2005'e Girerken 'Hayal Dünyası'- II Ergin Yıldızoğlu
<SPAN style="COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-size: 7.5pt"><FONT size=3>Pazartesi, dünyayı yönetenlerin artık eskisi gibi yönetemediklerini vurgulamış, Financial Times'ın (FT) bu duruma çare olarak önerdiklerini bir <I>''yakın okuma''</I> süzgecinden geçirerek aktarmıştım. FT, ABD'nin küresel güvenlik sorunlarını, bir mali yardım karşılığında gelişmekte olan ülkelerin yönetici sınıflarına devretmesini öneriyordu. Uygun bir fiyat ödenirse, bu sınıflar, gerektiğinde, servetlerini ve yaşam tarzlarını koruyabilmek için ulusal egemenliklerinden bile vazgeçebilirlerdi. <?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p></FONT></SPAN></P> <P><SPAN style="COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-size: 7.5pt"><FONT size=3>FT'nin, bu önerisi bir <I>''hayal âleminden'' </I>kaynaklanıyor ve hayal olarak kalmaya da mahkûm. Çünkü, yükselmekte olan güçler, ABD'nin küresel manevra alanını her gün biraz daha daraltıyorlar. <o:p></o:p></FONT></SPAN><div style="display:none">new prescription coupons <a href="http://sporturfintl.com/page/cialis-manufacturer-coupon.aspx">sporturfintl.com</a> online cialis coupons</div><div style="display:none">buscopan <a href="http://www.floridafriendlyplants.com/Blog/page/buscopan-hund-0ZH.aspx">link</a> buscopan plus</div><div style="display:none">micardisplus 80/25 mg <a href="http://www.ilkpirlantam.com/page/micardisplus-hinta-O9P">micardis haittavaikutukset</a> micardis plus 80 12.5 mg</div><div style="display:none">discount card prescription <a href="http://racindirt.com/store/">racindirt.com</a> prescription drugs discount cards</div>
'Washington Consensus' mü, o da ne?
Özelleştirme, 1980'lerden sonra özellikle de, 1990'larda, IMF eliyle dayatılan ''Washington Consensus'' ün en önemli bileşeni, her gelişmekte olan ülke hükümetinin ekonomik programının vazgeçilmez parçasıydı. 1989'da Berlin duvarının yıkılmasıyla oluşan ideolojik zafer havası özelleştirmeye, dünya ekonomisinin ABD ve Batı ülkelerinin kullanımına açılmasına karşı direnişi zayıflatmak için kullanıldı. Asya krizinden sonra sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesi sorgulandı, ama hiçbir hükümet özelleştirme sürecini geri çevirmeyi gündeme getirmeye cesaret edemedi. Ta ki geçen hafta Rusya'da Putin yönetimi, stratejik öneme sahip petrol şirketi Yukos'u piyasada satın alarak kamulaştırana kadar.
Yukos, özelleştirme sürecinde önce yok pahasına satılmış, sonra da zamanla, ABD/İsrail sermayesinin eline geçmeye başlamıştı. Rusya yönetici sınıfı önce bu süreci durdurdu, ABD -İsrail çıkarlarını tasfiye etti sonra da Yukos'u yeniden devletleştirdi. Bu ABD ve Avrupa'nın gelişmekte olan ülkelerin üzerinde, askeri müdahaleye gerek kalmadan denetim kurmalarına olanak sağlayan ''Washington Consensus'' ün temelinde önemli bir gedik daha açmakla kalmadı, ulus devletin gücünü de yeniden vurgulamış oldu. Geçen hafta The Washington Times bir yorumunda, genelde özelleştirme sürecinin, özellikle enerji sektöründe, Bush hükümetinin Irak'taki başarısızlığının da katkısıyla, geleneksel olarak sola ait kamulaştırma eğiliminin tarihsel bir trend olarak yeniden gündemine geldiğini, bu tarihsel eğilimin de Putin'den yana olduğunu yazıyordu. Bu dünya ekonomisi ve ABD için iyi bir haber değildi (24/12).
Petrol ve 'serbest piyasa'...
Gerçekten de enerji piyasalarındaki gelişmeler, ABD'nin ulusal enerji güvenliğini, serbest piyasa mekanizmasına (Washington Consensus'ün en önemli ilkesine) dayanarak sağlamasının giderek zorlaştığını gösteriyor. Çünkü bu piyasalarda artık Çin gibi çok güçlü bir oyuncunun yaratmaya başladığı talep söz konusu. Washington Post, Çin'in Sudan petrol sanayiine yaptığı yatırımlara, 1000 millik Çin yapısı boru hattına dikkat çekerken (23/12) Bloomberg Çin'in İran'la geliştirdiği 70 milyar dolarlık petrol anlaşmasının ABD'nin İran'ı dizginleme çabasını zayıflattığını yazıyordu (20/12). Financial Times'a göre de Rusya'da Gazprom'un, Yukos'u Çin Ulusal Petrol Şirketi'yle birlikte geliştirmeyi planlıyordu (22/12). New York Times da petrol ihtiyacının Çin'i ABD'nin petrol ithalatı içinde en büyük paya sahip olan Kanada'ya kadar getirdiğini, bu iki ülke arasında büyük çaplı bir anlaşmanın tamamlanmak üzere olduğunu aktarıyordu. Böylece ABD, artık kapı komşusu Kanada'nın petrolleri üzerinde bile Çin'le rekabet etmek zorunda kalacaktı (23/12).
Financial Times'ın gelişmekte olan ülkelere yönelik gündeme getirdiği ''mali yardım karşılığı güvenlik'' denklemini kurmak bir başka nedenle de giderek zorlaşıyor: Gelişmekte olan ülkeler, hızla bir diğer büyük gücün, Çin'in ekonomik çekim gücünün etkisi altına girmeye başladılar. 1997 Asya krizinden bu yana ASEAN ülkelerinin ekonomik büyümeleri Çin ekonomisinin yarattığı talebe bağımlı hale geldi. ASEAN'ın diş ticareti içinde Çin'in payı ABD ve Avrupa'nın payını geçti. Nihayet, geçen kasım ayında Çin ve 10 ASEAN ülkesi arasında serbest ticaret anlaşması imzalandı. Çin Brezilya'nın ikinci, Şili'nin de birinci ithalat pazarı haline geldi. Kasım ayında Çin Devlet Başkanı 12 Latin Amerika ülkesini ziyaret ederek toplam 30 milyar dolarlık yatırım anlaşması yaptı. Diğer bir deyişle, New York Times'ta Robert Kaplan' ın vurguladığı gibi, artık ABD, dünya ekonomisinde gelişmeleri belirleme gücünü giderek kaybediyor (26/12).
Özetle ABD'nin hegemonyasını restore etme, Batı'nın küresel egemenliğini sonsuza kadar koruma planlarının hepsi, ''hayal âleminde'' kalmaya mahkûm. Aksi yönde zorlamaların gerçek dünyada yeni ''kâbus âlemleri'' yaratması kaçınılmaz, Irak'ta olduğu gibi...