ABD7 Temmuz 2005 00:00

Uçan şeyh numarası: Amerikan efsanesi – İsrafil Kumbasar

Şeyh efendiler, ''çalışıp-çabalamadan'' kendilerini ziyarete gelen müritlerin getirdikleri hediyeler ve yaptıkları bağışlar ile ''gül gibi'' geçinip giderlerdi!...Ta ki ''aklını çalıştıran'' birilerinin çıkagelip foyalarını ortaya çıkarıncaya kadar!...Son yıllarda yeryüzüne pompalanan ''Amerikan Efsanesi'' de işte bu ''sahte'' şeyhlerin durumundan pek farklı değil!...cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardrenovation vejle link renovaarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cena

TECRÜBE sahibi olan atalarımızın bizlere yadigar kalan en anlamlı sözlerden birisi de şudur:..

"Şeyh uçmaz, mürit uçurur!.."..

''Eğitim'' seviyesi düşük, ''algılama'' yeteneği zayıf olan toplulukları kandırmak oldukça kolaydır!...

Aslında insan ruhunu olgunlaştırıp, ''mutlak mutluluğun kapılarını açan'' bir anahtar olan tasavvuf, mutlak inancın ''hurafe'' ile birbirine karıştırıldığı dönemlerde, ''gözüaçık'' bir takım kişiler tarafından eşi benzeri bulunmaz bir ''geçim kapısı'' haline getirilmişti!...

Yakın zamana kadar ''dini konularda'' hiçbir bilgisi olmayan, ''kara cahil'' ama ''uyanık'' bazı zat-ı muhteremler, kafalarına birer ''sarık'' geçirip, ellerine birer ''asa'' alarak, kendilerini ''şeyh'' ilan ederlerdi!...

Tabii ki her şeyhin bir de ''kerameti'' olması icabederdi!...

Kerametlerden en meşhuru ''uçma'' numarasıydı!...

Bunun için bir iki ahmağı kafakola alıp, ''çorbaya'' ortak etmek yeterliydi!...

Etraflarında dönüp duran ''sahte'' müridler aracılığı ile etrafa ''uçtuklarına dair'' efsaneler yayarlardı!...

Şeyhin ''uçtuğunu'' hiç gören olmazdı!...

Ancak, yüzlerce kilometre uzaklıkta yaşayan insanlar bile, onun gerçekten uçtuğuna inanırlardı!...

Şeyh efendiler, ''çalışıp-çabalamadan'' kendilerini ziyarete gelen müritlerin getirdikleri hediyeler ve yaptıkları bağışlar ile ''gül gibi'' geçinip giderlerdi!...

Ta ki ''aklını çalıştıran'' birilerinin çıkagelip foyalarını ortaya çıkarıncaya kadar!...

Son yıllarda yeryüzüne pompalanan ''Amerikan Efsanesi'' de işte bu ''sahte'' şeyhlerin durumundan pek farklı değil!...

Dünyayı istedikleri gibi sömürmeye çalışan uluslararası sermaye şirketlerinin ''devlet'' biçiminde örgütlendiği Amerika''nın, ileride kuracağı ''küresel hegemonyanın'' iskeletini oluşturmak için, önce insanların bilinçaltlarına ''derin korku'' salacak bir efsaneyi yerleştirmesi gerekiyordu!...

Efsanenin nihai amacı, ''küresel sömürünün'' hedefindeki insan topluluklarının Amerika''nın ''insan hayalinin sınırlarını zorlayan'', ''ulaşılması hiçbir zaman mümkün olmayan'' bir güce sahip olduğuna inandırılmasıydı!...

''Yeni dünya düzeni'' adında niteliği belirsiz bir kavram ile ''taçlandırılan'' efsanenin yayılması için uygulamaya konulan ''psikolojik harekat'' yaklaşık yüzyıldan beri sürüyor!...

Harekatta kullanılan en belirgin silah, ''bilim ve teknolojide'' meydana gelen gelişmelerdir!...

''Nükleer silah'' denemeleri, ''uzay çalışmaları'' ve ''Yıldız Savaşları'' projesi, aslında psikolojik harekatın öğelerinden başka şeyler değillerdir!...

Kitle iletişim araçları vasıtası ile ''korku dolu'' efsane yeryüzünün en ücra noktalarına kadar yayıldı!...

''İlan-reklam'' desteğiyle kontrol edilen gazete ve televizyonlar, ''tek elden üretilen'' sanal ve sansasyonal haberlerle insan zihnini bombardımana tuttu!...

''Devşirme'' akademisyenler, siyasiler, stratejistler, gazeteciler ve yazarlar, içinde yaşadıkları topluluklara Amerika''nın hikmet ve faziletlerini pompalayıp durdu!...

''Özel efektler'' ile bezenmiş Holywood filmleri ile Amerika, ''yenilmez bir güç'' olarak insanların kafasına yerleşti!...

Numara tuttu, ''şeyh'' uçtu!...

Irak''a düzenlenen işgal harekatı, şeyhin kerametinin aslında ''kendinden menkul'' olduğu ortaya çıkardı!...

Uzaydaki uydular aracılığıyla yönlendirildiği söylenen teknoloji harikası ''ultra akıllı'' silahların, birer ''canlı bombaya'' dönüşen ''insan iradesi'' karşısında hiçbir işe yaramadığı çıplak gözle görüldü!...

Hedeflerini ''milimi milimine'' vurdukları iddia edilen güdümlü füzeler, yollarını şaşırıp Suriye''de yolcu otobüsünü, İran''da petrol rafinerisini, Türkiye''de bir tarlayı vurdu!...

Gelişmiş bilgisayar sistemleri ile donatılan savaş uçakları, arızalanıp yere çakıldı!...

''Bomba işlemez'' denilen dev helikopterler, köylülerin av tüfeklerinden çıkan köhne kurşunlar ile düşürüldü!...

''Rambo'' gibi teçhizatlandırılan askerlerin yüzlerindeki ''korku'' ve ''dehşet'' ifadeleri, hafızalara yerleşen ''yenilmez güç'' imajını alaşağı etti!...

Irak''ta ''terörist'' olarak damgalanan bağımsızlık savaşçıları, ''sanal balonu'' patlatan birer ''topluiğne'' işlevi görüyor!...

''Yalancının mumu'' yatsıya kadar yanar!...

Irak, sahte şeyh için, ''sonun'' başlangıcıdır!..