Neden İkinci Fransız İhtilali? - Arslan Bulut
Yeniçağ''ın değerlendirmesini doğrulayan en net bilgiyi Hürriyet gazetesinden Muammer Elveren bildiriyor: "İş dünyası ve orta sınıf Avrupa anayasasına evet derken ekonomide aşırı liberalleşmeden endişe eden işçi, köylü ve küçük esnaf hayır kanadındaydı.Sendikalar, işçiler, Fransa Çiftçiler Federasyonu Başkanı Jose Bowe ve devlet kurumlarında çaışan memurların bir kısmının temsilcileri de hayır saflarında yer aldılar." Yani, Fransa''daki referandum tam anlamıyla bir halk ihtilali! Avrupa işçisi, köylüsü, küçük esnafı ve memuru, Avrupa Birliği''nin kime hizmet ettiğini çok iyi görmüş durumda.Darısı Türk işçisinin, köylüsünün, küçük esnafının ve memurunun başına! Erol Manisalı, Türkiye''deki büyük sermayenin AB''yi neden desteklediğini şöyle açıklıyordu.cialis coupons printable link discount prescription drug carddiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialiscialis forum cialis prodaja cialis bez receptacleocin 150 mg read cleocin 300 mgrenovation vejle site renovadiscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cards
Fransa''da ne olduğunu, Yeniçağ, 28 Mayıs 2005 tarihinde "İkinci Fransız İhtilali" manşetiyle değerlendirmişti.
Referandum sonuçları alındıktan sonra ise bütün gözlemciler, Fransız halkının AB Anayasası''na "Hayır" demesini devrim olarak nitelendiriyor.
Bazıları ise, kendilerini tutamayıp bunun bir karşı devrim olduğunu iddia ediyor.
Yeniçağ''ın değerlendirmesini doğrulayan en net bilgiyi Hürriyet gazetesinden Muammer Elveren bildiriyor: "İş dünyası ve orta sınıf Avrupa anayasasına evet derken ekonomide aşırı liberalleşmeden endişe eden işçi, köylü ve küçük esnaf hayır kanadındaydı.
Sendikalar, işçiler, Fransa Çiftçiler Federasyonu Başkanı Jose Bowe ve devlet kurumlarında çaışan memurların bir kısmının temsilcileri de hayır saflarında yer aldılar." Yani, Fransa''daki referandum tam anlamıyla bir halk ihtilali! Avrupa işçisi, köylüsü, küçük esnafı ve memuru, Avrupa Birliği''nin kime hizmet ettiğini çok iyi görmüş durumda.
Darısı Türk işçisinin, köylüsünün, küçük esnafının ve memurunun başına! Erol Manisalı, Türkiye''deki büyük sermayenin AB''yi neden desteklediğini şöyle açıklıyordu.
"Türkiye''de büyük sermaye, Uluslararası büyük sermaye ile yakın işbirliği içindedir.
Yabancı ülke hükümetleri ve Brüksel ile "yakın diyalog" içindedirler.
Brüksel bürokrasisi ile kurumsal ve kişisel ilişkileri çok yoğundur.
Türkiye''deki medyanın çok büyük bir kısmı ellerinde olduğundan, Türk kamuoyunu yönlendirme imkanına sahiptirler.
Büyük sermayenin bir bölümü, uluslararası sermaye ile kader birliği içindedir.
Bu durumda Brüksel''in öne çıkarılması, içerdeki kadar dışarıdaki büyük sermayenin de içine gelmektedir." Diğer taraftan, Kopenhag Zirvesi''nden bir gün önce, yani 11 Aralık Çarşamba günü, Kopenhag''da 20 Avrupa ülkesinden sivil toplum kuruluşlarının katılımı ile bir başka zirve düzenlenmiş ve bir Alternatif Kopenhag Bildirisi hazırlanarak AB Başkanlığı''na teslim edilmişti.
O bildiride, şu hususlara da yer veriliyordu: * "AB, Doğu ve Merkez Avrupa''nın rekabet edebilecek ürünlerine çeşitli engellerin yanında ticari bariyerler de oluşturdu.
Kısmen bu nedenle ve AB''nin aşırı düzenlemeci ekonomik politikalarının acilen uygulanması gereği ile, Merkez ve Doğu Avrupa ülkelerinin ekonomik gelişimi durağanlaştı ve hatta son on yılda ilgili bir çok ülkede geriye gitti. * AB''nin ekonomik politikaları, gelişmekte olan ülkelerde yıkıcı sonuçları olan pazar deformasyonu mekanizmaları haline dönüştü.
* AB, üyesi olan ülkeler ile bunun dışında olanlar arasında yeni bir Demirperde oluşturmaktadır.
* AB kurumları ve Avrupa halkları arasında giderek artan uçurumun varlığı ve AB''nin arkasındaki halk desteğini kaybettiğinin göstergesi, AB Parlamentosu seçimlerine seçmenlerin sadece yarısı kadarının katılması ve bazı ulusal referandumların sonuçlarıdır; * AB, ulus-devletlerin, bölgelerin, cemaatlerin ve halkların temeline dinamit koymaktadır.
* Güçlü büyük sermaye çevrelerinin çıkarları, AB politika-üretme süreçleri üzerinde büyük ölçüde etkili olmakta ve bu çevreler, tek-pazar veya euro-para birimi gibi konularda önde gelen avukatlar olmaktadır.
Bunlar kamu hizmetlerinin ultra-liberalleştirilmesi ve özelleştirilmesi gibi AB dayatmalarının önde gelen savunucularıdır.
Bu tür yaklaşımlar European Round-Table of Industrialists gibi kuruluşların, AB komisyonu ile kurdukları samimi etkileşme yöntemi ile öne sürülmektedir.
Ekonomik gelişmenin temel politika parametresi olduğu konusundaki dar görüşlülük, Avrupa insanlarının refah sorunlarını yansıtmamaktadır." Görüldüğü gibi, AB''ye kapitalistler destek veriyor, geniş halk kitleleri değil.
Fransa''da Paris başta olmak üzere büyük kentlerin evet demesi de bunun göstergesi.
Bütün bu veriler göz önüne alındığında, Fransa''daki halk oylamasının bir halk ihtilali olduğunu herkes kabul eder.