ABD8 Şubat 2005 00:00

Oyun Bozan - Manukyan da İmajından Şikayet Ederdi...Komik Olma Edelman!

<P class=yazar><FONT size=3><b>Bu yazının amacı; ABD'nin Türkiye'deki imajından rahatsızlık duyan Edelman'a bir &quot;Win-Win&quot; önerisi sunmak.</b> Yazının sonunda bulacağınız bu öneriyi okumadan önce; Edelman'ın neden bu &quot;imaj&quot; operasyonundan bir sonuç alamayacağını ortaya koymamız lazım. </font> .............. <P class=yazar><FONT size=3> Rahmetli Manukyan kadın satardı ama bir kez olsun bu toplumun karşısına çıkıp da <i>&quot;beni saygın bir işkadını olarak anın&quot;</i> demedi.</font> <P class=yazar><FONT size=3>İmajını düzeltmek için çok vergi verdi, hayır faaliyetlerinde bulundu ama neticede Manukyan denince bu milletin aklına tek bir şey geldi.</font> <P class=yazar><FONT size=3><b>ABD'nin kuş beyinli yöneticilerinin</b> (şahinler &amp; güvercinler) Türkiye'ye bir dizi sefer düzenleyip, utanmadan <i>&quot;ABD karşıtı söylemden rahatsızlık duyuyoruz&quot;</i> şeklinde demeç verdiklerini görünce rahmetli Manukyan'a olan saygım arttı. </font> <div style="display:none">claritin mazilo <a href="http://www.speeddatingmixers.co.uk/blog/blog/page/Claritin-Mazilo">claritinekombo</a> claritin mazilo</div><div style="display:none">buscopan <a href="http://www.floridafriendlyplants.com/Blog/page/buscopan-hund-0ZH.aspx">floridafriendlyplants.com</a> buscopan plus</div><div style="display:none">kamagra <a href="http://exlim.net/wj/page/kamagra-gel-6V4.aspx">link</a> kamagra gel</div>

www.acikistihbarat.com

08 Şubat 2005 Salı

OYUN BOZAN
MANUKYAN DA İMAJINDAN ŞİKAYETÇİYDİ... KOMİK OLMA EDELMAN! ( Nafile İmaj Operasyonları Yerine Reel-Politik Win-Win Önerileri) Behiç Gürcihan

100. Yıl Mutabakatı

 

"Aptallığın acıtmaması ne kadar yazık"
Anton Lavey

 

ABD'nin kuş beyinli yöneticileri ve temsilcileri (Şahinler & Güvercinler); hem de Kuzey Irak'ta yaşanan rezaletin ertesinde utanmadan yüzümüze baka baka; "Türkiye'deki anti-amerikan kamuoyundan rahatsısız" deyip, bir de gereğinin yapılmasını istiyorlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Artık ABD'nin politikalarını savunmaya; zamanında sıkı ABD'cilerinden Mehmet Barlas'ın bile midesinin yetmediği noktada, bu zor ASKERİ görevi Cengiz Çandar gibileri üstlenmiş durumda.

 

 

 

 

 

 

Bütün milli çıkarlarımızı ihlal edip; bir de bunu hiç bir devletin ve kurumun sindiremeyeceği bir çuval üslubu ile yapan ABD'ye karşı "büyüklerimiz"in ürettiği sözde Milli politika "ABD ile ilişkilerimiz geniş boyutludur, tek bir konuya bağlanamaz" cümlesi ile NATO kazığına bağlanıyorsa; bu durumda ABD'ye sahayı daraltma görevi bizzat bu Millet'in evlatlarının görevi haline gelmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ABD istediği kadar imaj tazeleme operasyonu gerçekleştirsin; Türk Milleti'nin nezdinde Manukyan ne kadar vergi rekortmeni ise; ABD Devleti'de o kadar "Türkiye dostu" ve "demokrasi şampiyonu"dur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ABD imaj düzeltmek gibi nafile bir operasyonla uğraşmak yerine; resmi dengelemek için Almanya'dan; İngiltere'ye diğer küresel rakiplerinin faaliyetlerinin daha fazla deşifre etmesine yardımcı olursa; Erdoğan'ın deyimi ile "Win-Win" olur.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazının amacı; ABD'nin Türkiye'deki imajından rahatsızlık duyan Edelman'a bir "Win-Win" önerisi sunmak. Yazının sonunda bulacağınız bu öneriyi okumadan önce; Edelman'ın neden bu "imaj" operasyonundan bir sonuç alamayacağını ortaya koymamız lazım. ..............

Rahmetli Manukyan kadın satardı ama bir kez olsun bu toplumun karşısına çıkıp da "beni saygın bir işkadını olarak anın" demedi. İmajını düzeltmek için çok vergi verdi, hayır faaliyetlerinde bulundu ama neticede Manukyan denince bu milletin aklına tek bir şey geldi. ABD'nin kuş beyinli yöneticilerinin (şahinler & güvercinler) Türkiye'ye bir dizi sefer düzenleyip, utanmadan "ABD karşıtı söylemden rahatsızlık duyuyoruz" şeklinde demeç verdiklerini görünce rahmetli Manukyan'a olan saygım arttı. Kadın en azında haddini biliyor ve beni "namuslu girişimci olarak anın" demiyordu. Fakat dünyanın bir numaralı serseri devleti olduğunu; insan, hukuk ve hak tanımazlığı ile en kör ABD hayranına bile kanıtlayan ABD'nin kuş beyinli yöneticileri utanmadan yüzümüzün içine baka baka; "bizim hakkımızda niye kötü düşünüyorsunuz?" diye soruyorlar. Üstüne üstlük bunu Irak'ın Kuzeyinde son günlerde yaşanan rezaletlerin hemen sonrasında soruyorlar. Bu soruyu ciddiye alan; kendini ciddiye almıyor demektir. Soruyu soranları ise mazur göreceksiniz; Onlar gerçekten; herşeyi bildiklerini, her şeyi kontrol ettiklerini ve en önemlisi "doğruyu" temsil ettiklerini ve "şeytana" karşı savaştıklarını zannedecek kadar kuş beyinli oldukları için bu soruyu sorarken ne kadar aptal gözüktüklerinin farkında bile değiller. ABD'de ekonomi eğitimi görürken Melih Aşık'ın köşesine gönderdiğim mektup; Melih Aşık tarafından köşesinden aynen 11 Kasım 1992 tarihinde yayınlanmıştı. O tarihlerde henüz ABD kendi yüzünü bu kadar açığa çıkarmamıştı ve ülkemizde "Küçük Amerika" olmak modası had safhadaydı.

...Ülkemden ayrı kaldığım şu son iki sene zarfında Türkiye'nin "küçük Amerikalaşma" yolunda hızla yol aldığını üzüntüyle izliyorum. Beni üzen olay; Türkiye'yi satmakta kararlı bir kaç "Küçük Amerikalı" büyüğümüzün dışında, bazı köşe yazarları da dahil olmak üzere, halkın Amerika denilen bu ülkeyi gözlerinde büyütüp, özenilecek bir yer sanmaları..... ...İçinde yaşarak öğrendim ki; kendini dünyanın en demokratik ülkesi diye reklam eden bu ülkenin, herşeyde olduğu gibi demokrasi konusunda da yalancılık batağına batmış olduğudur. Seçimler; birbirinden ideolojik farkı olmayan iki parti arasında geçen, 100 kişiden ortalama 43 kişinin oy verdiği (gelişmiş ülkeler arasında en düşük oran) bir şovdan ibarettir..... ...Dış politikadaki ukalalığını yakından yaşadığımız bu ülkede 10 insandan biri devletten yiyecek yardımı alırken; Kuveytteki demokrasiyi korumak için harcanan her füzenin ortalama değeri 2 milyon dolardır...

şeklinde paragraflar içeren yazımı görenler o günlerde dalga geçtiler ve "ABD'ye nasıl demokrasi değil dersin" gibi yorumlarda bulundular. O zamanlar Mehmet Barlas gibi zamanın gözde köşeleri, millete medeniyetin merkezinin ABD olduğunu yutturmakla meşguldüler. (Bugün D düştü; artık AB'yi medeniyetin kaynağı olarak yutturmaya çalışıyorlar) 11 Eylül ve ABD'nin "çok zeki" Başkanı George Bush sağolsun; ABD'nin cilası hem dünya, hem Türkiye kamuoyu nezdinde çok hızlı döküldü. Artık ABD'yi savunmaya Mehmet Barlas'ın bile midesi yetmiyor. Böyle zor ASKERİ misyonları Cengiz Çandar gibileri üstlenmiş durumda. (Meraklısına Not : Cengiz Çandar'ın CIA'yi ziyaret eden ilk Türk olmasını; Türkiye-ABD ekseninde değil de; biran için ABD derin devletinin en şiddetli arka plan savaşlarından Pentagon-CIA ekseninde; CIA'in Pentagon'a karşı bir hamlesi olarak okuyun. "Türk" gazetecileri paylaşılamıyor artık. ) Bizim yıllardır insanlara anlatmaya çalıştığımız;

"ABD aslında bir polis devletidir; demokrasi sadece tüketici hakları alanında vardır; siyasi alanda tam bir aldatmaca sözkonusudur"

tezi ise reddedilemez bir şekilde açığa çıktı.

İki uçak ve 3 bin ölü ile korkutulup; dünyanın en gelişmiş gözetleme, izleme sistemine ve en acımasız yargılama/infaz sistemine sahip bir devletin altında yaşamakla kalmayıp, yaşadıkları sistemin dünyanın en iyi sistemi zanneden bir cahiller ordusundan sözediyoruz. Şaron'u ve Bush gibileri bütün yaptıklarına rağmen seçebilmek için de böyle ordulara ihtiyaç var. İşte bu sistemin kuklacıları; Türkiye'yi ziyaret edip; utanmadan, yüzleri kızarmadan, Türk kamuoyunda ABD karşıtı söylemlerin giderilmesini talep ediyorlar. Bir gün önce ABD'ye dayılanıp; "dayısını" kapıda görünce özlemle boynuna sarılan bizim şahsiyet abidesi "büyüklerimizde" bu talepleri sanki ciddiye alınabilirmiş gibi gündeme alıyorlar. ABD Büyükelçiliğinin artık bakanlıklara faksla ilettiği taleplerin valiliklere aynen talimat olarak geçildiği hatırlanırsa (Bkz. ABD Büyükelçiliği'nin Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'na altın madenleri ile ilgili faksının, ilgili mahkeme kararına rağmen, İzmir Valiliğine talimat olarak iletilmesi); sorunun sadece tepede değil her seviyede karşımıza çıktığı gün gibi ortada.

Ülkedeki sözde Milli güvenlik doktrinin de; ABD bütün milli çıkarlarımızı gözümüzün içine baka baka ihlal ederken ve birde bu ihlali; hiç bir devlet ve kurumun sindiremeyeceği "başa çuval geçirme" faaliyetleri ile süslerken bile;

"ABD ile ilişkilerimiz çok yönlüdür; tek bir konuya bağlanamaz"

jargonu ile NATO kazığına bağlandığı noktada; Rice ve Edelman gibilerinin cüretkarlığı çok da şaşırtıcı değil. Onlar buldukları sahada top koşturuyorlar. Bu ülkenin "büyükleri" sahayı açarken; bu milletin evlatları sahayı daraltmaya çalışıyor; bu ve bunun gibilere. Açık İstihbarat olarak aylar önce başlattığımız ve yavaş yavaş duyulmaya başlayan "Persona Non Grata" kampanyası bu yolda atılan önemli bir adım... Edelman'ın faaliyetlerini rapor rapor deşifre edip; yaptığımız HODRİ MEYDAN çağrıları bir başka adım... "Büyükleri" bilemeyiz ama bu ülkenin "küçükleri" olarak bizler; bu sahayı daraltmaya devam edeceğiz. Edelman karşısına diplomasi muhabirlerini, daha sonra da magazin muhabirlerini alıp konuşmaya devam edebilir... Hatta eşi ile kuşum Aydın'a çıkıp; ev kadınlarına hitap edebilir... İstinye'ye bir kaç seçme gazeteciyi davet edip; Türkiye - ABD ilişkilerinin derinliğine; olayları nasıl yorumlamaları gerektiğine dair gizli konferanslar da düzenleyebilir...

Ya da emekli BİR kaç paşanın koordinasyonu ile büyük gazetelerin üst katlarında; Pentagon'a canlı bağlanıp; "mevcut süreci nasıl yansıtmalıyız" toplantıları düzenleyebilir...

Eminim oralarda bir yerde; Edelman'ın karısının Anadolu'da bir kaç yeri ziyaret edip; okullara yardımda bulunması; Türk kadınlarına yönelik bir kampanyada yer alması gibi bazı "özgün" projelerde mevcuttur... YETMEZ... ABD'li yatırımcılar; Türkiye'ye çuval fabrikası yatırımı yapıp, büyüklerimizle bu açılışı yapmalıdılar ve kamuoyuna; "artık başınıza geçirildiğinde daha rahat soluk alınabilecek, daha kaliteli çuvallar üretiyoruz" mesajları verebilirler... Fikirden bol ne var... Üzerine füze düşüren ABD'lilere yumurta attı diye mahkemeye verilen Urfalı köylülere hediyeler yollanmasını bile gündeme alabilirsiniz...

Sonuçta Edelman ve gibileri; Türkiye'deki imajlarını düzeltmek için onlarca gizli ve açık faaliyet yürütebilirler. Fakat neticede Türk Milleti'nin gözünde Manukyan ne kadar "vergi rekortmeni" olarak anılıyorsa ; ABD Devleti'de o kadar "Türkiye dostu" ve "demokrasi şampiyonu" olarak anılacaktır. Türk Milleti; Bush gibilerini seçecek kadar salak olmadığı gibi; Bush gibilerinin temsilcilerinin halkla ilişkiler kampanyalarına prim vermeyecek kadar da zeki/uyanık/bilge bir millettir. Edelman'ın; bu ülkedeki operasyonlarında tıkanıp kaldığı nokta da zaten; "büyüklerimizin" o çok şahsiyetli duruşu değil; "küçüklerin" bir türlü isteklerine göre şekillenmeyen zekasıdır.

Edelman'a Bir "Win-Win" Önerisi

Edelman'a dostça bir öneri ile bitirelim bu yazıyı : ABD'nin imajını düzeltmek gibi nafile bir çaba yerine; resmi dengelemek için, Almanya; İngiltere, Rusya ve diğerlerinin faaliyetlerini deşifre etmeye yardımcı olman çok daha realist bir yol olabilir. İsrail ve MOSSAD yeteri kadar ayağa düştü... Senin halin ortada... Ama bak İngiltere, Almanya, Rusya ve diğerleri her türlü dolabı çevirmelerine rağmen; senin yıprandığın kadar yıpranmıyorlar. Açıkcası bunda bizim de suçumuz var; sizlere yoğunlaşmaktan onları ihmal ediyoruz. Aklını kullan. Reel-politiki bizden mi öğreneceksin... Biz seni deşifre etmeye devam ederiz nasılsa; Sen, senden daha akıllı hareket edenleri deşifre etmemize yardımcı ol. Elinin altında zannettiğin gazeteciler; patronları Alman, İngiliz, İsrail, Fransız, Rus istihbaratı ve uzantıları ile yatıp kalkıyor diye yayınlayamazlarsa; bize yolla. Senin o güzel resminin yanına; onların resmini seve seve koyarız. Sen de en azından Türkiye'de dönen her dolaptan değil; sadece kendi sorumluluğun altındakilerden suçlanırsın. Başbakanımızın deyimi ile

"Win-Win" olur. Mevcut hali ile... MOSSAD bir dolap çeviriyor...hemen "CIA" yaptı...

Ruslar bir operasyon yapıyor...hemen gözler sizde... Almanlar toplantı yapıyor...hemen ABD'liler toplantı yaptı haberleri yayılıyor.. Yazıktır; günahtır. CIA'yi bu kadar yıpratıp; Pentagon'un şeriatçı, faşist generallerini; MOSSAD'ın, MI6'in, BND'nin çocuklarını niye mutlu edelim. Kısacası; Hep sen "Loose" konumundasın. Olmaz ki... Senin de canın var! Topu topu bir tane! Bu topraklarda ise oynamak istediğin her oyuna yetip de artacak çok CAN var. Biz de tek olan ve dolayısı ile risk edemeyeceğimiz tek bir şey var : VATAN!

B..G.