ABD8 Mart 2005 00:00
Dolardan kaçış, ABD''yi çökertecek! – Arslan Bulut
IMF programlarının esas hedefi, 100 ülkenin servetini ABD ve Avrupa''ya transfer etmektir.Nihai hedef, bütün ulusal ekonomileri çökerterek, tek bir dünya imparatorluğu kurmaktır.Yapısal uyum dedikleri ise bir uluslararası haciz yöntemidir.Tıpkı IMF''nin, olmayan parayı kredi diye vermek karşılığında, Telekom ve THY''nin hemen kendilerinin göstereceği şirketlere devredilmesi şartını öne sürmesi gibi...Alacağa karşılık borçlunun malvarlığına el koyma yöntemi de denebilir.cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacieoxcarbazepine dosage click oxcarbazepin
Satır arasında bazen "ABD dağılacak" diyorum, bazı dostlar ne demek istediğimi soruyor.
Gerçi bu öngörünün ayrıntılarını yıllar önce açıklamıştım ama bugünlerde fotoğraf daha net bir şekilde ortaya çıkmaya başladı. Önce bir haberi hatırlatayım: "Güney Kore Merkez Bankası, 200 milyar dolar tutarındaki döviz rezervini euroya çevireceğini açıkladı.
Daha önce de Kuzey Kore, Irak, Suriye, Venezüella, Rusya ve Çin rezerv para olarak dolardan kaçma kararı almışlardı.
Çin, elindeki ABD Hazine bonolarının tutarını 180 milyar dolara çekiyor." Irak işgal edildi ve yeniden dolara geçti ama bunun bir kıymeti yok! .
Şimdi 3 Mayıs 2000 günü, Trabzon Türk Ocağı''nın düzenlediği konferansta ortaya koyduğumuz tespitlere bakalım: "Bugün küreselleşme denilen köleleştirme projesinin sahipleri sadece Türk halkının, Türk kurumlarının ve Türkiye''nin ekonomik-siyasi geleceği ve toprak bütünlüğü ile değil, bütün ülkelerin ve bu arada ABD''nin devlet yapısıyla da oynuyor! Amerikan halkı ve aydınları bu nemrutlardan korkuyor.
Fakat bu nemrutlar, ABD''de bile hakimiyet kuramamıştır ki, dünya üzerinde kurabilsin.
Dünyada dolaşan ve küresel politikaların temel dayanağı olan Amerikan dolarının dörtte üçünün, yine SDR denilen ve IMF''ye üye ülkelerin kabul etmek zorunda olduğu sanal paranın tamamının hiçbir karşılığı olmadığını bütün insanlık bilmelidir.
Türkiye''nin IMF reçetelerine uyarak uluslararası soygun ve milli kimlikleri yok etme sürecinden çıkması mümkün değildir.
Çözüm, açıklık ve adalet ilkelerini esas alarak, soygun sistemi konusunda uluslararası bir kamuoyu oluşturmak ve buna dayanarak, karşılığı olmayan para birimlerini reddetmek, her ülkenin kendi gerçek üretimleri kadar gelir sağlamasının şartlarını oluşturmakta aranmalıdır.
Aksi halde, bütün milli devletler, bu arada Türkiye Cumhuriyeti de küreselleşme politikalarına uyum yüzünden tarihe karışacaktır!" .
Bu mücadeleyi, aynı zamanda "Namus meselesi", olarak gördüğümüzü, 11 Aralık 2000 tarihli Kurultay''da ilan etmişiz: "Birkaç güçlü ülke bir araya gelse ve karşılıkları bulunmadığı için SDR ve Amerikan dolarını tanımadığını açıklasa, Amerika ve Avrupa ekonomileri bir dakika içinde çöker...
Kağıt üzerinde kurdukları dünya imparatorluğunun gücü, bir üflemeyle yıkılacak kadar zayıftır. Durum böyle olduğu halde, dünya üzerinde 100 ülkede IMF''nin geliştirdiği aynı bütçe disiplini, aynı yapısal uyum programı, sanal paraya dayanarak uygulanmaktadır.
Uzaydan birileri gelse de bu 100 ülke halkının, kendi bindiği dalı nasıl kestiğini görse, gözlerine inanamaz! Üstelik, 100 ülkenin hiçbirinde IMF programlarının başarısı yoktur.
Çünkü IMF programlarının esas hedefi, 100 ülkenin servetini ABD ve Avrupa''ya transfer etmektir.
Nihai hedef, bütün ulusal ekonomileri çökerterek, tek bir dünya imparatorluğu kurmaktır.
Yapısal uyum dedikleri ise bir uluslararası haciz yöntemidir.
Tıpkı IMF''nin, olmayan parayı kredi diye vermek karşılığında, Telekom ve THY''nin hemen kendilerinin göstereceği şirketlere devredilmesi şartını öne sürmesi gibi...
Alacağa karşılık borçlunun malvarlığına el koyma yöntemi de denebilir.
Türkiye''ye 2000 yılının Aralık ayında mini bir Asya krizi yaşatılmıştır.
Asya krizi sırasında kullanılan "Truva atı" borsaydı...
Kriz, bu ülkelerin borsalarından yüksek miktarda dolar çekilmesi ile başlamıştı.
Türkiye''de de aynısı uygulandı.
Her iki krizde, borsadan para çekilmesine de sanal borç verilmesine de karar veren aynı güçtür.
Bu sanal borçlar, uyuşturucu bağımlılığı gibidir.
Uyuşturucu, yani borç almadan yaşayamazsınız.
Sonuç, ani ölümdür... Bütün mesele, teslimiyete direnecek bir kararlılığı ortaya koyacak siyasi iradeyi, önce Ankara''da, sonra bütün dünyada oluşturmaktır.
Küreselleşme adlı soygun sistemine uyarsanız, IMF temsilcilerinin bugün Bakanlar Kurulu salonunda, üstelik Atatürk resminin ve ''egemenlik kayıtsız şartsız milletindir'' yazısının önünde yaptıkları basın toplantılarına, yarın Çankaya''da devam etmeleri beklenir...
Bu da Türkiye Cumhuriyeti''nin sonu demektir.
Cumhuriyeti korumak ve kollamak ise sadece askerlerin değil, bütün Türk vatandaşlarının; özellikle ve öncelikle Türk milliyetçilerinin görevidir.
Görevden de önce, bu bir şeref, haysiyet ve namus meselesidir... Namus meselesi olduğu, 50 yıldır uygulanan ekonomik politikaların yol açtığı ahlak bunalımından da anlaşılmıyor mu?" .
ABD, bugün saldırgan bir politika sürdürüyorsa, ideolojik sebeplerin ötesinde, ekonomik durgunluğa düştüğü içindir.
Fakat bu savaşlar da ABD''yi kurtaramayacaktır.
Çünkü, dolardan kaçış, ABD''yi çökertecektir!
Gerçi bu öngörünün ayrıntılarını yıllar önce açıklamıştım ama bugünlerde fotoğraf daha net bir şekilde ortaya çıkmaya başladı. Önce bir haberi hatırlatayım: "Güney Kore Merkez Bankası, 200 milyar dolar tutarındaki döviz rezervini euroya çevireceğini açıkladı.
Daha önce de Kuzey Kore, Irak, Suriye, Venezüella, Rusya ve Çin rezerv para olarak dolardan kaçma kararı almışlardı.
Çin, elindeki ABD Hazine bonolarının tutarını 180 milyar dolara çekiyor." Irak işgal edildi ve yeniden dolara geçti ama bunun bir kıymeti yok! .
Şimdi 3 Mayıs 2000 günü, Trabzon Türk Ocağı''nın düzenlediği konferansta ortaya koyduğumuz tespitlere bakalım: "Bugün küreselleşme denilen köleleştirme projesinin sahipleri sadece Türk halkının, Türk kurumlarının ve Türkiye''nin ekonomik-siyasi geleceği ve toprak bütünlüğü ile değil, bütün ülkelerin ve bu arada ABD''nin devlet yapısıyla da oynuyor! Amerikan halkı ve aydınları bu nemrutlardan korkuyor.
Fakat bu nemrutlar, ABD''de bile hakimiyet kuramamıştır ki, dünya üzerinde kurabilsin.
Dünyada dolaşan ve küresel politikaların temel dayanağı olan Amerikan dolarının dörtte üçünün, yine SDR denilen ve IMF''ye üye ülkelerin kabul etmek zorunda olduğu sanal paranın tamamının hiçbir karşılığı olmadığını bütün insanlık bilmelidir.
Türkiye''nin IMF reçetelerine uyarak uluslararası soygun ve milli kimlikleri yok etme sürecinden çıkması mümkün değildir.
Çözüm, açıklık ve adalet ilkelerini esas alarak, soygun sistemi konusunda uluslararası bir kamuoyu oluşturmak ve buna dayanarak, karşılığı olmayan para birimlerini reddetmek, her ülkenin kendi gerçek üretimleri kadar gelir sağlamasının şartlarını oluşturmakta aranmalıdır.
Aksi halde, bütün milli devletler, bu arada Türkiye Cumhuriyeti de küreselleşme politikalarına uyum yüzünden tarihe karışacaktır!" .
Bu mücadeleyi, aynı zamanda "Namus meselesi", olarak gördüğümüzü, 11 Aralık 2000 tarihli Kurultay''da ilan etmişiz: "Birkaç güçlü ülke bir araya gelse ve karşılıkları bulunmadığı için SDR ve Amerikan dolarını tanımadığını açıklasa, Amerika ve Avrupa ekonomileri bir dakika içinde çöker...
Kağıt üzerinde kurdukları dünya imparatorluğunun gücü, bir üflemeyle yıkılacak kadar zayıftır. Durum böyle olduğu halde, dünya üzerinde 100 ülkede IMF''nin geliştirdiği aynı bütçe disiplini, aynı yapısal uyum programı, sanal paraya dayanarak uygulanmaktadır.
Uzaydan birileri gelse de bu 100 ülke halkının, kendi bindiği dalı nasıl kestiğini görse, gözlerine inanamaz! Üstelik, 100 ülkenin hiçbirinde IMF programlarının başarısı yoktur.
Çünkü IMF programlarının esas hedefi, 100 ülkenin servetini ABD ve Avrupa''ya transfer etmektir.
Nihai hedef, bütün ulusal ekonomileri çökerterek, tek bir dünya imparatorluğu kurmaktır.
Yapısal uyum dedikleri ise bir uluslararası haciz yöntemidir.
Tıpkı IMF''nin, olmayan parayı kredi diye vermek karşılığında, Telekom ve THY''nin hemen kendilerinin göstereceği şirketlere devredilmesi şartını öne sürmesi gibi...
Alacağa karşılık borçlunun malvarlığına el koyma yöntemi de denebilir.
Türkiye''ye 2000 yılının Aralık ayında mini bir Asya krizi yaşatılmıştır.
Asya krizi sırasında kullanılan "Truva atı" borsaydı...
Kriz, bu ülkelerin borsalarından yüksek miktarda dolar çekilmesi ile başlamıştı.
Türkiye''de de aynısı uygulandı.
Her iki krizde, borsadan para çekilmesine de sanal borç verilmesine de karar veren aynı güçtür.
Bu sanal borçlar, uyuşturucu bağımlılığı gibidir.
Uyuşturucu, yani borç almadan yaşayamazsınız.
Sonuç, ani ölümdür... Bütün mesele, teslimiyete direnecek bir kararlılığı ortaya koyacak siyasi iradeyi, önce Ankara''da, sonra bütün dünyada oluşturmaktır.
Küreselleşme adlı soygun sistemine uyarsanız, IMF temsilcilerinin bugün Bakanlar Kurulu salonunda, üstelik Atatürk resminin ve ''egemenlik kayıtsız şartsız milletindir'' yazısının önünde yaptıkları basın toplantılarına, yarın Çankaya''da devam etmeleri beklenir...
Bu da Türkiye Cumhuriyeti''nin sonu demektir.
Cumhuriyeti korumak ve kollamak ise sadece askerlerin değil, bütün Türk vatandaşlarının; özellikle ve öncelikle Türk milliyetçilerinin görevidir.
Görevden de önce, bu bir şeref, haysiyet ve namus meselesidir... Namus meselesi olduğu, 50 yıldır uygulanan ekonomik politikaların yol açtığı ahlak bunalımından da anlaşılmıyor mu?" .
ABD, bugün saldırgan bir politika sürdürüyorsa, ideolojik sebeplerin ötesinde, ekonomik durgunluğa düştüğü içindir.
Fakat bu savaşlar da ABD''yi kurtaramayacaktır.
Çünkü, dolardan kaçış, ABD''yi çökertecektir!
Yeniçağ Gazetesi