AB6 Haziran 2005 00:00

Derin senaryolar –1– - Muharrem Bayraktar

Fransa ve Hollanda gibi AB’nin iki kurucu üyesinde, halkın Avrupa Anayasası’na red oyu vermesi sadece Avrupa’nın geleceği açısından değil, Amerika’nın ve Türkiye’nin geleceği açısından da büyük önem taşıyor.Türkiye, istediği hiç bir şeyi alamamasına rağmen ekonomik ve yasal bir çok hayati düzenlemeyi gerçekleştirerek “AB’nin tam bir kölesi” olmanın ötesinde hiç bir kazanç sağlayamadı.Tek kazanç, üyelik değil, modern kölelik.AB’ye üye olamayacağı kesinleşen “modern köle” Türkiye’nin Amerika ile olan ilişkileri de yeni ve önemli bir çizgiye girmiş durumda.AB ile ABD arasındaki “karşılıklı paslaşma” Türkiye’yi bundan sonra tamamen ve daha derinlikli olarak Amerikan çizgisine iletecek.cialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectskamagra link kamagra gel

Türkiye bundan sonra “AB’ye giremeyeceği artık daha da netleşen bir ülke olarak”, Ankara’daki mandacılar tarafından, hem Avrupa’nın bila kayd–u şart mandası, hem de yeni ve kesin rota olarak “Amerika’nın vazgeçilmez mandası” çizgisinde bir yeni siyasi çizgide hareket edecek.
Burada çok ince ve önemli bir stratejik nüansa dikkat çekmek istiyorum:
1– Özellikle son on yılda ve bilhassa son 3 yılda, üye olma hayaliyle AB’ye verilen tavizler Sevr ötesi bir teslimiyet manzumesi oluşturuyor.
Ama sonuç fiyasko!
Türkiye’de AB’ye üye olmak umuduyla çıkan yasaların, yapılan düzenlemelerin bir çoğun “ihanet çizgisine” dayanmış düzenlemelerdir.
AB Anayasası oylamaları, Ankara’da bir her an bir “rota değişikliği meydana getirebilir.”
Bu rota değişikliği,
AB’ye tam teslimiyete devam, ama, artık Avrupa’nın değil Amerika’nın bir eyaleti olacak şekilde yeni bir stratejik kölelik çizgisi izleme şeklinde cereyan edecektir.
2– Bu proje, Amerika – Avrupa ortak projesidir. Amerika ve AB kardeşler, yıllardan beri üye olacağı hayali ile kandırarak Türkiye’yi kökten yıkacak tavizler kopardıkları  / ve koparacakları bir  yolun sonuna doğru, ABD’nin eyaleti olma şeklindeki bir pâye ile Türkiye’yi onurlandıracaklardır.
Böylece Türkiye “sağım solum köle!” şeklinde dizayn edilmiş derin bir senaryonun mağduru olarak son silleyi yiyecektir.
3– Altını çizerek söyleyelim: Bundan sonra AKP’den yükselecek “AB’nin geleceği ile ilgili“ çatlak seslere şimdiden hazırlıklı olun.

Hatta Başbakan Erdoğan’dan geçtiğimiz günlerde “AB’nin sonunun ne olacağı belli değil” şeklinde bir cümlenin çıkması da tesadüf değil.
Bir ülkenin başbakanı, Avrupa’da yapılan refarandumlarda birbiri ardına “hayır” çıkmasından sonra bu kanıya varıyorsa; “günaydın!”
Basra harap olduktan sonra bu sözler bir anlam taşımaz.
Kaldı ki; Başbakan’ın bu sözleri de, yukarıdan ifade ettiğimiz projenin bir parçası olarak algılanmalı.
“Derin senaryo dizayncıları”, Ankara’ya “bundan sonra AB’nin dediklerini yapmaya devam edin, ama Amerika’nın eyaleti olma şeklindeki stratejik hedefinizi de yerli yerine koyun talimatını çoktan verdiler.
AKP ise, bu hengamede AKP’nin AB’ye uyum sağlayamayan politikaları yüzünden, referandumların böyle sonuçlandığını söyleyecek dandik yorumcular sayesinde sağlayacağı siyasi rantın peşinde.
Ulusal bir uyanış var ya hazır...
Eh, Avrupa’dan da AKP politikalarına kırmızı kart gösterildi, böylece AKP’nin milliliği tescillendi.
Şaya değil, bunlara hazırlıklı olun.
AB’den gelen referandum sonuçları AKP’ye değil, Türkiye’ye reddir.

“AKP yüzünden AB yolu tıkandı” şeklindeki yorumlar, AKP’nin ekmeğine sürülecek yağ hükmündedir. AKP’yi birdenbire asla mensup olmadıkları ulusalcı bir çizgide imiş gibi gösterme gayretlerinin bir uzantısıdır.
Sözün özü, her halükarda köleliğe mahkum olmuş bir Türkiye’nin her halükarda kölelikten siyasi bir rant sğalama peşinde olan ülke siyasetçileri üzerindeki “AB – ABD – Türkiye” derin senoryanın özeti bu. Bazıları komplo teorisi dese de...