AB30 Mayıs 2005 00:00

Avrupa basını Fransa'ya kızgın: AB için şok!..

Gürcistan, Ukrayna, Kırgızistan, Lübnan'daki batı destekli NGO'ların organizasyonunda yapılan darbeleri , renkli devrimler olarak tanımlayıp göklere çıkaran Batı Medyası, Fransa Halkının gerçek sandık Devrimini, yerden yere vuruyor! cleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgoxcarbazepine dosage click oxcarbazepin

Fransız seçmenin Avrupa Anayasası'nı reddetmesini, bu sabah bütün Avrupa gazeteleri manşetten duyurdu. Alman Bild gazetesi; "Avrupa Birliği için şok: Fransızlar anayasayı reddetti'' derken; Fransız Le Figaro; ''Avrupa anayasasına tarihi hayır'' başlığını kullanıyor.
     
     Liberation: Sonuç mazoşizm şaheseri
      Paris'te yayımlanan Liberation gazetesi, referandum sonuçlarını; "küreselleşmenin etkilerinden endişe eden seçmenlerin kendi kendilerine zarar verdikleri bir mazoşizm şaheseri'' diye niteliyor.
     
     El Pais: Fransa frene bastı
      Anayasayı referandumla ilk onaylayan ülkelerden, İspanya'da yayımlanan El Pais gazetesi, Avrupa'nın geleceğine ilişkin yararlı tartışmalar ve yüksek katılıma karşın, derin üzüntüsünü saklamıyor:
      ''Kurucu üyelerden biri, uluslararası ilişkiler tarihinde bugüne kadar eşi benzeri görülmemiş bir başarı, zenginlik ve barışın yaratılmasında frene bastı'' Dönem başkanı Lüksemburg'un onay sürecinin devam etmesi çağrılarına gönderme yapan gazete, Fransa olmadan yola devam edilemeyeceğini vurguluyor.
     
     El Mundo: Avrupa geçmişe dönecek
      İspanya'da yayımlanan bir başka gazete, El Mundo, Avrupa'nın geçmişe döneceği tahmininde bulunuyor:
      ’’Bütün gelişmeler, uzlaşma ve dayanışmanın yerine, ulusal bencillik ve çıkarların savunulması dönemine dönmekte olduğumuza işaret ediyor. Hem Avrupa hem de Avrupa Birliği'nin entegrasyonundan büyük yararlar sağlayan İspanya için kötü haber.’’
     
     The Guardian'ın Paris izlenimleri
      Guardian gazetesi iç sayfalarında Paris'teki muhabiri John Henley'in referandum izlenimlerini aktarıyor.
      Henley, oylarını henüz kullanmış olan Jean Baptiste ve iki oğlu, Mathieu ve Cedric'le sohbet etmiş.
      Baba ve 18 yaşındaki oğlu Mathieu, anayasaya evet oyu kullanmışlar, Mathieu'nun ''Ben gencim ve Avrupa'ya inanıyorum, o benim geleceğim'' sözlerine itiraz, 21 yaşındaki ağabeyinden geliyor:
      "Çok safsın. Anayasanın her tarafı para kokuyor. Anayasa metninde Rekabet, 174 kez, piyasa 78 kez geçiyor, sosyal ilerlemeye ise üç yerde yer verilmiş. Gerçekten istediğin Avrupa bu mu?’’
     
     Nicholas Watt: AB asla eskisi gibi olmayacak
      Guardian'ın Avrupa editörü Nicholas Watt tarafından kaleme alınan bir analizde ise, Brüksel'i belirsiz bir geleceğin beklediği ve Avrupa Birliği kulübünün asla eskisi gibi olmayacağı vurgulanıyor.
      Watt, yazısında, Avrupa'nın genişlemesi konusunda en dramatik aşamanın Türkiye'yle ekim ayında başlayacak müzakere sürecinde yaşanacağı vurguluyor:
      ''Türkiye'yle müzakereler başlayıp sürerken; bu ülkenin birliğe üye olup olmayacağı konusunda güçlü tereddütler oluşturabilir. Fransızların hala 'Hıristiyan kulübü' olarak niteledikleri birliğe, müslüman bir ülkeyi kabul etmenin yarattığı derin kaygı, hayır cephesini desteklemede o kadar güçlü bir faktördü ki, Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkanlar güçlenecektir.'' Fransız halkının kararının İngiltere iç siyasetine yönelik olası etkilerinin de işaretleri gazetelerin erken baskılarına yansımış.
      İngiltere de, anayasayı, referanduma giderek halka onaylatmayı planlıyordu, ancak Guardian'ın haberine göre, İngiltere'deki Avrupa yanlıları, Fransa'nın kararının ardından, referandumun anlamsız olacağını düşünüyor.
     
     Daily Telegraph: İngiltere'de de referandum yapılsın
      Daily Telegraph gazetesi ise, referandum yapılmasında ısrarlı:
      ''Başbakan Tony Blair defalarca kamuoyu önünde, Fransa'da ne olursa olsun, İngiltere'de oy kullanılacağına dair vaatte bulundu, Fransa'nın hayır kararını, Hollanda’nın ki izlese bile, bu taahhüdüne bağlı kalmalı. Burada söz konusu olan yalnızca Başbakan'ı sözü değil. Daha önemli neden, 1975 yılından bu yana, İngilizlerin önünde, Avrupa'nın entegrasyonu konusunda oy kullanma fırsatı olmaması.''