AB16 Mayıs 2005 00:00

Batı'nın PKK Projesinde AİHM ve Yalan Rüzgarı(III) - Sadi SOMUNCUOĞLU

AİHM''den önce görev yapan İnsan Hakları Divanı, "K.İrlanda ve İngiltere'de terörist şiddetin sonuçları ve yaygınlığının ulusun varlığını tehdit eden boyutta olduğunu" belirterek, İngiliz hükümetinin terörizmle mücadele için idarî yakalama ve tutuklama yetkisine ihtiyaç duyduğuna karar vermiş.Yani gözaltılarda hukuka uygun davranılmamasına, mahkeme kararı olmaksızın tutuklama yapılmasına onay vermiş.Bir başka davada İngiltere, terörle mücadele için şüpheliyi tutuklama kararı için yargıç karşısına çıkarmamış, tutuklama sebeplerini de gizli tutmuş.İnsan Hakları Divanı, "Kendisini hükümet yerine koyamayacağını, olağanüstü hal ile bireysel hakları bağdaştırma işinin öncelikle iç hukuk otoritelerine düştüğünü" kararlaştırmış.cialis coupons printable link discount prescription drug cardsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effectsclaritin mazilo speeddatingmixers.co.uk claritin maziloabilify abilify alkohol abilify

AİHM, Batı için Türkiye sopasına dönüştü Bugüne kadar hakkımızdaki davalarda hep bölücülerin ve Türkiye düşmanlarının lehinde karar veren AİHM''in ne olduğunu milletimiz anladı ama yöneticilerimiz hâlâ "tapınak" gibi göstermeye çalışıyorlar.

Oysa Avrupa ülkeleri nezdinde bile hiç itibarı yok.

Önce, sırtımızda sopa gibi kullanılan bu AİHM''in ne olduğuna ve nasıl çalıştığına bakalım.

Daha önce Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa İnsan Hakları Divanı şeklinde ikili bir mekanizma vardı.

AİHS değişikliği ile 1998''de bunların yerine AİHM kuruldu.

AİHM''de, Avrupa Konseyi''ne üye ülkelerden birer yargıç görevli.

Bunların bağımsız ve tarafsız olması gerekiyor.

Ama genellikle ülkelerinin politikalarına paralel hareket ediyorlar.

İşte son örnek; teröristbaşını ve örgütünü kucaklayan ülkelerin başında Yunanistan, Rum kesimi, İsveç, Danimarka, Ermenistan gelmiyor mu? Bu ülkeler ile İngiltere yargıcı, teröristbaşının "adil yargılanmadığı" yönünde oy kullanmışlar.

TÜRKİYE ÇEMBERDE

 AİHM''in çalışma şekline gelince; Diğer ülkelerin mekanizmasını bilmiyoruz ama Türkiye için çalışma şekli çok açık. Avrupa Konseyi ya da AB''nin bir talebini Türkiye yerine getirmeyince, AİHM devreye sokuluyor.

Sonra da istendiği gibi mesele neticelendiriliyor.

AB raporları veya Konsey kararlarıyla, AİHM''deki davaları karşılaştırdığımızda, önümüze hep bu tablo çıkıyor.

Teröristbaşının davasını alın.

AB, Büyük Daire''nin kararı belli olmadan 8 ay önce, daha 6 Ekim''de, "yeniden yargılayın" demedi mi? Özetle önce siyasi bir karar veriliyor, ardından AİHM eliyle hukuki kılıfı bulunuyor.

Sonra her ülkenin Dışişleri Bakanlarından oluşan, yani yine siyasi bir organ olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi bu kararı uygulatıyor.

İşte bizimkileri hayran bırakan "hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı" bu.

Türkiye, AİHM kararının gereğini yaparak, Kopenhag Kriterleri''nden "hukukun üstünlüğü" ilkesine uyduğunu gösterecekmiş, yoksa 3 Ekim''de müzakereler başlamazmış.

O AB''nin, en temel insan hakları yokken ve yargı sistemi hemen hiç çalışmazken, Litvanya, Slovakya, Romanya ve Bulgaristan''la müzakerelere oturmasını acaba kim, nasıl izah edecek? Veya hâlâ meşru bir Anayasası bile olmayan Rum kesimini üye yapmasını?

ŞU KARARLARA NE BUYURULUR?

PKK terörü yanında bahse bile değmez, ama İngiltere ve İspanya''nın da terörle mücadelesi var.

Bakın bu ülkelerle ilgili ne kararlar alınmış; Teröristbaşı davasında AİHM, sözleşmenin 5.maddesi, yani "hukuka uygun olarak gözaltına alınma ve yetkili mahkemenin kararından sonra tutuklanması" hükmünün ihlâl edildiğine karar verdi ya, İngiltere''nin de benzer davaları olmuş.

Mesela Brannigan ve Mc Bride denilen dava.

AİHM''den önce görev yapan İnsan Hakları Divanı, "K.İrlanda ve İngiltere'de terörist şiddetin sonuçları ve yaygınlığının ulusun varlığını tehdit eden boyutta olduğunu" belirterek, İngiliz hükümetinin terörizmle mücadele için idarî yakalama ve tutuklama yetkisine ihtiyaç duyduğuna karar vermiş.

Yani gözaltılarda hukuka uygun davranılmamasına, mahkeme kararı olmaksızın tutuklama yapılmasına onay vermiş.

Bir başka davada İngiltere, terörle mücadele için şüpheliyi tutuklama kararı için yargıç karşısına çıkarmamış, tutuklama sebeplerini de gizli tutmuş.

İnsan Hakları Divanı, "Kendisini hükümet yerine koyamayacağını, olağanüstü hal ile bireysel hakları bağdaştırma işinin öncelikle iç hukuk otoritelerine düştüğünü" kararlaştırmış.

İspanya''da da, terörle mücadele için gözaltı süresi, gözaltına alınanların kimseyle görüştürülmemesi ve haberleşme yasağına ilişkin çok katı yasalar var.

Bu yüzden AİHS''ni imzalarken, bu konulardaki yetkisine ilişkin beyanda bulunmuş.

Nitekim İspanya Anayasa Mahkemesi, Eta''yı desteklediği gerekçesiyle Herri Batasuna adlı partiyi kapatınca AİHM, ihtiyati tedbir kararı almış, ancak İspanya bu kararı tanımamıştır.

Gerçekte AİHM, kararlarındaki tutarsızlık ve bunları uygulatamaması sebebiyle Avrupa ülkeleri nezdinde uzunca bir süredir sorgulanıyor, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de gözden geçiriliyor.

İnsan hakları davalarının, AB Adalet Divanı''nda görülmesi gündemde.

O zaman da Türkiye, temsilcisinin bulunmadığı bir yerde yargılanacak.

İşte biz hâlâ bunların peşinde koşuyoruz.

TÜRK YARGISI GÖREVİNİ YAPIYOR DA… Teröristbaşını yeniden yargılamaya kararlı Başbakan Erdoğan ve yardımcısı Gül, "Bağımsız Türk yargısına güvenmemizi" isteyip, aynı cezaya çarptırılacağını iddia ediyorlar.

Bağımsız yargımıza elbette güveniyoruz.

Zira görevini yapıp, hak ettiği cezayı verdi, yine verir.

Ama siz siyasetçiler, AB istedi diye, hem de sırf teröristbaşını idamdan kurtarmak için, Anayasa''yı ve kanunları kaç defa değiştirdiniz? Şimdi de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının kaldırılmayacağının garantisini veren var mı? Millet yargıya değil, size güvenemiyor. Zanagiller yeniden yargılandığında, DGM aynı kararı verince, mahkemeyi lağvederek, terör örgütünün üyelerinin tahliyesini sağlayanların, hele de, Anayasa''nın 90.maddesini değiştirip, yargı egemenliğimizi yabancılara devredenlerin, "bağımsız yargıya güvenden" bahsetmeye hakları var mıdır?