ABD21 Şubat 2005 00:00

Japonlar'dan sonra hedef Müslümanlar - Lillian Nakano

Japonların Pearl Harbor baskınından sonra batı kıyılarını ile Hawaii'yi şüphe ve histeri dalgaları sardı. Onlarca yıl boyunca hazırlanan anti-Japon ve anti-Asya kanunları ve ırkçılık daha sonra olacak olayların temelini hazırladı. Saldırıyla en ufak bir alakamız olmamasına rağmen, tüm vatandaşlık haklarımız ihlal edilerek evlerimizden topladıldık. Ailelerimiz, önce gemilerle California'ya gönderildi. Ardından Arkansas'a ve sonra savaş boyunca kalacağımız Wyoming'e. new prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponsabilify idippedut.dk abilifycialis walgreen coupon site cialis couponoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

19 Şubat 1942 tarihinde Japonya kökenli Amerikalılar'ın hayatı sonsuza kadar değişti. Başkan Franklin D. Roosevelt'in imzaladığı 9066 No'lu kararname ile 110 bin Japon kökenli Amerikalı ülkenin iç kısımlarındaki toplama kamplarında hapsedildi.
 Japonların Pearl Harbor baskınından sonra batı kıyılarını ile Hawaii'yi şüphe ve histeri dalgaları sardı. Onlarca yıl boyunca hazırlanan anti-Japon ve anti-Asya kanunları ve ırkçılık daha sonra olacak olayların temelini hazırladı. Saldırıyla en ufak bir alakamız olmamasına rağmen, tüm vatandaşlık haklarımız ihlal edilerek evlerimizden topladıldık. Ailelerimiz, önce gemilerle California'ya gönderildi. Ardından Arkansas'a ve sonra savaş boyunca kalacağımız Wyoming'e.
 Japon kökenli Amerikalılar, kamplardan serbest bırakıldıktan sonra, ırkçılık ve düşmanlık içeren bir ortamda paramqarça olan hayatlarını yeniden inşaa etmek için uğraşmaya başladı. Yıllarca, maruz kaldığımız haksız muameleden kaynaklanan acıyı, öfkeyi ve utancı bastırmak zorunda kaldık. Bugün, Amerika'daki Japon cemaati, Los Angeles, San Fransisco ve diğer büyük kentlerde düzenlenen 19 Şubat Anma Günlerine katılmaktadır. Bu etkinliklerin amacı acı dolu günlerden çıkartılan dersleri yeni kuşaklara aktarabilmektir.
 YENİ HEDEF MÜSLÜMANLAR
 Şimdi Amerikalılar'ın bir bölümü, Ortadoğulu, Müslüman veya Arap oldukları için hedef durumundalar. 11 Eylül saldırıları olduğu zaman, hayatını kaybeden masum insanlar için yas tuttum. Fakat bundan 63 yıl önce bizim yaşadıklarımızı, bugün yaşayan ve günah keçisi ilan edilen masum Müslümanlar'ı kendimle özdeşleştiriyorum ve onları çok iyi anlıyorum. Onlar da, vatanperverlik ve ulusal güvenlik adına işlenen nefret suçlarının, vandalizmin ve şiddetin hedefi haline geldiler.
 Kimsenin 19 Şubat'ı yaşamasını istemem. Geçmişten ders almak, uzak bir geçmişi anmak değil, gündelik hayatın içinde yeniden tekrarlanmaması için uğraşmaktır.
 O dönem batı sahillerinin korunmasıyla görevli olan General John DeWitt'in sözünü hatırlayalım: "Japon Japondur" Yine o dönem Savaş Bakanı Henry Stimson "Irksal karakterlerinden dolayı, onları anlayamayız ve bu Japon vatandaşlarımıza güvenmemize engel oluşturur" demişti. Tüm bunlar, Müslüman ve Araplar'ın gerek dinlerinden gerekse etnik kökenlerinden dolayı potansiyel terörist olarak görülmelerine acı verici şekilde benzerdir.
 1970'li ve 1980'li yıllarda yükselişe geçen sivil haklar hareketinin içinde yer alan Amerika'daki Japon cemaat, 10 yıl süren kampanyaların ardından, 1988'de hükümetin resmen özür dilemesini ve tazminat ödemesini sağladı. Bu hükümetin resmi olarak, toplama kampına kapatmanın doğru ve ahlaki olmadığını kabul etmesi demekti.
 SİVİL HAKLARA SALDIRILIYOR
 Böyle bir olayın tekrarlanmamasını istiyoruz. Halbuki "terörle mücadele" adına sivil haklara saldırılar yeniden başladı. "Vatanperverlik Yasası" gibi kanuni düzenlemeler, hükümetin masum insanları yakalama ve suçlama isteği, yeni toplama kamplarına yol açabilir.
 Sağ kanattan kimi ideologlar, hükümetin politikalarını ve ırkçı tutumunu aklamak için tarihi yeniden yazmaya çalışıyorlar. Mesela Michelle Malkin's 2004 yılında yazdığı, "2. Dünya Savaşı'nda ve Terörle Savaş'ta 'Irksal Profilin' çıkarılması" isimli kitabı gibi. Malkin kitabında Japon Amerikalıların yıllardan beri duyduğu yalanları tekrarlamakla kalmıyor ve "sivil hak mücadelesinin" terörle mücadeleye zarar verdiğini iddia ediyor. Malkin kitabında, "Bu özür dileme ve tazminat ödeme geleneği, uusal güvenlik çabalarını vurmaktadır. Etnik şikayet endüstrisi ve sivil hak savunucusu ödlek tavuklar, Terörle Savaş tartışmalarında savaş tazminatı kanununu bir cop gibi kullanıyorlar" ifadesini kullandı.
 Irkçılığın ve sivil haklarının ihlalininin herhangi bir gerekçesi olamaz. Ne 1942'de ne 2005'de.