Kürdistan'a katkı sunmak! - Ümit Zileli
Pes doğrusu, o yazımın henüz mürekkebi kurumadı! Yaklaşık bir ay önce, 28 Ekim'de yazdığım ''Kızmak'' başlıklı yazımda, iki Avrupalı politikacının gayet net, anlaşılır açıklamalarına yer vermiştim. Fransa Yeşiller Partisi milletvekili Helene Flature , Diyarbakır'ın Tellikaya köyü sakinleriyle yaptığı kapalı toplantı sonrasında kelimesi kelimesine şunları söylemişti: - Diyarbakır, Kürt bölgesinin başkentidir. Aynı zamanda AB'ye giriş mücadelesinin de başkentidir! levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesnew prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponsescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenacialis walgreen coupon site cialis couponmicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mgdiscount card prescription discount coupon for cialis prescription drugs discount cardsoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
- Siz ''Kürdistan'' demediğine şükredin. Hiç kuşkunuz olmasın onu da bir başka ''inceleme görevlisi'' Diyarbakır'ın bir başka beldesinde ilan edecektir, yakında!
O da oldu! Henüz bir ay bile geçmeden Diyarbakır'a gelen yedi kişilik Avrupa Parlamentosu heyeti, üstüne basa basa Kürdistan'ı ilan ediverdi! Çek parlamenter Ransdorf , Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir 'in makamında gayet kendinden emin bir ses tonuyla açıkladı:
- Bölgenize, mücadelenize, Kürdistan'a katkı sunmaya çalışıyoruz. Katkı sunmaya devam edeceğiz.
Başkan Baydemir de bu ''katkıları'' beşuş bir çehreyle kabul buyurdu. Etkili ve yetkili bir kişi de çıkıp ''Efendi, kendine gel, hangi mücadeleden söz ediyorsun? Ne zamandan beri bu bölgenin adı Kürdistan oldu? Bu ne biçim bir küstahlıktır?'' demedi.
- Diyemezdi de!!!
Alın size rapor!
Aynı yazıda Yeşiller grubunun eski başkanı Angelika Beer 'in şu isteğine de yer vermiştim:
- PKK affedilmelidir!
Yok artık, bu kadarı da fazla, dediyseniz yanıldınız, o da oldu! Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu, Hollandalı parlamenter Camiel Eurlings tarafından hazırlanan Türkiye Raporu'nu önceki gün kabul etti. Bilin bakalım rapordaki maddelerden biri ne?
- PKK ile uzlaşma ve ateşkes!
Henüz açıkça '' Abdullah Öcalan beyefendiyi de serbest bırakın'' diyememiş ama ne gam; bu süratle çok yakında bir başka ''görevli'' de o işi üstlenir, olur biter!
17 Aralık'ta müzakere tarihi için toplanacak Avrupalı liderlere tavsiye niteliğini taşıyan raporda yok yok! Üstelik Türkiye'nin ''Kabul etmiyorum'' deme hakkı bile yok! Müzakere masasına oturduğu an raporda yer alan koşullar otomatik olarak kabul edilmiş sayılacak. Aşağılamaya bakın!
Masaya oturur oturmaz kabul etmiş sayılacağımız koşullara gelince; ilk sırada Kıbrıs Rum kesimini tanımak var tabii. Sonra Türk askerinin adadan çekilmesi koşulu geliyor. Bitmedi, en kısa zamanda Ermenistan'la sınırların açılması da bir diğer koşul olarak dayatılıyor. PKK ile uzlaşma koşulunu zaten okudunuz.
Karşılığında en iyimser tahminle 15 yıl sürecek, ucu açık, her an üye ülkelerin bir bölümünün istemiyle askıya alınabilecek bir müzakere süreci vaat ediliyor. Üstelik daha önceki gün Avusturya rapora ''müzakere süreci imtiyazlı ortaklık ile sonuçlanabilir'' maddesinin eklenmesini istedi. 2007 yılında Fransa Cumhurbaşkanı olmasına kesin gözüyle bakılan Maliye Bakanı Nicolas Sarkozy ''Türkiye asla üye olmamalı'' dedi bile!
Artık neresinden baksanız bir kara komediye dönüşmüş AB oyunu, işbirlikçilerin ve bu oyundan azami faydayı sağlayan Tayyip Bey hükümetinin çekiştirmesiyle sürüyor. Kuşkunuz olmasın 17 Aralık'ta yaşanacak en büyük hezimeti bile Türk halkına ''büyük zafer'' diye yutturmanın yolu da hazırlanmıştır! Ahh, sevgili Aziz Nesin , son zamanlarda seni daha sık hatırlar oldum. Bir de o ölümsüz yapıtını:
- Ah biz eşekler!!!