ABD16 Şubat 2005 00:00

'Amerikan düşmanlığı' Nuray Mert

<SPAN style="FONT-SIZE: 12pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA"><STRONG>Adamlardaki yüzsüzlüğün derecesine bakar mısınız?</STRONG> Yanı başımızdaki bir ülkeyi işgal ediyor, kan gölüne çeviriyorlar, diğerlerine tehdit üzerine tehdit yağdırıyorlar. Ebu Garib işkence fotoğraflarının üzerinden yıl geçmedi. Bir de üzerine alkış bekliyorlar. Evet, sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada 'zehirli bir ortam' oluştu, ama bu anti-Amerikanizmin zehirli ortamı değil, Amerikan emperyalizminin zehirlediği ortam. Bu zehrin panzehiri, tabii ki anti-Amerikanizm değil, ama kuşkusuz, antiemperyalizm. </SPAN><div style="display:none">symbicort turbuhaler 200 6 cena <a href="http://blog.phmglobal.com/page/Symbicort-Slozeni">blog.phmglobal.com</a> symbicort cena</div>

Biliyorsunuz Amerikalı politikacılar çok hassas insanlar, son zamanlardaki en büyük dertlerinden biri, Türkiye'de anti-Amerikanizm'in yükselmesiymiş. En az kendileri kadar hassas dostları da buna çok dertleniyor, yaza yaza bitiremiyorlar.
Daha önce de yüksek ağızlardan bu şikâyet iletilmişti, son olarak, Clinton döneminin 'iki numaralı dışişleri' yetkilisi Strobe Talbott, TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu'nun davetlisi olarak Türkiye'ye geldiğinde, içli konuşmuş;
"Türkiye'ye ilk kez 32 yıl önce gelmiş birisi olarak; anti-Amerikanizmin bugünkü düzeyi beni şaşkınlığa uğrattı. Bunun aşılması için herkese çok iş düşüyor ve sadece Amerikalılara da değil. İkili işbirliğinin önemine inananlar, oluşan bu zehirli ortamın resmi ilişkiyi çok zora soktuğunu görmeliler. Dışişleri'ndeyken Türkiye'nin desteklenmesi, özellikle de AB'ye katılımı için o kadar çalıştıktan sonra anti-Amerikanizmin Türkiye'de ulaştığı boyut bende şok etkisi yaptı" demiş. (Milliyet, 'Talbott'un Mesajları', Yasemin Çongar, 14 Şubat 2005)
Adamlardaki yüzsüzlüğün derecesine bakar mısınız? Yanı başımızdaki bir ülkeyi işgal ediyor, kan gölüne çeviriyorlar, diğerlerine tehdit üzerine tehdit yağdırıyorlar. Ebu Garib işkence fotoğraflarının üzerinden yıl geçmedi. Bir de üzerine alkış bekliyorlar. Evet, sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada 'zehirli bir ortam' oluştu, ama bu anti-Amerikanizmin zehirli ortamı değil, Amerikan emperyalizminin zehirlediği ortam. Bu zehrin panzehiri, tabii ki anti-Amerikanizm değil, ama kuşkusuz, antiemperyalizm. Nitekim kimsenin sıradan Amerikalı ile alıp veremediği yok. Anti-Amerikanizmin sebebi de, hedefi de, ABD'nin kanlı politikaları. Üste çıkıp şikâyetçi olmak, fazladan bir küstahlık, bunun mesajcılığını yapmak, fazladan borazancılık.
Hem, Dışişleri Bakanı Gül, Condoleezza Rice'a, ABD'de film endüstrisindeki 'kötü Türk' imajınından şikâyet ettiğinde, bu şikâyet yersiz oluyor da, onların şikâyeti neden bu kadar ciddiye alınıyor? Sadece güçlü oldukları için! O nedenle fazladan laf kalabalığının lüzumu yok. Onlar Hollywood'a söz geçiremiyor, orası 'demokratik' bir ülke de, burası muz cumhuriyeti mi? İsteyen, üstelik tüm bu olanlardan sonra istediği gibi düşünemeyecek mi? Demokrasilerde, siyasetçinin işi, kamuoyunun tepki ve taleplerini yansıtmak değil mi, neden bizimkilere, tam tersine, kamuoyunu hizaya getirme telkini yapılıyor? Demokrasimiz eksik, sorunlu olabilir, ama burası ABD üssü, Ortadoğu emirliği, şeyhliği değil, dolayısıyla kimsenin kimseyi, bu anlamda, hizaya getirmek haddi de değil.
Dahası, Türkiye kamuoyu nereden baksanız, Hollywood'dan kat be kat bağımsız, karmaşık ve çeşitlilik arz eden bir yapı. ABD resmi politikaları ile kültür politikaları arasındaki ilişkiler konusunda, 'Parayı Verdi Düdüğü Çaldı, CIA ve Kültürel Soğuk Savaş' adlı çalışmaya göz atmanızı tavsiye ederim (Francis Stonor Saunders, Doğan Kitapçılık, 2004). ABD resmi ideolojisi ve Hollywood arasındaki dolaylı ve dolaysız bağlantılar içinse, Ziauddin Serdar ve Merrly Wyn Davies'in son kitabına, 'American Dream-Global Nightmare' (Icon Books, 2004, Amerikan Rüyası-Dünyanın Kâbusu) mutlaka bakın, yakında Türkçesi çıkacak.
Son olarak, Lübnan'ın eski Başbakanı Hariri'nin kurban gittiği suikastın failini, tam da ABD dış polikasının işaret ettiği istikametten giderek, Suriye olarak gösteren ABD dostları, kafa karıştırmaya çalışmaktan vazgeçseler iyi olur. Bu kadar maskesi düşmüş bir kışkırtma, hedef gösterme, tehdit, işgal zinciri politikasını artık kimse yutmuyor. Komplo teorilerine, anti-Amerikan zehirlemelere falan gerek yok. Takke Irak'ta düştü, tüm dünya kamuoyunu kendisine karşı öfkelendiren ABD'nin kendisi. Kimi kime şikâyet ediyorlar, siz kimi kime karşı savunmaya çalışıyorsunuz?