ABD14 Ağustos 2004 00:00
Kabil-Van-New York hattında demokrasi!
ARSLAN BULUT Kabil-Van- New York hattında demokrasi!Yaklaşık 10 yıl önce, Boğaziçi Üniversitesi’nin düzenlediği Anayasa ile ilgili bir sempozyumda, Özel Harp Dairesi Başkanlığı yapmış emekli orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu, katılımcılara hitaben, “Londra’dan Tokyo’ya kadar bir uyuşturucu demokrasisi kurulmuş durumdadır. Bunun çaresini bulabiliyor musunuz?” diye sormuştu. discount drug coupons site printable coupons for cialisnaproxennatrium go naproxen kruidvatcialis forum cialis bez recepta cialis bez receptabuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plusarcoxia 90 mg wikipedia speeddatingmixers.co.uk arcoxia cenaabilify idippedut.dk abilify
Ben de kısa konuşmamda, dünyanın uyuşturucu pastasının 1 trilyon dolar olduğunu, dolayısıyla bu kadar büyük bir paranın istihbarat servislerinin kontrolü dışında hareket etmesinin akla ve mantığa sığmadığını anlatmış, hatta bu paranın yarısının ABD’ye aktığını, Türkiye’nin de Afganistan’dan başlayıp ABD’ye kadar uzanan uyuşturucu yolunda bir geçiş ülkesi olduğunu söylemiş ve Türkiye’deki siyaseti, dolayısıyla hukuk sistemini de uyuşturucudan zengin olmuş çevrelerin yönlendirdiğini belirtmiştim.
Katılımcılar, hukuk, siyaset ve medya çevrelerinin en önde gelen kişileriydi. Hepsine yönelik olarak, Türkiye’nin hukuk ve siyaset sistemini uyuşturucunun pençesinden nasıl çıkaracaklarını sormuştum?
Soruma kimse cevap vermemişti.
Kahve arası için salondan çıkarken daha önce hiç tanımadığım Sabri Yirmibeşoğlu, koluma girerek, “Delikanlı, senin sorularına burada kimse cevap veremez, çünkü korkaktırlar” demişti.
Yirmibeşoğlu bu cümleyi bağırarak söylemiş, herkes de duymuştu. O toplantıda sadece bir bayan doçent, tablonun vehametini hukuk diliyle sergilemiş ve bir fıkra anlatmıştı.
Fareler, her gün bir arkadaşlarını kediye kaptırıyormuş. Toplantı yapmışlar, “Bu tehlikeden nasıl kurtuluruz?” diye herkesten çözüm üretmelerini istemişler. Genç bir fare, “Kedinin kuyruğuna çıngırak bağlayalım. Bize doğru geldiğinde sesini duyar, kaçarız” diye bir öneride bulunmuş. Hepsi öneriyi çok beğenmiş. Ancak en yaşlı fare, “İyi, güzel de çıngırağı kedinin kuyruğuna kim bağlayacak?” diye sormuş.
***
Aradan geçen on yıl içinde uyuşturucu pastası küçülmedi, büyüdü. 1 trilyon dolarlık pasta 2 trilyon doları geçti. Bu paranın yarısı ABD’ye akıyor yine. Afganistan’dan gelen uyuşturucu, ABD limanlarına sivil veya askeri istihbarat servislerinin kontrolünde, gemilerle taşınıyor! Aradaki ülkeler de paylarını alıyorlar!
Bütün bunları, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, uyuşturucu trafiğinin beraberinde getirdiği karaparanın güvenlik güçlerini, idareyi zaafa uğratmaya başladığını belirterek, “Van’da uyuşturucu ticaretine dayalı yerel iktidar odakları yerel meşru birimleri etkisi altına almaya başlamıştır. Bu etki sadece yerel düzey de mi kalmıştır, hükümete yansımış mıdır?” diye sorunca hatırladım.
***
Afganistan ve Irak üzerinden gelen uyuşturucunun Batı pazarına Türkiye üzerinden ulaştırıldığını anlatan Baykal, şöyle konuştu: “Uyuşturucu trafiği beraberinde büyük karapara getirir, karapara etrafında kara iktidar oluşturur, meşru iktidara nüfuz eder, etkisi altına alır. Bir süre sonra sürekli uyuşturucu trafiği yaşanan toplumlarda uyuşturucu zenginleri, baronları ortaya çıkar. Türkiye’de de bunun işaretleri ortaya çıkmış bulunmaktadır. Türkiye’de uyuşturucu baronlarının ortaya çıktığını görüyoruz. Bu kesinlikle göz yumulmaması gereken bir konudur. Parasal gücün, devletin ve toplumun çeşitli kademelerine yansıdığı görülmektedir. İdarenin, güvenlik güçlerinin, siyasetin, bunun etkisi altına girmesi kaçınılmaz olabilir. Etki altına girmek bazen olayları görmemezlikten gelmek şeklinde kendisini gösterir.”
***
Baykal, uyuşturucu tacirleri ile pazarlığı kastederek, “Pazarlık hangi düzeyde yapıldı, düzeyi Van mı Ankara mı? Van’da yapılan pazarlık Ankara’nın bilgisi dışında mıdır? Bu olay nereye kadar sıçramıştır? Güvenlik güçlerinin polis dışındaki unsurlarına da sıçramış mıdır, ne ölçüde sıçramıştır?” diye sordu.
Türkiye bu meseleyi çözerse, Kabil’den New York’a uzanan çete ortaya çıkar! Dolayısıyla bütün insanlık bir dünya çetesinden kurtulmuş olur.
Mesele bu kadar vahimdir!
Baykal, tek başına çıngırağı kedinin kuyruğuna bağlayamaz.
Destek olmak gerekir!
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazar/yazi_detay.asp?id=2744
Katılımcılar, hukuk, siyaset ve medya çevrelerinin en önde gelen kişileriydi. Hepsine yönelik olarak, Türkiye’nin hukuk ve siyaset sistemini uyuşturucunun pençesinden nasıl çıkaracaklarını sormuştum?
Soruma kimse cevap vermemişti.
Kahve arası için salondan çıkarken daha önce hiç tanımadığım Sabri Yirmibeşoğlu, koluma girerek, “Delikanlı, senin sorularına burada kimse cevap veremez, çünkü korkaktırlar” demişti.
Yirmibeşoğlu bu cümleyi bağırarak söylemiş, herkes de duymuştu. O toplantıda sadece bir bayan doçent, tablonun vehametini hukuk diliyle sergilemiş ve bir fıkra anlatmıştı.
Fareler, her gün bir arkadaşlarını kediye kaptırıyormuş. Toplantı yapmışlar, “Bu tehlikeden nasıl kurtuluruz?” diye herkesten çözüm üretmelerini istemişler. Genç bir fare, “Kedinin kuyruğuna çıngırak bağlayalım. Bize doğru geldiğinde sesini duyar, kaçarız” diye bir öneride bulunmuş. Hepsi öneriyi çok beğenmiş. Ancak en yaşlı fare, “İyi, güzel de çıngırağı kedinin kuyruğuna kim bağlayacak?” diye sormuş.
***
Aradan geçen on yıl içinde uyuşturucu pastası küçülmedi, büyüdü. 1 trilyon dolarlık pasta 2 trilyon doları geçti. Bu paranın yarısı ABD’ye akıyor yine. Afganistan’dan gelen uyuşturucu, ABD limanlarına sivil veya askeri istihbarat servislerinin kontrolünde, gemilerle taşınıyor! Aradaki ülkeler de paylarını alıyorlar!
Bütün bunları, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, uyuşturucu trafiğinin beraberinde getirdiği karaparanın güvenlik güçlerini, idareyi zaafa uğratmaya başladığını belirterek, “Van’da uyuşturucu ticaretine dayalı yerel iktidar odakları yerel meşru birimleri etkisi altına almaya başlamıştır. Bu etki sadece yerel düzey de mi kalmıştır, hükümete yansımış mıdır?” diye sorunca hatırladım.
***
Afganistan ve Irak üzerinden gelen uyuşturucunun Batı pazarına Türkiye üzerinden ulaştırıldığını anlatan Baykal, şöyle konuştu: “Uyuşturucu trafiği beraberinde büyük karapara getirir, karapara etrafında kara iktidar oluşturur, meşru iktidara nüfuz eder, etkisi altına alır. Bir süre sonra sürekli uyuşturucu trafiği yaşanan toplumlarda uyuşturucu zenginleri, baronları ortaya çıkar. Türkiye’de de bunun işaretleri ortaya çıkmış bulunmaktadır. Türkiye’de uyuşturucu baronlarının ortaya çıktığını görüyoruz. Bu kesinlikle göz yumulmaması gereken bir konudur. Parasal gücün, devletin ve toplumun çeşitli kademelerine yansıdığı görülmektedir. İdarenin, güvenlik güçlerinin, siyasetin, bunun etkisi altına girmesi kaçınılmaz olabilir. Etki altına girmek bazen olayları görmemezlikten gelmek şeklinde kendisini gösterir.”
***
Baykal, uyuşturucu tacirleri ile pazarlığı kastederek, “Pazarlık hangi düzeyde yapıldı, düzeyi Van mı Ankara mı? Van’da yapılan pazarlık Ankara’nın bilgisi dışında mıdır? Bu olay nereye kadar sıçramıştır? Güvenlik güçlerinin polis dışındaki unsurlarına da sıçramış mıdır, ne ölçüde sıçramıştır?” diye sordu.
Türkiye bu meseleyi çözerse, Kabil’den New York’a uzanan çete ortaya çıkar! Dolayısıyla bütün insanlık bir dünya çetesinden kurtulmuş olur.
Mesele bu kadar vahimdir!
Baykal, tek başına çıngırağı kedinin kuyruğuna bağlayamaz.
Destek olmak gerekir!
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazar/yazi_detay.asp?id=2744