Bataklıkta İki Yıl - Ergin Yıldızoğlu
Bush, ’’mission accomplished’’ (görev başarıldı) pankartı önünde kameralara poz verdiğinden bu yana iki yıl geçti. İki yılda yaşananlar ’’görevin’’ başarılması söyle dursun, ABD’nin Irak’ta askeri ve ahlaki bir bataklığa saplanmış, Robert Fisk ’in deyişiyle bir ’’pislik kültürünün’’ yerleşmiş olduğu görülüyor. Başarı üstüne başarı (!) Bağdat’ın fethi büyük bir ’’başarıydı’’ , ama Irak halkı işgalcileri çiçeklerle karşılamak yerine, silahlanıp direnmeyi seçti. ABD’ye göre bu direnenler, kılıç artıkları, umutsuz Baas partisi kadrolarıydı. Geçici yönetim kuruldu. Şimdi, Irak halkı geleceğe umutla bakacak, direniş gerilemeye başlayacaktı. Direniş güçlenmeye yayılmaya, Amerikan askerleri, Irak halkı ölmeye devam etti. Saddam ’ın iki oğlu öldürüldü. symbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectsclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilobuscopan link buscopan plus
Şimdi direnişin beli mutlaka kırılacaktı. Direniş güçlenmeye, yayılmaya, Amerikan askerleri, Irak halkı ölmeye devam etti. Sonra Saddam yakalandı. İşte şimdi direnişin sonu gelmişti; artık mutlaka gerileyecekti. Direniş güçlenmeye, yayılmaya, Amerikan askerleri, Irak halkı ölmeye devam etti.
Bu sırada ABD yeni Irak’ın ordusunu kurmaya başladı. Kısa sürede yeni ordunun personel sayısı 150 bine ulaştı. Bu da büyük bir ’’başarıydı’’ . Ancak Felluce savaşları sırasında görüldü ki, Iraklı askerlerin çoğu, ya kaçıyor ya da silahlarını Amerikalılara çeviriyorlardı. Felluce başarıyla dümdüz edildi.
Ama aynı anda direniş Felluce’den üç kat büyük bir kent olan Musul’u ele geçiriyor, uzun süre elinde tutabiliyordu. Seçimler de büyük başarıyla gerçekleşti. Yeni hükümet kuruldu. Artık Irak halkının bir umudu vardı. Direnişin ise gidecek bir yeri yoktu. Artık mutlaka gerileyecekti. Yeni hükümet kurulduktan sonra direniş güçlenmeye, gelişmeye devam etti. İki ayda 600’den fazla can aldı.
Üstelik, şimdi daha örgütlüydü, daha iyi silahlanmıştı, zırh delici mermileri, çelik yelek giyen, gece dürbünü taşıyan savaşçıları da vardı ( The Daily Telegraph ). Üstelik ölümüne savaşıyorlardı ( New York Times , 13/05)
Nisan sonunda yanlışlıkla açıklanan bir Pentagon ’’değerlendirme raporu’’ , savaşın gerçeğine ışık tuttu: Temmuz 2004-Mart 2005 arasında işgal güçlerine yönelik 15 bin 527 saldırı gerçekleşmiş. Kasım 2004 - 12 Mart 2005 arasında yalnızca Bağdat’ta 3 bin 306 saldırı söz konusu.
Aynı dönemde, Irak’ın en stratejik yolu olan Bağdat Havaalanı yolunda 135, yaklaşık günde bir saldırı gerçekleşmiş ( Newsweek , 11/05). İşgal güçleri bırakın Irak’ı denetim altına almayı, Bağdat Havaalanı yolunu bile denetleyemiyorlardı!
ABD stratejik analiz uzmanları bu ’’direnişi anlamıyor’’ , arkasındaki mantığı ’’bir türlü kavramıyor’’ , çözümleyemiyor, karşı bir taktik geliştiremiyor. ’’Bu direniş Vietnam Savaşı’na da benzemiyor’’ ( International Herald Trubune , 16/05).
Pislik diz boyu
Halen Irak’ta 140 bin-150 bin arası ABD askeri personeli var. Irak savaşının maliyeti 300 milyar doları geçti. ABD savunma bütçesi 440 milyar dolara (dünyanın diğer ülkelerinin askeri harcamalarının toplamına eşit bir büyüklüğe) ulaştı. Irak, tarihin gördüğü en büyük yolsuzlukların, hırsızlıkların toprağı haline geldi.
Savaşın bittiği açıklandıktan bu yana 1600 Amerikan askeri öldü, yaralı sayısı 10 bini geçti. Iraklı sivillerin kayıplarına ilişkin kesin bir veri yok ama güvenilir kaynaklar 100 bini geçti diyorlar.
Tüm bunlara karşın Irak’ta kitle imha silahları bulunamadı. Saddam’la El Kaide arasında, Irak’la 11 Eylül saldırıları arasında bir ilişki yoktu. Bush ise 11 Eylül saldırganlarının ülkesinin kralıyla el ele resim çektirmeye devam ediyordu.
Irak savaşı, ’’terorizmle savaş’’ , askeri iflasların yanı sıra ahlaki bir çürümeye de yol açtı. İşkence resmi sorgulama yöntemi haline geldi. CIA’nın, Suriye, Mısır, Özbekistan gibi işkencenin olağan sayıldığı ülkelerden taşıdığı zanlılar, yağda kızartılarak, suda haşlanarak, elektrik verilerek, cop sokularak, öldürene kadar dövülerek sorgulanıyorlardı ( The Independent 08/05).
Ebu Garip ve Guantanamo isimleri dünya halklarının belleğine kazındı. İlk köle gemilerinin ABD sahillerine ulaşmasından, Doğu Hindistan Kumpanyası’nın özel ordular kurmasından bu yana sömürgecilerin gaddarlığında bir azalma yoktu.
Ancak dünya artık o dünya değil. Bu savaş, bugün bizzat ABD askerlerinin midelerini bulandırıyordu. Asker kaçaklarının sayısı 5 bin 133’ü geçti, askerden ayrılanlara danışmanlık yapan ’’GI Right Hot Line’’ (asker hakları telefon hattı) Geçen yıl 30 binden fazla başvuru almış.
Buna karşılık ABD ordusu yeni asker yazmakta zorlanıyordu, kayıt oranları hedeflerin yüzde 30 gerisine düştü ( The Independent, 16/05), gençleri askere yazılmaya ikna etmek için uygulanan taktikler toplumda infial yaratmaya başladı. Evet, ABD’nin imparatorluk hamlesi başarıdan başarıya koşmaya devam ediyor...