'Evet, sevmiyoruz' Nuray Mert
<SPAN style="FONT-SIZE: 12pt; FONT-FAMILY: Verdana; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-size: 10.0pt">Görüyor musunuz, demokratlık, liberallik nerede başlayıp nerede bitiyor? Sağ hükümetlerin kitle desteği, kitleyle kurduğu bağ falan hepsi hikâyeymiş, ABD politikalarını yürütmek için maske imiş, burada yaşayan kalabalıkların, onların tepki ve taleplerinin hiçbir kıymeti yok, <STRONG>ABD desteğini yitiren alaşağı ediliyor, özetle konu bu. Bu resmi çizen adamın ve benzerlerinin, ilelebed 'demokrasi' adını ağzına almaya hakkı yok!</STRONG>Türkiye, her şeye rağmen bölgenin en ileri demokrasisi ve kamuoyunu sindirmeye kimsenin gücü yetmez, yetmeyecek. Ne derlerse desinler, bu ülkede yaşayanları cinayet ortaklığına ikna edemeyecekler, etmemeliler. </SPAN><div style="display:none">levitra and diabetes <a href="http://www.ifdefined.com/blog/base.aspx?p=cialisdiabetes"> </a> sexual dysfunction in diabetes</div>
Diğer taraftan, Türkiye, topyekûn ABD politikalarını sevmiyor diye bir şey de yok, olamaz da. Türkiye'de de, diğer tüm toplumlarda olduğu gibi, dünyaya farklı pencerelerden bakan çok çeşitli görüşten insanlar var. Tüm olup bitenlere, işlenen insanlık suçlarına karşın, hâlâ ve hatta gözü kara bir şekilde ABD politikalarını savunanlar da mevcut. Dahası, Türkiye'yi topyekûn ABD politikalarının peşine takmak için ellerinden geldiğince, dillerinin döndüğünce gayret sarf ediyorlar.
Bakın bunlardan biri; 'çok boyutlu' düşünmeyi önererek, 'Bazı yönleriyle çeliştiğimiz ABD'nin saldırgan dış politikası genel anlamda lehimize midir, aleyhimize midir?' diye hesap yapmamızı öneriyor. Sonra da; aynı kafada olanların sürekli yaptığı gibi, hükümeti düpedüz 'tehdit' ediyor: "AKP kişisel bazda değil ama genel tavır olarak 'liberal-demokrat' görüş ile ittifakını bozarsa birileri de kendilerine 'diğer benzerlerinin' başına gelenleri hatırlatır! Türkiye gibi maalesef ikincil ülkelerde, hele hele Amerikan taraftarı politikalarla iktidara gelen sağcı hükümetlerin ABD'yi karşılarına alarak ayakta kaldıkları hiç ama hiç görülmemiştir." (Cüneyt Ülsever, Hürriyet, 19 Şubat 2005)
Görüyor musunuz, demokratlık, liberallik nerede başlayıp nerede bitiyor? Sağ hükümetlerin kitle desteği, kitleyle kurduğu bağ falan hepsi hikâyeymiş, ABD politikalarını yürütmek için maske imiş, burada yaşayan kalabalıkların, onların tepki ve taleplerinin hiçbir kıymeti yok, ABD desteğini yitiren alaşağı ediliyor, özetle konu bu. Bu resmi çizen adamın ve benzerlerinin, ilelebed 'demokrasi' adını ağzına almaya hakkı yok!Türkiye, her şeye rağmen bölgenin en ileri demokrasisi ve kamuoyunu sindirmeye kimsenin gücü yetmez, yetmeyecek. Ne derlerse desinler, bu ülkede yaşayanları cinayet ortaklığına ikna edemeyecekler, etmemeliler. Bunlar tehdit ve yıldırma menevraları, tutmayacak, tutmamalı! Zamanlamaları çok dikkat çekici, şimdi hedefte İran ve öncelikle Suriye var; suç ortağı arıyorlar. Türkiye suç ortağı olmamalı. Tüm dünyada yaşayan insanlar daha iyi geçinsinler diye bir yol aranacağına, aralarında eski ve köklü husumetler olanlar bile barışsınlar diye gayret sarf edileceğine, yüzyılarca bir arada yaşamış, komşular bile birbirine düşürülmeye çalışılıyor.
Suriye'deki rejim ve günahları da, başka yerlerdeki rejimlerde, bizim gibi düşünenleri bağlamaz, biz Türkiye'de de mevcut sistemi, iktidarları ve politikalarını eleştirmiyor muyuz? O başka, halkları karşı karşıya getirmek başka. Esat rejimini de eleştiririz, Suriye halkı ile de dayanışırız. Kimse demagojiyle kan tacirliği yapmaya kalkmasın. Suriye ile uzaklaşın mı diyorlar, işgal ortamı mı oluşturmaya çalışıyorlar, tam tersini yapmalıyız. Bu bölgede daha fazla işgal, asker, tank, tüfeğe tahammülümüz yok. Mevcut rejimleri de eleştiririz, işgale de karşı çıkarız.
Tam da bu nedenle ve hiç vakit kaybetmeden, işgal tehdidi altındaki ülkelere gidin, sokaklarında dolaşın, kahvelerinde oturun, ABD'nin teperine inme tehditlerinin korkunçluğunu daha iyi hissedeceksiniz. Suriye burnumuzun dibi, çok güzel bir ülke, kalkın gidin, sadece sokaklarında gezmek için bile gitseniz, işgale karşı destek vermiş olursunuz. Gidin, Şam'da bir kahve için, Bağdat'a çevrilmek istenmesinin ne kadar korkunç olduğunu, işgalli, savaşlı bir dünyanın ne büyük bir tehdit olduğunu daha iyi hissedersiniz. Madem ilk hedef Suriye, üşenmeyin, hemen gidin, orada yaşayanların zor zamanda yanında olun. Komşunuzu kurt kapmasın, en kötüsü siz değil, işbirlikçi, sakın seyirci kalmayın!