AB2 Haziran 2005 00:00

3 Ekim Safsatası - Hasan Ünal

Fransa ve Hollanda''daki referandumlarda anayasanın reddedilmesi Türkiye''deki psikolojik harekat uzmanlarını zora soktu.Hemen yeni bir söylem belirlediler.Referandumlar müzakerelere başlamamızı etkilemeyecekmiş.Acaba öyle mi? 17 Aralık kararlarından bu yana AB, Türkiye için hem özel bir müzakere yöntemi hazırladı hem de müzakere takvimi.Türkiye, TCK ve alakalı diğer bütün yasal düzenlemeleri yapacak ve Ek Protokol''ü imzalayacaktı.Böylece müzakerelere başlanacaktı. Ama 3 Ekim''de müzakerelere başlanması pratikte bu işin başlatılması anlamına gelmiyordu.Yani her şey yolunda gitse, 3 Ekim günü Türk heyeti ile AB arasında bir toplantı yapılacak ve muhtemelen bir yemek yenilecekti.coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardskamagra link kamagra gel

Ardından Ekim ayında AB Komisyonu''nun yayımlayacağı İlerleme Raporu''nun çıkması beklenecekti.

Bu sene epeyce eleştirel olması beklenen bu raporun ardından daha netameli bir belge beklenecekti. Bu da Katılım Ortaklığı Belgesi.

Kasım ayında çıkacak olan bu belge bir tür emirname niteliğinde ve Türkiye''nin neleri yapmasının isteneceği burada yer alacak.

Kıbrıs''ta Rumların ''Kıbrıs Cumhuriyeti'' sıfatıyla tanınması, Ege''de Yunanistan''ın tatmin edilmesi, Ermeni soykırımı iddialarının tanınması gibi konularla Kürt ve Alevi kökenli insanlarımızın kollektif siyasi haklarla donatılarak milletleşme süreçlerine girmeleri gibi bütün konular bu belgede yer alacak.

Ardından da Aralık ayında yapılacak olan AB zirvesi beklenecekti.

Eğer bunların hepsi kazasız belasız atlatılsaydı, o zaman Aralık''taki AB zirvesi Türkiye ile müzakerelerin başlamasına bir manada onay verecek veya en azından bunu durdurmayacak ve böylece müzakereler başlamış sayılacaktı. Noel tatilinin ardından en iyi ihtimalle 2006 Ocak ayının ikinci yarısında başlayabilecek olan müzakereler de aslında müzakere olmayacaktı.

Çünkü başlayan, müzakere değil tarama süreci olacaktı.

Türkiye''nin hangi alanlarının AB mevzuatına uygun olduğu ve hangi alanlarda hangi yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunun tesbit edilmesi amacıyla yapılacak olan bu tarama süreci bir yıl sürecekti.

Ardından Türkiye ile AB arasındaki müktesebatla ilgili ilk dosyanın müzakeresine geçilecekti.

Yani Türkiye bu dosyada varolan AB mevzuatını kendi bünyesine yedirme işlemine geçecekti.

Bu da en erken 2007 yılının Ocak-Mart döneminde başlayabilecekti. Bu arada da Almanya''da Eylül-Ekim 2006 döneminde seçimler normal zamanında yapılacak ve Merkel-Stöiber ikilisi iktidara gelecekti.

2007 yılının başlarında ilk dosyanın müzakeresine geçilmeden önce bu ikili Aralık 2006 zirvesinde Türkiye''nin müzakerelerini ya durduracak ya da bu müzakerelerin özel statü için yapılması kaydıyla buna onay verecekti.

Şimdi bu senaryo bir yıl önceye geldi.

Kuzey Ren Westfalya''daki eyalet seçimlerinde iktidardaki sosyal demokratların büyük bir yenilgiye uğraması seçimlerin 18 Eylül 2005''e alınmasına sebep oldu.

Ve karşımızda Türkiye''nin tam üye yapılamayacağını söyleyerek halkından yetki alan Angela Merkel''i başbakan bulacağız. 18 Eylül''de Almanya''da iktidara gelecek olan yeni partilerin hükümet kurması ve resmen pozisyon alması 3 Ekim öncesine yetişmeyebilir.

Ama bu, Türkiye''nin müzakerelere başlaması anlamına gelmez.

İlerleme Raporu, Katılım Ortaklığı Belgesi ve zirve kararlarının beklenmesi demektir.

Ardından da müzakereler durdurulmazsa, tarama sürecinin başlamasına onay verilir. Eğer AB Türkiye''yi üye yapmak konusunda çok istekli ve kararlı olsaydı bu takvim şöyle hazırlanabilirdi.

Türkiye 3 Ekim yerine Mart 2005''de müzakerelere başlatılırdı.

Bu arada tarama süraci bir kaç aya sıkıştırılıp, 17 Aralık''tan hemen sonra başlatılıp Mart başına tamamlanabilirdi.

Mart ayında Katılım Ortaklığı Belgesi çıkardı.

AB üye almak istediği ülkelere genellikle böyle davranır da...Bizim psikolojik harekat uzmanları ''3 Ekim''de müzakereler başlayacak'' demeye devam etseler de, cephaneleri tükeniyor.

Rum yanlısı Mehmet Ali Talat''ı Rumların politikaları, AB lehine propaganda yapanları da AB''nin kendisi bitirecek galiba...Bu arada Babacan da hiç müzakere etmeden müzakerecilik hayatı sona eren ilk siyasi olmaya aday...