ABD12 Mart 2005 00:00

Ne demek oluyor bu? Beni de mi Guantanamo'ya götüreceksiniz? İbrahim Karagül

Serbest bırakıldıktan sonra nasıl ABD askerlerinin saldırısına uğradığını My Truth başlığı altında yayınlayan Sgrena, ABD askerlerinin bilerek kendilerini saldırdığını iddia ediyor ve bakın neler söylüyor: "Nicola Calipari (aynı saldırıda öldürülen İtalyan İstihbarat mensubu), saldırı sırasında beni korumak için üzerime kapandı. Kurşunlar bu nedenle ona isabet etti…" Kendisini kaçıranların şu ifadelerini aktarıyor: "Seni serbest bırakmak istiyoruz. Ama çok dikkatli ol. Amerikalılar senin geri dönmeni istemiyorlar." Ve ekliyor: "Şu anda bundan fazlasını söyleyemem:"

ABD'nin Ankara Büyükelçiliği 8 Mart tarihli bir basın açıklaması yayınladı. Açıklamanın sebebi benim Yeni Şafak'ta yayınlanan 3 Mart tarihli yazım. Konu, Felluce'de kimyasal silah kullanılıp kullanılmadığı. Ellerine tutuşturulan dosyalarla kanal kanal dolaşıp işgali ve işkenceleri örtbas etmeye çabalayanlara Felluce'deki vahşetten bir hatırlatma yapmış, Irak Sağlık Bakanlığı Sözcüsünün, "araştırmalar sonunda ABD ordusunun Felluce'de kimyasal silahlar kullandığının kesinleştiği"ne dair açıklamasına yer vermiştim.

ABD Büyükelçiliği haberin yalan olduğunu, "dezenformasyon" ürünü olduğunu içeren açıklamasında, bizi neredeyse terörist ilan etti! Güya o haberi terörist unsurlar üretmiş. Bir kere haber, açıklamada belirtildiği gibi, sadece iki internet sitesinde yayınlanmadı. Terör kaynağı olarak nitelenen www.islammemo.cc, Irak Müslüman Alimler Heyeti'ne ait. Bu çevre, hem ABD hem de BM tarafından resmen kabul edilen, kendileriyle görüşmeler yapılan bir siyasi grup. AB ülkeleri tarafından da resmen kabul ediliyor, büyükelçilerle görüşmeler yapıyor, Irak'ta pazarlıkların içinde yer alıyor. Resmi internet siteleri olan www.basaernews.com'dan bu adrese girilebiliyor.

Küresel Barış ve Adalet Adalet Koalisyonu'nun davetlisi olarak iki hafta önce İstanbul'a gelen aynı grubun üyesi İsam er-Ravi'nin bu konudaki sözleri şöyle: "Felluce'nin maruz kaldığı durumun tahayyülün bile üstünde olduğunu söylesem, mübalağa etmiş olmam. Felluce'de yaşananlar 2. Dünya harbinde bile yaşanmadı. Yasak silahlar kullanıldı. Napalm bombaları kullandıklarına dair deliller var. Felluceli'lerin bir çoğunun yanarak ölmesi, cesetlerinde bir kurşun izi dahi olmamasına rağmen ve cesetlere dokunulduğunda dağılması bunun en bariz delili."

Açıklamada bir internet sitesi daha verilmiş; "Jihadunspun" adlı bu sitenin el Kaide yanlısı olduğu belirtilmiş. Ben haberi oradan almadım ama bölgesel gelişmeleri dikkatle izleyenlerin büyük bölümü, söz konusu internet sitesinin, El Kaide yanlısı değil, ABD istihbaratı tarafından hazırlanan "tuzak" bir haber sitesi olduğuna inanıyor. Haber, El Cezire başta olmak üzere, Irak'la ilgili haberleri tüm detaylarıyla izleyebileceğiniz albasrah.net gibi bir çok kaynakta yayınlandı.

Yine ABD açıklamasında benim yazıdan sonra Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez'in de aynı şeyleri söylediği belirtiliyor. Chavez de mi benden öğrendi acaba? Eğer öyleyse gurur duyarım. Ya da benim Chavez'le bağlantım olduğu anlamına mı geliyor bu?

Açıklamanın yapıldığı 8 Mart tarihinde, 'Ramadi Çılgınlığı' adıyla ABD askerlerinin Ramadi'deki işkenceleri ile ilgili haberlerin gün yüzüne çıkması ne rastlantı! Eğer bunu ben yazsaydım kesinlikle yalanlanacaktı. Çünkü, Irak işgalinden bu yana, ABD Büyükelçiliği, bizzat Pentagon'un ya da embedded gazetecilerin verdiği bilgilerin dışındaki bütün haberleri yalanladı. Ne yazık ki, yalanlanan bu haberler hep doğru çıktı. Hem de ABD medyasının yayınlarıyla doğrulandı. Eğer gerçekten Felluce'de kimyasal silah kullanılmadığından eminseniz yapacak çok basit bir şey var: İnsan Hakları Derneği, Mazlum-Der, doktorlar ve kimyasal silah uzmanlarından oluşan "bağımsız ve özgür" bir inceleme grubunun Felluce'ye gitmesine, iddianın Iraklı kaynaklarıyla görüşmesine izin verirsiniz, olur biter.

Ancak açıklama bir tekzipten ziyade tehdit içeriyor. Kullanılan dil, son derece rahatsız edici. ABD'nin resmi açıklamalarının dışına çıkan herkesin terörle ilgisini kurmaya çalışan imalar oldukça çirkin. Milliyet gazetesinin bu "işareti" alıp aynı imaları sayfalarına taşıması ise son derece tehlikeli. Ne yani? Bizi uçaklara doldurup işkence kamplarına mı götürecekler? Ne de olsa Boeing 737'ler ve 'Gulfstream V' uçaklarıyla yüze yakın "işkence uçuşu"nun yapıldığını ABD basını duyurdu. Bizi de mi hedef göstermeliler? Guantanamo'ya mı kapatmalılar? Artık "kurban gazeteciler" mi aranıyor? Bu ne demek? "Resmi" doğruların dışında "gerçek"lerin peşine düşen herkes terörist mi ilan edilecek?

Felluce'de kimyasal silahlar kullanılmasıyla ilgili hiç düşünmeden onlarca kaynak gösterebilirim. Kullandığı kimyasal silahlarla ilgili çalışmalardaki resimlerin sadece bir tanesini burada yayınlasam başka bir cümleye gerek kalmaz. Ama o resimlere bakmak ne kadar zor? Eriyen, yanan, kömürleşen ceset resimlerine…

Felluce saldırısının en yoğun olduğu günlerde BBC muhabiri olarak kentte bulunan ve Reuters'a fotoğraflar geçen Fadıl El Bedrani, Felluce'den Yeni Şafak'a yaptığı açıklamalarda aynı şeyleri söylemiş, kentte nasıl bir kıyım yapıldığını anlatmıştı.

Daha ilginç bir şey yazayım. Irak'ta rehin alınan, serbest bırakıldıktan sonra Bağdat Havaalanı yolunda ABD askerlerinin saldırısına uğrayan ve yaralanan İtalyan gazeteci Guiliana Sgrena da aynı şeyleri yazdı. 23 Kasım 2004'deki Napalm Raid on Felluja başlıklı yazısında, Felluce'nin hemen yakınındaki Saklaviye bölgesinde 73 kadın ve çocuk cesedinin toplu mezara gömüldüğünü, cesetlerin kömürleşmiş olduğu için kimlik tespitlerinin bile yapılamadığını yazdı. Le Monde Diplomatique ile ortak yayın yapan İl Manifesto gazetesinin muhabiri, gazetesinde "Two thousand victims in Fallujah", "The death throes of Fallujah", "Stop the massacre", "Bombs and tanks, hell breaks in Falluja", "UN: US crimes in Iraq", "Flight from a Falluja massacred by bombs" başlıklı yazılarına dikkat çekmek istiyorum. Serbest bırakıldıktan sonra nasıl ABD askerlerinin saldırısına uğradığını My Truth başlığı altında yayınlayan Sgrena, ABD askerlerinin bilerek kendilerini saldırdığını iddia ediyor ve bakın neler söylüyor: "Nicola Calipari (aynı saldırıda öldürülen İtalyan İstihbarat mensubu), saldırı sırasında beni korumak için üzerime kapandı. Kurşunlar bu nedenle ona isabet etti…" Kendisini kaçıranların şu ifadelerini aktarıyor: "Seni serbest bırakmak istiyoruz. Ama çok dikkatli ol. Amerikalılar senin geri dönmeni istemiyorlar." Ve ekliyor: "Şu anda bundan fazlasını söyleyemem:"

Orta çekada biri olarak, aklıma gelen ilk şey şu oldu: Acaba Sgrena, yukarıda başlıklarını verdiğim yazılarında gerçekleri dünyaya duyurduğu için mi öldürülmek istendi? Gayet masum bir soru değil mi bu?