Bırakın Barış İçinde Yaşayalım...- İlhan Selçuk
Bu Meclis'e Manastır'dan Pançederuf 'u, Serez'den Hristodalçef 'i mebus seçerek göndermişlerdi. Fakat bu adamların Hakkâri'den gelen mebus Taha, Medine'den gelen Esseyit Abdülkadir Haşim, Lazkiye'den mebus çıkarılan Dürzibeylerinden Mir Muhammet Arslan ile hiçbir ilişkisi olamayacaktı. Çünkü bunların dilleri başka, dinleri başka, emelleri başka idi.abilify abilify alkohol abilifyoxcarbazepine dosage click oxcarbazepin
1908 yılı aralık ayının 17'sinde Osmanlı Mebusan Meclisi törenle açılmıştır. Mehmet Ali Ayni bu Meclisi anlatıyor:
''Bu Meclis sanki bir Babil Kulesi idi.
Çünkü oraya toplanan Osmanlı milletvekillerinin çoğu birbirini anlamıyordu. Vakıa bu mebuslar, Osmanlı Mebusan Meclisi'ne gelmişlerdi, ama, hakikatte bir Osmanlı milleti yoktu.
Bu Meclis'e Manastır'dan Pançederuf 'u, Serez'den Hristodalçef 'i mebus seçerek göndermişlerdi. Fakat bu adamların Hakkâri'den gelen mebus Taha, Medine'den gelen Esseyit Abdülkadir Haşim, Lazkiye'den mebus çıkarılan Dürzibeylerinden Mir Muhammet Arslan ile hiçbir ilişkisi olamayacaktı. Çünkü bunların dilleri başka, dinleri başka, emelleri başka idi.
İşte hakikat böyle olduğu halde İttihat ve Terakki Cemiyeti'ndeki idealistler bütün unsurları -eski Tanzimatçılar gibi- Osmanlılık bağı ile bağlamak hülyasında idiler. Fakat çok geçmeden bu bağın pek çürük olduğunu onlar da anlamışlardı.
Serfice Mebusu Boşo, bir gün tartışma sırasında, kendisinin Osmanlılığının, Osmanlı Bankası'nın Osmanlılığı kadar olduğunu onların yüzüne bağırmıştı.''
**
Mehmet Ali Ayni 'Babil Kulesi' nin resmini çizmeyi sürdürüyor:
''İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin himayesinde İstanbul'da 10 Temmuz'da kurulmuş olan 'İttihadı Anasırı Osmaniye' heyeti 1909 senesi Ağustosu'nun 23'üncü Pazar günü Fındıklı'daki merkezinde toplanarak tartışmalara başlamıştı.
Bu toplantıya Rum unsurundan Osmanlı Bankası mütercimi Yanopulos, dava vekili Vladimir, Ermenilerden Doktor Kirkor Celal, Mihranağa Haciyan, Karabet Ayanyan, Ermenak Serkisyan, Bağırşak Duhanyan, Aram Tuğlacıyan, Zenob Sürenyan, Ermeni Katoliklerinden Rahip Asaduryan, Baruhacıyan, Arapyan, Yahudilerden Dava Vekili Marko, Eczacı Daron, Kemal Becarano, Matyos Rabeno İsak, Rum melkitlerinden Zeki Megamez, Süryani Kadim'den Fehmi, Keldani Kadim'den Ton Bacan, Protestanlardan Karabet Sinekerimyan, Süryani Katoliklerden Patrik Vekili Piskopos Cebrail, Latinlerden Zanti ve Viktor Beyler, Arnavut kulübünden Murat Bey, Çerkezlerden Ali Nadir Paşa iştirak etmişlerdi.''
**
Peki, bu resimde Türkler nasıl 'poz' veriyorlardı?..
'Müderris' Mehmet Ali Ayni diyor ki:
''Meclis'te yalnız Türk mebusları 'biz Türküz' demeye cesaret edemiyorlardı. Bundan başka bu Türk mebusların birçoğu medreseden yetişmiş hoca idiler. Onlar aldıkları dini terbiye nedeniyle kavmiyetten söz açmayı günah sayıyorlardı.''
**
1909'da Osmanlı payitahtında Türklerin durumu böyle: 'Kavmiyet' (Türklük) günah...
1914'te Birinci Dünya Savaşı patlak verince işler büsbütün karışıyor. Osmanlı'nın yenilgisiyle (Anadolu emperyalist devletler tarafından işgal edilince) Hıristiyan 'tebaa' da ayaklanıp Türklerin icabına bakmaya kalkışıyor...
Ortalık mezbahaya dönüşüyor...
Atatürk bu tarihsel kargaşadan bir laik Türkiye Cumhuriyeti çıkardı; İkinci Dünya Savaşı'na ve son olarak Irak savaşına girmedik; 80 yıldan beri barış içinde yaşıyoruz...
Ama, öyle görünüyor ki rahat battı!.. Türklerle yine uğraşmaya başladılar; âdet olduğu üzere hem dışardan, hem içerden...