AB23 Mayıs 2005 00:00

Bekleme Odasında İğfalden Fransa Rahatsız - Erol Manisalı

Fransa, Türkiye için özel statü istemiş. Ertuğrul Özkök ’ün 20 Mayıs 2005’te Hürriyet’teki haberi doğruysa olayı şöyle yorumlayabiliriz: 1) Türkiye AB ile ilişkilerinde zaten ’’özel statü zemini üzerinde’’ ilerlemektedir. - Bir yandan 6 Mart 1995’te imzaladığı Gümrük Birliği belgesi ile ’’Türkiye diğer aday ülkelerden tamamen ayrıldı’’ . Ankara bu belge ile ’’Türkiye’nin dış ticaret politikasını, egemenlik hakkından vazgeçerek’’ , tek yanlı bir biçimde AB’ye devretti. - Öte yandan 17 Aralık 2004’te imzalanan belge ile ’’Türkiye’yi müzakere süreci içinde özel statüye götürecek bütün koşullar’’ , AKP hükümeti tarafından kabul edildi. 2) Fransa’nın özel statü önerisinin anlamı şudur; coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardssymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaabilify link abilifykamagra kamagra 100mg kamagra gel

- Türkiye zaten özel statüye götürülmektedir. AB tarafı bu zemini hazırlamış ve müzakereleri fiilen bu politika üzerine oturtmuştur.

- Türkiye tarafında AKP hükümeti ve AB himayesini (özel statüyü) kabul eden çevreler de bunu destekliyorlar. O halde işi açık açık masaya yatırıp ’’özel statüyü en baştan belirleyelim’’ .

 Tam üyelik oyununu oynamamıza hiç gerek yok. İşler büsbütün karışıyor, içinden çıkılmaz hale geliyor.

Fransa’nın özel durumu...

- Fransa 1990’da Körfez krizinden sonra okkalı bir kazık yedi. Askerlerini Kuveyt’e ve bölgeye yerleştiren ABD ve İngiltere, Fransız şirketlerini kapı dışarı ettiler.

- Yugoslavya’nın bombalanıp parçalanması ABD, İngiltere ve Almanya’nın denetiminde yürütüldü. Fransa devre dışı kaldı.

- Kıbrıs’ta da ABD, İngiltere ve Almanya öne çıktılar. Büyük Ortadoğu Projesi’nin ’’kilit taşı’’ Kıbrıs’ta, Fransa yine yaya kaldı. Türkiye Kıbrıs’tan tasfiye edilirken ABD askeri yavaş yavaş yerleşecek. Almanya son 10 yıl içinde Alman vatandaşlarını alttan alta teşvik edip ’’Alman kolonisini’’ Kıbrıs’a yerleştirmeye başladı bile. ’’Almanya modeli’’ Kıbrıs’ta uygulanıyor. Fransa yine ortada yok.

Ve gelelim Türkiye’ye; siyasilere ve bürokrasiye ABD ve Almanya hâkim; iş çevrelerini de bu iki ülke yönlendiriyor. ’’Bekleme odasında iğfal’’ politikasından Fransa yararlanamıyor. Türkiye-AB ilişkilerinin bulanık suda seyretmesinden en fazla ABD ve Almanya yararlanıyor. İngiltere’yi de unutmamak gerek.

- Türkiye nasıl olsa özel statüye götürülüyor. ’’Körebe oyununa’’ son verip adını en baştan koyalım: Özel statü.

Sebebi ne?

- Fransa bu yüzden Doğu Akdeniz’de ve Ortadoğu’da zemin kaybediyor.

- ABD’nin oluşturduğu Ankara-Telaviv hattı Fransa’ya bir yarar sağlamıyor.

- ABD’nin, ilerde Fener Patrikhanesi’ni kullanarak bölgedeki 250 milyon Ortodoks üzerindeki potansiyel denetimi Fransa’yı ürkütüyor.

- Üstelik Ermenilerin Fransa’daki etkinliği yüzünden yarın Ankara-Brüksel hattındaki sorunların faturası en fazla Fransa’ya ödetilmek istenecek.

İşte bütün bu nedenler yüzünden Fransa, ’’Bekleme odasında iğfal’’ politikasından rahatsızlık duyuyor. Türkiye’nin oyalanarak uzun vadede özel statüye götürülmesinden ABD, İngiltere ve Almanya yararlanıyor. Fransa’nın, özel statünün daha en baştan belirlenmesini istemesinin arkasında yatan nedenler böyle.

Chirac ABD, İngiltere ve Almanya’nın oynamakta olduğu oyunu açığa çıkarmak istiyor olabilir. Hatta referandum kararını bile buna bağlayabiliriz. Tam üyeliğin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini bir an evvel gösterebilmek için...