AB20 Nisan 2005 00:00

Ağzı Açık AB Budalalarına Duyurulur: AB'de Irkçılık ve Gericilik Tırmanıyor !

1 ) Fransa'dan ırkçılık itirafı : İçişleri Bakanı: ''Fransa'da maalesef ırkçlığın her türlüsü var'' 2) Yeni Papa : Eski bir NAZİ ! Ratzinger'in 1941'de henüz 14 yaşında iken bir Nazi gençlik örgütüne üye olduğu biliniyor. new prescription coupons free prescription cards discount online cialis coupons

Fransa İçişleri Bakanı Dominique de Villepin, 'ülkesinde ırkçılığın her türlüsünün maalesef var olduğunu' söyledi.

Bir Fransız radyosunun sorularını yanıtlayan De Villepin, Fransa'da cemaatçilik duygusunun giderek güçlendiğini belirterek, ''Fransa'da maalesef ırkçlığın her türlüsü var'' dedi.
 
De Villepin, sadece Fransızlardan yabancılara karşı değil, ülkedeki yabancılardan da Fransızlara yönelik ırkçı hareketin son 10 yıl içinde arttığını söyledi.
 
Irkçılığın nereden ve kimden gelirse gelsin kabul edilemez olduğunu kaydeden De Villepin, bu sorunun çaresinin, Cumhuriyet ilkelerine bağlılık, herkese eşit fırsat ve kadın-erkek eşitliğine saygı gösterilmesi olduğunu ifade etti.

Fransız hükümetine sunulan bir rapora göre, Fransa’da bir yıl içinde ırkçı saldırı sayısı iki kat arttı.

Yeni Papa : Eski bir NAZİ ! Ratzinger'in 1941'de henüz 14 yaşında iken bir Nazi gençlik örgütüne üye olduğu biliniyor.

Ratzinger, Türkiye karşıtlığıyla tanınıyor. Türkiye'nin yerini "Arapların yanı" olarak gören Ratzinger'in, Ankara'nın AB üyeliği aşamasında olumsuz bir etki yaratma riskinin yüksek olduğu belirtiliyor.
Yeni Papa'nın sıcak bakmadığı unsurlar arasında laiklik de yer alıyor. Avrupa'ya coğrafi açıdan değil, kültürel açıdan yaklaşmayı tercih eden ve bu çerçevede Türkiye'nin tarih boyunca başka bir kıtayı temsil ettiğini düşünen Ratzinger, 2004 Ağustosu'nda Fransız Le Figaro gazetesine verdiği demeçte de, "Bizans İmparatorluğu'yla savaşlar oldu, Konstantinopolis'in düşüşünü, Balkan Savaşları'nı ve Viyana'ya yönelik tehdidi düşünün. Bu bağlamda iki kıtayı bir tutmak hata olacaktır" demişti. Türkiye'nin Avrupa'ya alınmasının "zenginlik kaybı ve kültürün ekonomi lehine ortadan kaybolması" olacağını savunan Ratzinger, bunun yerine Türkiye'nin "kendi kültürüne uygun" komşu Arap ülkeleriyle, kültüre dayalı bir kıta oluşturabileceğini söylemişti. Bu yönde bir oluşumda Türkiye'nin "baş oyuncu" olabileceğini de ifade eden Ratzinger, Türkiye'yi AB içinde görmek istemeyen çevrelerin kullandığı "özel ortaklık" konseptinin de fikir babaları arasında yer almıştı.

'Vatikan ikna olmalı'
Ratzinger, Avrupa Anayasası'na "Hıristiyanlık" ibaresini koydurabilmek için büyük çaba harcayan isimlerin başında da geliyordu. Vatikan'dan Türkiye için gelecek olumsuz bir mesajın, gerek üye devletlerin üst kademelerinde, gerekse kamuoyları üzerinde "kulak ardı" edilme ihtimalinin ise düşük olduğu belirtiliyor. AB Komisyonu yetkilileri de, 2003'te verdikleri mesajlarda, "Vatikan'ı ikna etmezseniz işiniz zor" ifadelerini kullanmışlardı.

Katolik Kilisesi'nin eski Engizisyon Kurumu'nun devamı niteliğindeki Dinsel Öğretiler Kurulu, Ratzinger'in 24 yıllık başkanlığı süresince, muhtelif Katolik ilahiyatçılarının ve din adamlarının "görüşlerinden dolayı sorgulandığı, kızağa çekilmekten görevden almaya" kadar uzanan cezalar yağdırmaktan da çekinmeyen bir kurum haline dönüşmüştü. Bu yüzden Ratzinger'e "Panzer Kardinal" adı takıldı. Ratzinger'in 1941'de henüz 14 yaşında iken bir Nazi gençlik örgütüne üye olduğu biliniyor.