AB14 Haziran 2005 00:00

EK PROTOKOL VE KIBRIS''TA RUMLARA TAM TESLİM - Hasan Ünal

AB Dışişleri Bakanları Genel İşler Konseyi''nde Ankara anlaşmasını yeni giren ülkelere genişleten Ek Protokol''ü evvelki gün resmen imzaladılar.Belgenin bir kaç hafta içerisinde imzalanmak üzere Ankara''ya gönderilmesi bekleniyor.Ankara''nın imzasından sonra Protokol üye ülkelerin parlamentolarında tasdik edilecek.TBMM''nin de onayı lazım. Protokol''ün uygulaması KKTC''nin sonunu hızlandıracaktır.symbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cena

İmzalanması Ankara''nın Kıbrıs Rum Kesimi''ni ''Kıbrıs Cumhuriyeti'' sıfatıyla ve bütün adanın tek meşru hükümeti olarak tanıması yönünde anlaşılacaktır.

Protokol''ün hemen başında bu anlaşmanın Türkiye ve AB üyesi yirmi beş ülke arasında imzalandığı belirtiliyor ve bunların tek tek isimleri anılıyor.

Bunlar arasında Kıbrıs Cumhuriyeti ismiyle Rumlar da bulunuyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti ibaresinin defalarca geçtiği belgenin her hangi bir dip notunda veya her hangi bir yerinde Türkiye''nin Kıbrıs Cumhuriyeti''ni tanımadığına dair ifade bulunmuyor.

Türkiye''nin belgeyi imzalayıp sonra da Rumları tanımadığını açıklamasının hukuki değeri olamaz.

Başbakan Erdoğan bir Amerikan Kongre heyetinin KKTC''yi Ercan havaalanı yoluyla ziyaret etmesinin ABD''nin KKTC''yi tanıması anlamına gelebileceğini söylemişti.

Eğer bir gezi bu anlama geliyorsa, bu Protokol''e imza koymak nedir? Protokol''de yer alan yükümlülükler KKTC''nin varlığını tehlikeye atacak.

Örneğin Kıbrıs''ın tamamıyla yapılacak dış ticarette mal alım ve satım belgelerini verecek hükümet olarak Kıbrıs Rum tarafı kabul ediliyor.

Hatta Rum tarafının Kıbrıs''tan çıkacak ve Kıbrıs''a girecek mallara Yunanca hangi damgaları vuracağı bile bu Protokol''de yer almış. KKTC''den mal alırken ve satarken gerekli belgeleri Rumların almaları ve vermeleri şart.

Buna uymazsak, karşımızda AB Komisyonu''nun ''Kıbrıs''la illegal ticaret yapıyorsunuz'' diyecek yetkililerini bulacağız.

Uymamaya devam etsek bile, üçüncü ülkelerin KKTC ile ticaret yapmasına imkan kalmayacak.

Protokol''ün uygulamaya girmesinin ardından, AB''ye ''KKTC ile serbest ticaret tüzüğünü çıkarın'' dememiz mümkün olamayacak.

Çünkü ''bütün belgeleri Rumların vermesini kabul ederseniz, yapalım'' diyeceklerdir.

Yani kendi siyasetimizi baltalamış olacağız. Protokol ile Rumlar 1963 Ankara antlaşmasına taraf olacaklar.

Dolayısıyla Rum gemi ve uçaklarına uyguladığımız kısıtlamaları sürdüremeyeceğiz.

Çünkü Ankara antlaşması uyruklar arasında ayrımcılık yapılmasına izin vermiyor.

Ayrıca antlaşma amaçlarının aksine davranışlara müsaade etmiyor.

Antlaşma hükümlerinin uygulamasında ortaya çıkacak yorum farklarında da AB kurumlarını ve nihai çözüm merci olarak AB Adalet Divanı''nı görüyor.

Rumlar bu konuları sık sık AB mekanizmaları yoluyla ve mahkeme zorlamasıyla Türkiye aleyhine çözmek için fırsat bulacaklar. İşin garip tarafı, Protokol''ü imzalamaya kalkıştığımız bu dönemde AB üyeliği ümidimizin kalmamış olması.

Avrupa basını dikkatle takip edildiğinde bu durum açık.

Ayrıca AB kurumları genişlemeyi neredeyse tümüyle askıya almak üzere.

Böyle bir durumda bu Protokol''ü imzalamak hangi akla hizmettir? Protokol''ün imzalanmasının ardından KKTC''de Talat''a yakın grupların manipülasyonlarına da hazır olmak lazımdır.

Belki de bu zaten biliniyor.

Türkiye''nin kendilerini sattığını söylemeye hazırlanan bu grupların, bir süre sonra Ada''daki Türk askeri varlığına karşı gösterilere kalkışması ihtimal dışı değil.

Protokol''ün imzası onlara milli makyajlı laflar etmek için fırsat verecektir.

Türk askerinin hiç bir zaman onları korumak için gelmediğini; asıl gayesinin Kıbrıs''ta o zaman varolan çıkarlarını korumak olduğunu söyleyeceklerdir.

Böyle bir ortamda belki de Ankara hükümeti de uluslararası baskıları not edip çekilmek zorunda kalacaktır (!).

Çünkü AKP hükümetinin en önemli mazereti Kıbrıs Türk halkıdır.

Bu paravanın arkasına saklanarak Annan planına destek vermişlerdi.

Öyle ya Ada''daki halk istiyordu.

Şimdi de Ada''daki halk Türk askerini istemiyor oluverir.

Adım adım bir teslim senaryosuna gidiyoruz.

Tek ümit TBMM''nin Protokol''ü reddi.

O yüzden hükümet Protokol''ü ''Türkiye KKTC''yi atnımaya devam edecektir'' diyen bir başka deklarasyonla götürecekmiş.

Bakalım bu tatlandırıcı işe yaracak mı?