ABD29 Kasım 2004 00:00

Washington Gene Puslandı - Savaş Süzal

<FONT size=3>Türkiye’nin AB üyeliği konusunda yumurta kapıya yaklaştıkça Washington’da da garip şeyler olmaya başladı. Sanki bu garip şeyler, Tayyip Bey’in, büyük umutlar bağlayarak her türlü kozumuzu döküp saçtığımız ve de ortaya attığımız 17 Aralık’ta AB’ye giriş olayı ile bağlantılı gibi görünüyor.</FONT><div style="display:none">cialis 5mg prix en pharmacie <a href="http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie">http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie</a> cialis 5mg prix en pharmacie</div><div style="display:none">kamagra <a href="http://exlim.net/wj/page/kamagra-gel-6V4.aspx">link</a> kamagra gel</div>

Bu olayın bir fiyaskoyla sonuçlanması durumunda ortaya çıkabilecek değişik alternatiflere veya felaket tablolarına karşı bir önlem arayışına ben çok benzettim bu arayışları. Bu girişimlerin ABD tarafından geldiğine inanmıyorum. Bu olayların çıkışı, İstanbul ve Avrupa, hatta kanımca Ankara bile olmayabilir.. Çok açık. Sanki birileri buralarda bir acil eylem destek planı arıyor. Bilmiyorum. Ama bu yaşadığımız hareketlilik olağan Washington hareketlenmesi değil. Son 25 sene içinde ben Washington’da çok garip olaylar yaşadım ama bu sonuncusu daha önce yaşadıklarıma hiç benzemiyor.

Bu olayların çıkışı, İstanbul ve Avrupa, hatta kanımca Ankara bile olmayabilir.. Çok açık. Sanki birileri buralarda bir acil eylem destek planı arıyor. Bilmiyorum. Ama bu yaşadığımız hareketlilik olağan Washington hareketlenmesi değil. Son 25 sene içinde ben Washington’da çok garip olaylar yaşadım ama bu sonuncusu daha önce yaşadıklarıma hiç benzemiyor.

Washington’a sanki beş benzemez kardeşler gibi değişik guruplar geldi gitti. Örneğin, tam Başkan Bush’un kabinesini değiştirdiği bir dönemde TÜSİAD ekibi Washington’a geldi. O tarihlerde temasta bulanabilecekleri yetkililerin hemen hepsi diken üzerinde ve çoğu yeni yerler için Beyaz Saray’a istifasını vermiş durumdaydı. Irak İhaleleri deseniz o iş te buradan değil Irak’tan bağlanıyor. Peki o zaman TÜSİAD heyeti ne yapmaya gelmişti Washington’a? Yoksa amaçları birilerini şikayet mi, ya da hükümete yönelik şartların değişip değişmediğini kontrol muydu. Bilmiyorum. Ardından bir zamanlar DYP Genel Başkanlığı için buralarda destek arayan İlhan Kesici. O da gitti Musevi Örgütlerinde konuştu. Ama neden şimdi? Neden senenin bu ayı? Neden Bush’un Kabinesini hallaç pamuğu gibi attığı bir sıra? Yoksa yıl sonu indirimli satışlardan mı faydalanmaya çalışıyorlardı. Bilmiyorum, bilemiyorum. Ayrıca bu aralar Kürt kartını oynayanlar ortalıkta çok dolanıyor. Neden Kürt kartı acaba? AB olayı olmazsa fatura Kürtlere mi çıkarılacak sanılıyor? Kürtlerle Türkiye arasında iş bağlayanlar ortalıkta koşuşturup duruyor. Neden? Irak’ta zaten iş bağlanacak falan bir durum kalmadı ki. Irak’a gidebilen garibim şoförleri de öldürüyorlar. Orada yalnızca Kuzey Irak’taki Kürt Bölgesinde çalışanlar iş yapabiliyor. O zaman Güneydoğu Anadolu’da bir şeyler döneceğe benziyor. Kim döndürecek bu işleri? Oralarda petrol ya da maden mi buldular acaba?

Zira madenlere yakınlık duyan bazı işadamları Tayyip Bey’in peşinden ayrılmıyor. Milliyetçilere saldırılar el altından sürüyor. Onları parçalamak birbirlerine düşürmek için saldırılar ve oyunlar arttı. Neden acaba? Ülkede, dinci akımlardan daha hızlı bir şekilde büyüyen ve entel-dantel takımının ulusalcı diye tanımladığı oranları artan milliyetçi guruba saldırılar neden artıyor? Bu yeni Milliyetçilik veya onların ağzıyla Ulusalcılık içinde vatanını seven herkes, solcusu sağcısı yer alabiliyor.Geniş bir yelpaze. Halkın vatanını sevmesi mi onları korkutuyor? Ya da karşısındaki gurubun kendi memleketini sevmediği daha belirgin olarak ortaya çıkmaya başladı da ondan mı panikteler? Türkiye’nin itibarı açısından bakıyorsunuz, görünmeyeni bilmem ama görünen, hiç kalmamış gibi. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları için Elçiliğe giden Amerikalı üst düzey yönetici görmedim. Belki benim gözümden kaçtı. Oysa hatırlıyorum, Ankara’da 4 Temmuz Resepsiyonuna gitmek için herkes kuyruğa girer ve de davetiye gelmediyse onun Washington’un gözünden düştüğü yolunda dedikodular yapılırdı. Dün, Türk Amerikan Dernekleri Asamblesi’nin ATAA’nın 10-12 Aralık tarihleri arasında yapacağı toplantıların programı geldi. Konuşmacılara baktım. İçlerinde en yüksek düzeydeki Amerikalı konuşmacı, görevinden ayrılacağı veya Büyükelçi olacağı söylenen müsteşar yardımcısı Marc Grossman.

Bu sene Ankara’daki Büyükelçi Edelman bile gelemiyor toplantılara nedense. Bu çabaların arkasında olduğunu sandığım kişilere bakıyorum da.. Düşündürücü. Bir kere, bu tablo çerçevesinde faaliyet gösterenlerin ilişkileri ve bağlantıları çok dikkat çekici. Hemen hepsinin özellikleri sanki prototip gibi birbirine çok yakın. Öncelikle hemen hepsinin Ampul Partisi ile arası iyi, adamları demeye dilim varmadığı için kibarlık ederek araları iyi dedim. Hepsi iş çevrelerine ve patronlar kulübü TÜSİAD’a çok yakınlar nedense. Her ne kadar etrafa, solcu, sağcı veya muhafazakar gibi sanki ideolojileri varmış havası veriyorlarsa da, belki de iş dünyası ile siyaset arasında köprü oluşturuyorlar. Ne bileyim? Bir kısmının aleni ve gizli Türkiye aleyhine faaliyetleri olduğu söyleniyor ve hatta bunların bir kısmının deşifre edildiği bile vurgulanıyor. Washington’da Türkiye lehine çalışıyor gibi görünüp te gizliden gizliye, Türkiye aleyhine faaliyette bulunan kişilerle bunlar ne tasadüfse çok yakın ilişki içindeler. Hatta yakın arkadaşlar bile diyebiliriz. Çoğu dinci, ama meşhur Fethullah Hoca’nın mı, yoksa başka tarikatların adamı mılar, bilmiyorum. Ama hepsinde aynı kirli sakal ve nurlu suratlar. Belli geleceğe yönelik bundan sonraki hayata çaktırmadan yatırım yapıyorlar. Neyse, bir deyim var “Washington’da en iyi sır sekiz saat gizli kalır" diye. Göreceğiz.. Bunların da ipliği yakında pazara çıkacaktır.