AB29 Haziran 2005 00:00

Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker : Türkiye ile özel ilişki de mümkün

<SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 120%; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma"> <P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 120%"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 120%; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma">AB Komisyonu, bazı üyelerin Fransa ve Hollanda&#8217;daki Anayasa referandum sonuçlarının çerçeve belgesine yansıtılmadığını belirtmesi nedeniyle tartışmalı geçen toplantının ardından <SPAN style="LETTER-SPACING: 0.55pt; mso-bidi-font-weight: bold">Türkiye&#8217;nin müzakere çerçeve belgesi </SPAN>üzerinde anlaşma sağladı.<SPAN style="LETTER-SPACING: 0.55pt; mso-bidi-font-weight: bold">Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker ise, <SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp;</SPAN>&#8220;Türkiye ile AB arasında bir çeşit özel ilişkinin de mümkün olduğunu&#8221; söyledi. <STRONG>Gerçekte ise 1990&#8217;ların başından beri AB ile Türkiye arasında fiilen yürürlükte olan &nbsp;özel bir ilişki var. </STRONG></SPAN></SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; LINE-HEIGHT: 120%; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-family: Tahoma"><SPAN style="LETTER-SPACING: 0.55pt; mso-bidi-font-weight: bold"><STRONG>Dün açıklanan müzakere çerçeve belgesi ile de resmiyet kazanan bu&nbsp;garip ilişki&nbsp;şöyle işliyor:<?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p></STRONG></SPAN></SPAN></P></SPAN><div style="display:none">naproxennatrium <a href="http://www.zygonie.com/blog/page/naproxen-fk-KK1">zygonie.com</a> naproxen kruidvat</div>

  1. AB’ye tam üye olmayan Türkiye Gümrük Birliği’ne girerek pazarları AB ‘ye açtı, dış ticarette karar alma mekanizmalarında yer almadığı AB’nin her dediğini yapmayı kabul etti, karşlıksız olarak egemenlik haklarından vazgeçti.
  2. Şu ana kadar AB’ye tam üye olan ülkelerin müzakere süreçlerinin ucu kapalı iken( yani AB’ye girecekleri kesin ve zamanı belli iken), Türkiye ile yapılacak müzakerelerin ucu açık .
  3. İngiltere’nin Kıbrıs üsleri, Irak’ı işgali problem yaratmazken, Kıbrıs Rum Kesiminden ya da Yunanistan’dan komşuları ile olan sorunlarını çözmeleri istenmezken, Türkiye’den komşuları ile olan sorunlarını çözmesi isteniyor.
  4. AB’nin birçok ülkesinde insan hakları ihlalleri yaşanırken ve bunlar AB tam üyeliği için engel olmazken, bu sorunlar AB içinde çözülür denirken, Türkiye’ye sorunların var çözmeden giremezsin deniyor.
  5. Müzakere sürecinin her aşamasında Türkiye AB’ye üye tüm ülkelerin istediklerini yapmakla yükümlü. Türkiye’de yaşanacak olan ciddi siyasi istikrarsızlık, ifade özgürlüğü veya demokratikleşmeye yönelik eksiklikler yüzünden Avrupa Komisyonu’nun önerisi veya AB’ye ülkelerin üçte biri ile, bir başka değişle 9 ülkenin girişimi ile müzakerelerin askıya alınmasının nitelikli oy çoğunluğu ile kararlaştırılabileceği açıklanıyor.
  6. Müzakereler askıya alınsa bile AB Türkiye’yi bırakmıyor, kapısına bağlıyor.
  7. Müzakerelerin sonunda her şey tamam olsa bile, AB’ye üye ülkelerin tamamı ayrı ayrı Türkiye’nin üyeliğini kabul etmek zorunda. Örneğin Rum kesimi ya da AB Anayasasını referandumlarda Türkiye’nin üyeliğine de karşı olan bir kesim nedeniyle reddeden Fransa veya Hollanda Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkarsa, Türkiye vereceği tüm tavizlere rağmen tam üye olamıyor.
  8. Herkes zaten tam üyeliğin 2014 den önce söz konusu bile olmadığını söylüyor.
  9. AB, Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinde,  Türk insanının AB üyeliğini istemesinin tek nedeni olan serbest dolaşım, ekonomik yardımlar konusunda diğer üye ülkelerin aksine hiçbir garanti vermiyor hatta hiç ümit vermiyor.

 

 

İşte Türkiye ile AB arasında 1990 ların başından beri sürdürülmekte olan, bu gidişle de en azından 2014 yılına kadar sürdürülecek olan özel ilişkinin ana hatları. Bu ilişkinin sonu ne olur?AB ne olur, Türkiye ne olur( Babacan ve Gül’e göre AB sürecinin sonunda Türkiye bambaşka bir ülke olacakmış, ne demek istiyorlar acaba?)  kim ölür kim kalır, onu da zaman gösterecek.