Fransız Astsubay - Hikmet Bila
Türkiye'nin Başbakanı, istila için geldiği Türkiye'de ölen Fransız askerlerinin mezarlarına çiçek koyarken, Fransa'nın Devlet Başkanı, Fransa'daki Ermeni anıtını ziyaret edip çelenk bırakıyor. Gel de yorumla... Fransa'da ''soykırımın inkâr edilmesini suç sayan'' bir de yasa teklifi hazırlanmış. Ruanda, Bosna, Fildişi katliamları da dahil mi acaba? coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardsnaproxennatrium site naproxen kruidvatkamagra kamagra 100mg kamagra gel
Tanımıyorsunuz.
Ben de tanımıyorum. Daha doğrusu iki gün öncesine kadar tanımıyordum.
Adam emekli bir Fransız astsubayı. İki gün önce bütün dünya tanıdı onu. Haber ajansları ondan söz ettiler. Çünkü şok edici açıklamalar yaptı.
''1992'de Ruanda'da, Fransız askerlerinin sivil milislere eğitim verdiğini gözlerimle gördüm'' dedi.
Ruanda, Afrika'da bir gariban ülke. 1994'te tarihin en büyük soykırımlarından birine sahne oldu. Çoğunluk olan Hutular, Tutsi azınlığı toptan yok etmek için kitlesel katliamlara giriştiler. Ateşli silahlar, baltalar, palalarla 800 binden fazla insan katledildi. Kan denizi içinde yüzen ceset sayısı o kadar fazlaydı ki, gazeteciler görüntüleri fotoğraf karelerine sığdırmakta güçlük çekiyorlardı.
Fransız astsubay, işte bu soykırımı yapanlara Fransız askerlerinin eğitim verdiğini söylüyor, yer ve zaman göstererek ''Hutuları eğitenler Fransız 1'inci Deniz Paraşüt Alayı'nın askerleriydi'' diyor. Ruanda Başkanı Kegame de, Fransızların, soykırım yapılacağını bile bile Hutuları eğittiğini ısrarla söylüyor.
Fransa inkâr ediyor. Kabul edecek hali yok ya...
Fransız askerlerinin Ruanda'da soykırımcıları eğittiği günlerde, bir başka ülke... Bosna-Hersek... Bağımsızlığını yeni ilan etmiş. Sırp orduları Bosna topraklarına girmiş, toplu katliamlara girişmiş. Sözüm ona Birleşmiş Milletler silah ambargosu koymuş. Ama ambargo sadece Boşnaklara uygulanıyor. Her türlü silahla saldıran Sırp ordularının önünden kaçan siviller için, sözüm ona ''güvenli bölgeler'' oluşturuluyor. Sözüm ona barış gücü, bu bölgelerdeki sivilleri Sırplardan koruyacak. Fransız, Hollanda generalleri orada. Havalarından geçilmiyor.
Sonra ne oluyor?
Sırplar ultimatom veriyor. ''Siviller arasındaki erkekleri ve erkek çocukları ayırıp bize teslim edeceksiniz. Yoksa size de saldırırım.''
O Fransızlar, o Hollandalılar, Sırpların istediğini yapıyorlar. Erkekleri ve erkek çocukları ayırıp Sırplara teslim ediyorlar. Sadece Srebrenica'da 8 bin kişi böylece katlediliyor, toplu mezarlara gömülüyor. Avrupa seyrediyor. O Fransızlar, o Hollandalılar sonra evlerine dönüp rahat rahat uyuyabiliyorlar.
Aradan on yıl geçti, Bosna'da hâlâ toplu mezarlar ortaya çıkarılıyor.
O kadar taze... Ruanda ve Bosna soykırımları hâlâ buram buram kan kokuyor. O katliamların eğiticilerinin, destekçilerinin, seyircilerinin ellerinde hâlâ kan var. Ama onlar, 90 yıl önce, bugün var olmayan bir devlet tarafından Ermenilere soykırım yapıldığını iddia edip onun hesabını soruyorlar.
Şaklabanlık yapıyorlar.
Türkiye'nin Başbakanı, istila için geldiği Türkiye'de ölen Fransız askerlerinin mezarlarına çiçek koyarken, Fransa'nın Devlet Başkanı, Fransa'daki Ermeni anıtını ziyaret edip çelenk bırakıyor. Gel de yorumla... Fransa'da ''soykırımın inkâr edilmesini suç sayan'' bir de yasa teklifi hazırlanmış.
Ruanda, Bosna, Fildişi katliamları da dahil mi acaba?
(Cumhuriyet, 27.04.2005)