ABD21 Mart 2005 00:00

Arap medyasına kovboy kemendi - ABDULBARİ ATWAN

Bush, ABD'yi eleştirmesinden ötürü Arap medyasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi; ardından danışmanlarından birini ABD'nin imajını iyileştirmekle görevlendirdi. Bush'un açıklamalarında iki unsur var. İlki söz konusu medyayla nasıl mücadele edileceği. İkincisi de ABD'nin imajının nasıl iyileştirileceği. (Hatırlanacağı gibi, Türkiye'de de  hükümet yabancıların medyada %100 pay sahibi olmasının yolunu açan yasayı TBMM'den geçirtti, Açık İstihbarat.)claritin mazilo claritinekombo claritin mazilobuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plusdiscount card prescription discount coupon for cialis prescription drugs discount cards

Bush, ABD'yi eleştirmesinden ötürü Arap medyasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi; ardından danışmanlarından birini ABD'nin imajını iyileştirmekle görevlendirdi.

Bush'un açıklamalarında iki unsur var. İlki söz konusu medyayla nasıl mücadele edileceği. İkincisi de ABD'nin imajının nasıl iyileştirileceği.

Bush ülkesine yönelik medya eleştirilerinin İsrail ile güçlü dostluğundan kaynaklandığını itiraf etti; ama bu dostluktan kesinlikle vazgeçmeyeceğini vurgulamayı da ihmal etmedi. Bush'un açıklamaları insanı aynı anda hem şaşırtmakta hem kaygılandırmakta.

Şaşkınlık, Arap medyasının ekseriyetinin zaten evcilleştirilmiş olmasından; kaygı ise mücadele kararının, bölgede ABD hegemonyası kurma planına karşı Arap ve İslami tepkiyi ifade eden az sayıdaki kuruma kilit vurulacak olmasından kaynaklanıyor.

Arap medya organlarının ezici çoğunluğu hâkim rejimlerin izinde ve bu rejimler her şeyleriyle Amerikan talimatlarını yerine getirmekte.

Amerikalı yetkililer Arap kanallarını turlar oldu. Arap uydu kanallarının ekseriyeti El Hurra kanalının bir kopyası halini aldı. Arap başkentlerindeki Amerikan elçileri medya organlarının denetçisi kesildi.

Bush dönemindeki Amerikan yönetimi, 'ötekinin' düşüncesine baskı uygulama ve gerçekleri çarpıtan televizyon kanallarını finanse etme noktasında Arap dünyası diktatörleriyle yarış içine girdi adeta. Pentagon'da özel olarak kurulan saptırma departmanlarının yardımıyla forma sokulan haber ve programlarla kasıtlı propaganda yayımlamakta uzmanlaştı bu yönetim. Bu propaganda Amerikanlaşmış bazı Araplardan da destek aldı.

El Hurra TV kanalının ve Seva radyo kanalının kurulması sonrası ABD yönetimi, Irak'taki televizyon ve gazeteleri direkt, dışarıdakileri ise dolaylı yolla finanse etti. Son Irak seçimleri sırasında belirli Arap kanallarının hayli kışkırtıcı reklam kampanyalarıyla nasıl boğulduğunu gördük. Bu kampanyalar Irak'taki şartların daha iyiye gittiğini ve Bağdat'ın New York'tan daha parlak, Musul'un Cenevre'den daha güvenli olduğunu düşündürdü.

Halihazırdaki kışkırtmacı Amerikan politikası sürdükçe dünyanın bütün parası da harcansa bu imaji düzeltme noktasında başarılı olamaz. Bush tüm dünyaya meydan okuyarak BM'nin en büyük düşmanı John Bolton'u daimi BM elçiliğine atadı.

Irak ve Afganistan'daki savaşın en büyük destekçisi Poul Wolfowitz, en önemli görevi fakirlikle mücadele sayılan Dünya Bankası Başkanlı'ğına aday gösterildi. Bu, yardımların Amerikan zulmüne onay vermeyenlerden esirgenip Üçüncü Dünya ve özellikle de Arap vatanındaki entrikacı ve Amerikan müttefiki diktatörlere isyan edenlere karşı bir silah olarak kullanılması demek.

Arap medyasının susturulmasını isteyen, İdi Amin, Pinochet ya da Kim Jong İl değil, kendisini özgür dünyanın lideri olarak sunan Bush.

Arap iletişimciler olarak geldiğimiz bu derece alçalmışlıktan dolayı üzüntü ve sıkıntı duyuyoruz. Gazete makalelerimizin basılmadan önce için izin almak amacıyla Amerikan elçiliklerine sunacağımız günlere gelmekten kaygılıyız. O günler pek uzak değil gibi. (Londra'da yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, genel yayın yönetmeni, 18 Mart 2005)