Bu gidişle hep kukla kalacaksın Pinokyo : "Türkiye'ye yeni kriter yok" yalanı
Hakim medyanın internet sayfaları Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Başkanı, Büyükelçi Hans Jörg Kretschmer’in ''benim şahsi kanaatim, Türkiye bütün kriterleri yerine getirdiği takdirde, AB'ye üye olacağı yönündedir'' açıklamasını , "Türkiye'ye yeni kriter yok" başlığıyla verdiler. Tabii ki aklı başında herkes biliyor ki Büyükelçinin şahsi kanaatinin hiçbir önemi yok. Ama mesela, referandumda hayır oyu veren Fransa’nın, Hollanda’nın kanaatlerinin çok büyük önemi var. Mesela şu haberin çok büyük önemi var : Almanların çoğu Türkiye'ye karşı. Ya da şu haber: AB Dönem Başkanı Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker, AB zirvesinin son bulduğunu ve AB'nin derin bir krize girdiğini söyledi. Yeni kriter yokmuş , bu kadar yalanın, kandırmacanın döndüğü sözde AB üyelik sürecine karşı çıkmak için sadece bu yalanlar ve kandırmacalar yeter!cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciefusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acneclaritin mazilo claritinekombo claritin mazilodiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cardsoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ise, AB bütçesiyle ilgili görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının, Türkiye'nin Birliğe katılım müzakerelerini etkilemeyeceğini söylemiş.
Chirac, Belçika’nın başkenti Brüksel’de yapılan zirve sonrasında düzenlediği basın toplantısında, ''AB zirvesindeki başarısızlığın Ankara'yla 3 ekimde başlayacak katılım görüşmelerini kesinlikle etkilemeyeceğini belirtmiş.
Bunları söyleyen Jacques Chirac, AB'nin yeni üyelerinden standartlar konusunda daha fazla talepte bulunabileceğini de vurgulayarak, ''Avrupa'nın talepleri doğal olarak artma eğiliminde olacak'' da demeyi unutmamış. Eee hani Kretschmer yeni kriter yok demişti? İşte bu aldatmaca, kandırmaca bir gün bile sürdürülemeden Chirac tarafından tekzip edildi bile. Chirac Türkiye ile katılım görüşmelerinin etkilenmeyeceğini söylüyor, bir sonraki satırda Avrupa’nın talepleri artma eğiliminde olacak diyerek kendisi kendisini tekzip ediyor. Avrupa’nın taviz isteklerinin artacağını, yeni kriterler getirileceğini itiraf ediyor , ancak Türkiye’deki Brüksel milliyetçilerine de malzeme sağlayabilmek, AB’nin Türkiye üzerindeki vesayatini ve yaptırım gücünü devam ettirebilmek için sözde katılım görüşmelerinin etkilenmeyeceği yalanını söylüyor. AB liderlerinden onların Türkiye’deki işbirlikçilerinden rica ediyoruz birazcık mert olun, dürüst olun , delikanlı olun, hadi bunların hiçbiri olamadınız , azıcık şövalye olun, gerçekleri açık açık söyleyin. Bu maskeli baloya son verin.
Almanya'da bir kamuoyu yoklaması, halkın çoğunun Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduğunu ortaya koydu.
Allensbach Demoskopi Enstitüsü tarafından yapılan araştırmaya göre, Almanların yüzde 66'sı Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduğunu söyledi.
Araştırmada, Romanya'nın AB üyesi olmasına karşı çıkanların oranının yüzde , Bulgaristan'ın AB üyesi olmasına karşı olanların oranının da yüzde 49 olduğu bildirildi.
AB'nin genişlemesinin yerine mevcut AB ülkeleri arasındaki ilişkilerin derinleştirilmesini talep edenlerin oranının da yüzde 84 olduğu, araştırmaya katılanların sadece yüzde 6'sının AB'nin genişlemesini desteklediği kaydedildi.
Alman ARD televizyonu tarafından yapılan diğer bir araştırmaya göre de, Almanların yüzde 42'sinin ortak bir AB anayasasını desteklediği bildirildi. AB anayasasını reddedenlerin oranınınsa yüzde 44 olduğu belirtildi.
-- Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Başkanı, Büyükelçi Hans Jörg Kretschmer, AB'ye dönük Türkiye'nin önüne yeni kriterler konulmayacağını söyledi.
Kretschmer, Denizli Sanayi Odası'nda (DSO) bir basın toplantısı düzenledi. Kretschmer, ''benim şahsi kanaatim, Türkiye bütün kriterleri yerine getirdiği takdirde, AB'ye üye olacağı yönündedir'' dedi.
3 ekim tarihi itibariyle Türkiye AB ilişkilerinde 'yeni bir sayfa' açılacağına dikkat çeken Kretschmer, ''çünkü resmi olarak katılım müzakereleri başlatılacak. Bu, tarihi bir adım teşkil ediyor. Bir ülkenin tam üyeliğinden önce ikili ilişkiler açısından atılacak son adım budur'' diye konuştu.
Katılım müzakerelerini, bir aday ülkenin 'AB standartlarına tam uyum sağlaması ve benimsemesinden oluşan bir süreç' olarak nitelendiren Kretschmer, Türkiye'nin bu yöndeki çalışmalarını iki-üç yıl önce başlattığını, önemli siyasi reformlar gerçekleştirdiğini, AB'nin de bunlara dayanarak Türkiye ile müzakerelerin başlaması için doğru zamanın geldiğine karar verdiğini belirtti.
''2014, aslında çok da uzun bir süre
Müzakerelerin bir süreci oluşturduğunu, bu süreç tamamlanıncaya kadar yapılacak pek çok şey olduğunu vurgulayan Kretschmer, Türkiye'nin üye olabileceği tarih olarak görülen 2014 yılına kadar olan sürenin aslında çok da uzun olmadığını söyledi.
Kretschmer, Türkiye'nin bu süre zarfında kararlı ve konulara odaklanarak çalışmasının önem arz ettiğini, çünkü AB'nin karmaşık ve teknik açıdan zor olan mevzuatını benimsemesi gerektiğini belirtti.
''Kamuoyu önemli''
Katılım sürecinin önemli unsurlarından birinin 'kamuoyu' olduğuna işaret eden Kretschmer, Türkiye'nin AB'ye üyeliği konusunda hem AB hem de Türkiye kamuoyunda 'bir sorun olduğunu düşündüğünü' belirtti.
Kretschmer, ''AB tarafında sorun belli. Bazı üye devletler, Türkiye'nin AB üyeliğine şüpheyle yaklaşıyor. Türkiye tarafında da sorun var. Şu ankiduruma göre yüzde 60-70'i Türkiye'nin AB üyeliği fikrini destekliyor. Fakat bununla birlikte daha fazla bir yüzde de, AB ile ilgili bilgi sahibi olmadığını itiraf ediyor. AB ile ilgili bilgi sahibi olmadan getirilen bir kanaat ya da fikir, istikrarlı değildir. Kolay şekilde değişebilir'' dedi.
"Yeni kriter yok"
Katılım süreci kriterlerinin çok önceden belirlendiğini hatırlatan Kretschmer, Türkiye'nin önüne yeni kriterler konulmayacağını söyledi. ''Süreç, siyasi kriterlerin yanı sıra Türkiye'nin AB müktesebatınauyum sağlamasından ibarettir'' diyen Kretschmer, AB müktesebatı derken, bir aday ülkenin kabul etmesi ve uygulamaya koyması gereken prensiplerden bahsettiğini anlatırken, ''çünkü sonuç itibariyle AB Türkiye'ye uyum sağlamayacak. Türkiye, AB'nin standart ve uygulamalarına uyum sağlayacak'' ifadesini kullandı.
Şahsi kanaatinin, Türkiye bütün kriterleri yerine getirdiği takdirde 'AB'ye üye olacağı' yönünde olduğunu kaydeden Kretschmer, Türkiye'nin AB'deki farklı seslerden ya da farklı gelişmelerden etkilenmemesini, olumsuz gelişmeler nedeniyle dikkatinin dağılmasına izin vermemesini istedi.
AB zirvesi 'derin kriz' doğurdu
AB Dönem Başkanı Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker, AB zirvesinin son bulduğunu ve AB'nin derin bir krize girdiğini söyledi.
Juncker, AB bütçesi konusunda 15 saat süren pazarlıklar sonunda uzlaşmaya varılamadığını bildirdi. Dönem Başkanlığı'nın son uzlaşma önerisinin İngiltere, İtalya, İsveç ve Hollanda tarafından reddedildiği duyuruldu.
AB Dönem Başkanlığı'nın bir basın toplantısı ile ayrıntılı bilgi vermesi beklenirken uzlaşmazlığın ''mevcut krizi körükleyeceği'' ifade ediliyor.
Tartışmaların özünde, üye ülkelerin bütçeye yapacağı katkılar ve İngiltere'ye yapılan geri ödemeler var. Avrupa Birliği'nden aldığı geri ödemelerden taviz vermeye yanaşmayan İngiltere, ödemelerin dondurulması önerisini reddetti.
İngiltere, bunun yerine, tarım teşvikleri konusunda reforma gidilmesini istiyor. İngiltere'nin 2013'e kadar AB’den alacağı geri ödemelerin tutarı yaklaşık 45 milyar euro.
Tarım teşviklerinden en çok yararlanan Fransa, 2002'de imzalanan ortak tarım politikasının yeniden müzakere edilmesine karşı çıkıyor.
Zirvenin ilk günündeyse, Avrupa Birliği Anayasası'nın onay süreci yaklaşık bir yıl uzatıldı. Bunun üzerine Portekiz anayasa referandumunu erteledi. İsveç de, Fransa ve Hollanda yeni referandum yapmadıkça, anayasayı onaylamayacağını açıkladı.
Chirac, İngiltere Başbakanı Tony Blair'ın AB bütçesinde İngiltere'nin katkı payını muhafaza etmeyi reddetmesinin, diğer ülkeleri bütçe konusunda kendi olanaklarıyla baş başa bıraktığını vurguladı.
Juncker: "Utanıyorum"
Zirve sonunda basın toplantısı düzenleyen Juncker, zirve sırasında yaşananları ''gelecek haftalarda'' anlatacağını, uzlaşma için ''siyasi irade olmadığını'', ''farklı Avrupa zihniyetlerinin çarpıştığını'' belirterek, ''olup bitenlere acıklı bir şekilde bakıyorum. Utanıyorum'' diye konuştu.
Juncker, Kanada ve ABD'de yapılacak toplantılara da aynı utançla gideceğini ima ederken, AB bünyesinde yakın gelecekte bir uzlaşma olacağını sanmadığını ifade etti.
''AB'nin zayıflama süreci tırmanacak'' diyen Juncker, zirvede liderlere ''krizin sandıklarından daha derin olduğunu anlatmaya çalıştığını'', ''bilinçli olmak gerektiğini'' bildirerek, ''bazıları uzlaşma bulunmasi için istek ve irade göstermedi'' ifadeleriyle özellikle İngiltere'yi hedef aldı.
''AB inşasında başka krizler de yaşandı ama benim bugünkü Avrupa heyecanım ciddi darbe yedi'' diyen Juncker, ''AB, ABD'nin bir şubesi olmaz, bir gün toparlanacaktır. Kötümserliğimiz, başkalarına bağımlı olacağımızı düşünecek kadar ileri gitmemeli'' şeklinde konuştu.
Juncker, ''Avrupa'yı sadece bir pazar olarak gören'' İngiltere'nin AB'den dışlanması olasılığı hakkında düşüncesinin sorulması üzerine, ''birlikte yaşamak çok zor olsa bile, demokrasi ve kurallar nedeniyle bir ülkenin AB'den çıkarılamayacağını'' anlattı.
Almanya'nın, 2007-2013 bütçesinde uzlaşma için önemli tavizler verdiğini, Fransa'nın da bu yumuşamayı gösterdiğini belirten Juncker, İngiltere'nin katı tavrını imalı sözlerle eleştirdi.
AB'nin belirlediği hedeflerin maddi gereklerini karşılayamayacak duruma getirildiğini, bunun çok düşündürücü ve endişe verici olduğunu belirten Juncker, ''iki vitesli Avrupa fikrine sıcak bakmadığını'' söyledi.
Barroso: "Zor durumdayız"
Juncker, dönem başkanlığını ay sonunda Lüksemburg'dan alacak olan İngiltere'nin dönem başkanlığı programını 23 haziranda, Avrupa Parlamentosu'nda açıklayacağını, kendisinin bu programı dinlemeye gitmeyeceğini söyledi.
''AB bu krizden ve kötü dönemden çıkar ama beni üzen körü körüne risk alıyoruz. Çok kötü bir zamanda büyük vakit kaybediyoruz'' diyen Juncker, ''cesaretim kırıldı ama AB'yi bugünkü durumunda bırakıp havlu atarak AB'ye inananları hayal kırıklığına sürüklememek lazım'' şeklinde konuştu.
Basın toplantısına katılan AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Durao Barroso, ''üzgün ve endişeliyiz ama bir çözüm bulacağımıza inanıyorum. AB bugün formda değil'' diye konuştu.
Barroso, ''saklayamayız. Zor durumdayız. Önemli bir fırsatı kaçırdık ama cesaretimizi kırmayacağız'' diyerek Juncker'in hayal kırıklığını paylaştığını ancak duygusal konuşmamak gerektiğini anlattı.
İngiltere katkısını azaltmak istiyor
İngiltere Başbakanı Tony Blair, Brüksel'de, dönem başkanı Lüksemburg'un Başbakanı Jean-Claude Junker'in AB bütçesinde bilhassa tarım desteği için İngiltere'nin katkı payını muhafaza etmeyi yeniden reddetti.
Zirvenin ikinci ve son gününde açıklama yapan Başbakan Blair'in sözcüsü, ''AB tarımında sübvansiyonlar sisteminde reform yapılmasının İngiltere'nin beklentisine açık yanıt vermediğini belirtti ve İngiltere'nin bütçe katkısında kesinti yapılması isteğinden vazgeçmeyeceğini aktardı.
İngiliz hükümeti, 25 ülkeli AB'de başka ülkelerin de bütçe uzlaşmasında sorunu bulunduğu için tek başına veto yoluna gitmediklerini belirtti.
AB'de tarım, bütçenin yüzde 40'ından fazlasını kapsıyor. AB dönem başkanlığı Lüksemburg'dan sonra İngiltere'ye geçiyor.