Özel Statü Bile Tavizlere Bağlı - Selim Somçağ
Bu açık deklarasyona rağmen Türkiye’de ABci çevrelerin büyük çoğunluğu “Merak etmeyin, 3 Ekimde müzakereler muhakkak başlayacak” diye devekuşu politikası izlemekle meşgul. Daha akıllı oynamayı tercih eden başka bir Batıcı kesim ise özel statüyü Türkiye için daha avantajlı bir durummuş gibi göstermek, açıkçası özel statüyü Türk halkına pazarlamak istiyor. Halbuki özel statünün Türkiye için avantajlı olması mümkün değil; eşyanın tabiatına aykırı. Özel statü AB-Türkiye arasında şimdi gümrük birliği kapsamında mevcut olan sömürge ilişkisinin, yani Türkiye’nin hükümranlığını karar mekanizmasında yer almadığı yabancı bir iradeye devretmesi olgusunun her alana yayılması, Türkiye’nin tam anlamıyla Brüksel’in sömürgesi olması demek.discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cena
Son üç gün içinde, Almanya’da 18 Eylül seçimleriyle iktidara geleceğine kesin gözüyle bakılan CDU’nun Genel Başkan Merkel, Genel Başkan Yardımcısı Schaeuble dahil olmak üzere birçok yetkilisi AB’nin Türkiye ile 3 Ekimde başlatacağı müzakerelerde hedefin üyelik değil özel statü olacağını açıkça söylediler. Fransa’nın da kamuoyunun tepkisi yüzünden bu kadar açıksözlü biçimde olmasa da, kapalı kapılar arkasında bu karara vardığını biliyoruz. ( Bu gelişmenin ayrıntısı için bkz. "Özel Statü Kabul Edilemez")
Bu açık deklarasyona rağmen Türkiye’de ABci çevrelerin büyük çoğunluğu “Merak etmeyin, 3 Ekimde müzakereler muhakkak başlayacak” diye devekuşu politikası izlemekle meşgul. Daha akıllı oynamayı tercih eden başka bir Batıcı kesim ise özel statüyü Türkiye için daha avantajlı bir durummuş gibi göstermek, açıkçası özel statüyü Türk halkına pazarlamak istiyor. Halbuki özel statünün Türkiye için avantajlı olması mümkün değil; eşyanın tabiatına aykırı. Özel statü AB-Türkiye arasında şimdi gümrük birliği kapsamında mevcut olan sömürge ilişkisinin, yani Türkiye’nin hükümranlığını karar mekanizmasında yer almadığı yabancı bir iradeye devretmesi olgusunun her alana yayılması, Türkiye’nin tam anlamıyla Brüksel’in sömürgesi olması demek.
Bu gerçeği gizlemek isteyen özel statü pazarlamacıları ortaya şöyle bir iddia atmışlardı: “Özel statüye Evet dersek, Kıbrıs, Ege ve benzeri siyasî konularda AB’ye taviz vermekten kurtulacağız.” Ne var ki dün CDU Genel Başkanı Merkel bu konuda çok farklı şeyler söyledi. Merkel bir yandan Türkiye’nin üye olamayacağını, özel statüye yönlendirileceğini bir kez daha vurguladı, ardından da Türkiye’nin 3 Ekimde AB ile müzakerelere başlaması için (ki bunu özel statü müzakeresi olarak gördüğü açık) Türkiye’nin Kıbrıs Rum Yönetimini tanıması gerektiğini söyledi; Türkiye’nin Ermenistan’la iyi ilişkiler kurmasının zamanının geldiğini de ekledi. Yani Türkiye 17 Aralıkta sözde tam üyelik uğruna AB'ye verdiği bütün tavizleri özel statü için de vermek zorunda! Kısacası özel statü hiç bir şey almadan her isteneni vermekten başka bir şey değil! Bize özel statüyü kabul edilebilir, hatta cazip bir uygulama gibi tanıtıp pazarlamaya çalışanlar Türkiye adına değil, Batı’nın Türkiye’deki çıkarları adına konuşuyorlar.