıklarını kimi yüzlere tokat gibi çarpmış olmalıdır.
Amerikan askerlerinin, çevre yerleşim bölgelerinde mahsur kalan Türkmenlere gönderilmek istenilen gıda ve ilaç yardımlarına bile izin vermemesi, bölgeye sığındığı ileri sürülen Şii direnişçileri yakalamak ya da ortadan kaldırmak gibi iddialarla birebir çelişmektedir. Abdullah Gül, çaresiz bir hükümetin dışişleri bakanı olmanın azabını umarım yıllar sonra yayımlayacağı anılarında açıklayarak vicdan azabını azaltmaya çalışacaktır. İlk demeçlerinde bölgeye ilaç, çadır, sağlık yardımlarından söz ediyordu. Bugün konuşulan ise sadece insani yardım sözcüğü içine gizlenmek istenilen laf salatasıyla sınırlıdır.
Sayın Genelkurmay Başkanı 8 Ocak 2002 günlü açıklamasında ''Türkmenlere yönelik bir yok etme girişimi karşısında Türkiye'nin hareketsiz kalmayacağını'' söylemişti. Ne yazık ki Türkiye'deki Türkmenler anavatanlarından gelen haberler karşısında televizyon yayınlarında tüm insanlığa yardım çağrısı yapmak zorunda kalmış; Türkiye'nin vurdumduymaz bir tutum ile durumu tam anlamıyla idare etmesinin düş kırıklığı içinde şaşkın vaziyettedirler.
Eric Edelman, hükümeti adına dün Tel Afer'den göçmek zorunda kalan 50 bin Türkmenin kenti terk nedenini, Şii teröristlerden kaçmak olarak değerlendiriyor. Şayet öyle ise ve şayet Amerika'nın bölgenin demografik dengesini değiştirmek gibi bir amacı yoksa, o zaman Tel Afer'de güven oluşur oluşmaz ABD, bu 50 bin Türkmenin evlerine ve işlerine dönmelerini sağlamalı değil midir?
Aksi halde Kerkük'ün bir Kürt kenti olduğunu meydan okurcasına söyleyen Barzani 'nin de, dün yaptığı açıklama ile ''ABD ile işbirliği yaptığını'' söyleyerek Türkiye'yi de bu doğrultuda bir politika izlemeye çağıran Osman Öcalan 'ın da söyledikleri Ankara açısından içinden çıkılmaz tuzaklar olarak değer kazanmış olur.
Anlaşılması gerçekten zor. Çözümü güç bir bilmece gibi stratejik müttefikimizin Türkiye'nin bu elleri kanlı terörist düşmanlar ile yürüttüğü ileri sürülen flörtler...
Amerika'nın Iraklı Kürtlerle yaptığı sadece flört mü, yoksa işin içinde, Türkmenlerin üstünden bir zina olayı da mı var?
Cumhuriyet