AB15 Nisan 2005 00:00

Türkiye Hiçbir Zaman AB'ye Alınmayacak !

1) İngiltere'de yayımlanan The Guardian gazetesinde çıkan bir yazıda, AB'nin çok fazla genişlemesine karşı çıkılarak, ''AB'nin Osmanlı İmparatorluğu'nun bütün kalıntılarını içine alması halinde, İmparatorluğun kaderini paylaşma noktasına kadar gidebileceği'' görüşü savunuldu.2) Chirac: Türkiye'nin şu andaki ölçüleri, gelenekleri, görenekleri ve işleyiş tarzı Avrupalı değil. Bu kriterleri AB'nin demokratik düzeyine çekmeleri için çok büyük çaba sarf etmeleri gerekiyor. Sarf etmezlerse, kendileri bilir. Müzakerelere başlayacağız ve 10 yılda mı, 20 yılda mı Avrupa ölçülerine erişecekler, göreceğiz. Ama eğer başarırlarsa da, Türkiye'nin AB üyeliği hakkındaki son söz yine Fransız halkının olacak" 3) Artık Dalga Geçmeye Başladılar : Dışişleri Bakanlığı'nın davetlisi olarak Ankara'ya gelen Hollandalı siyasal bilgiler öğrencileri CHP'li Milletvekili Tacidar Seyhan' a 'Bu bıyıkla mı AB'ye gireceksiniz?' diye sordu.cleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgabilify idippedut.dk abilify

İngiltere'de yayımlanan The Guardian gazetesinde çıkan bir yazıda, AB'nin çok fazla genişlemesine karşı çıkılarak, ''AB'nin Osmanlı İmparatorluğu'nun bütün kalıntılarını içine alması halinde, İmparatorluğun kaderini paylaşma noktasına kadar gidebileceği'' görüşü savunuldu.
      Gazetenin yazarı Timothy Garton Ash'ın imzasıyla yayımlanan yazıda, Osmanlı İmparatorluğu'nun kalıntılarından bir ''Avrupa imparatorluğu'' yaratılıp yaratılamayacağı sorgulandı ve hesapsız bir genişlemenin Avrupa'yı ''hasta adam'' durumuna düşürme olasılığının bulunduğu belirtildi.
      Balkanlar'ın hala yeni kıvılcımlara gebe olduğunu, bugünkü Avrupa'nın Osmanlı'nın Balkanlar'da bıraktığı etnik, dini ve siyasi ağın baskı yaratan etkilerini ortadan kaldırmaya çalıştığını savunan Ash, ''16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırlarının bugün Balkanlar olarak bilinen ve adı etnik çatışmalar ve savaşlarla anılan coğrafyadan Irak'a, Suriye, Lübnan, Filistin ve İsrail'e uzandığını, buradan Kızıldeniz kıyılarına, Yemen'e kadar indiğini, Kuzey Afrika'da da Mısır'dan Cezayir'e kadar yayıldığını'' kaydetti.
      Gazetenin yazarı, AB içinde eski İtalya Başbakanı Giuliano Amato başkanlığında kurulan komisyonun genişleme konusunda çalışmalar yaptığını, komisyona göre AB'nin önünde basit bir tercih bulunduğunu, bunun da genişleme ya da imparatorluk olduğunu belirtti.
      Ash, AB'nin ya Balkan arka bahçesinde birtakım ''fiili kolonilerin'' oluşmasına göz yumacağı ya da Balkan ülkelerinin Birliğe girmelerine ilişkin şartları hazırlamak zorunda kalacağı görüşünü dile getirdi.
      Bulgaristan ve Romanya'dan sonra Hırvatistan, Türkiye ve Balkanlar'ın geri kalanının da AB'ye üye olmasıyla Birliğin 10 yıl içinde 35 ülke ve 600 milyon nüfuslu bir yapı haline geleceğini kaydeden yazar, bu büyük nüfusun altıda birinin Müslüman olacağına ve AB üyeliğini isteyen ülkeler arasında Ukrayna, Moldova, Belarus ile bazı Kuzey Afrika ülkelerinin bulunduğuna dikkati çekti.
      Timothy Garton Ash, bugüne kadarki genişlemenin AB'yi güçlendirdiğini, ancak bir noktada genişlemenin zayıflatıcı bir unsur haline gelebileceğini savunarak, ''Eğer AB Osmanlı İmparatorluğu'nun bütün kalıntılarını içine alırsa, bu sonuçta Osmanlı İmparatorluğu'nun kaderini paylaşma noktasına kadar gidebilir. Avrupa'nın kendisi 'Avrupa'nın hasta adamı' durumuna düşebilir'' diye yazdı.

Chirac: Türkiye başarsa da son söz Fransız halkının

Fransa'da 29 Mayıs'ta yapılacak AB Anayasası referandumuna doğru 'hayır' eğilimi son kamuoyu yoklamasında yüzde 55'le ağırlık kazanırken, Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın 'evet' lehine kampanyası dün gece başladı. Referandum tartışmasına ilk kez giren Chirac sahaya, TF1 televizyonu stüdyolarında indi ve halka doğrudan hitap etmek yerine canlı yayımlanan panele katılmayı tercih etti. Panelde, bugüne değin görülmemiş bir mizansenle, erişkin seçmenler yerine TF1 tarafından seçilen 83 genç Fransız'ın karşısına çıkan Chirac; AB Anayasası'nı 18 ile 30 yaş arası gençlerin kendisine yönelttikleri soruları yanıtlayarak savundu.

Müzakere 20 yıl sürebilir
AB Anayasası'nın Türkiye'nin üyeliğine etkisi hakkındaki bir soruyu,"İki konunun ilgisi yok. Avrupa yüzyıllardır süren savaşlarda helak oldu. Geleceğe barışık bir Avrupa bırakmalıyız. Türkiye'nin Avrupalılığı, Müslümanlığı sorun değil. Sorun olan, Türkiye'nin şu andaki ölçüleri, gelenekleri, görenekleri ve işleyiş tarzı Avrupalı değil. Bu kriterleri AB'nin demokratik düzeyine çekmeleri için çok büyük çaba sarf etmeleri gerekiyor. Sarf etmezlerse, kendileri bilir. Müzakerelere başlayacağız ve 10 yılda mı, 20 yılda mı Avrupa ölçülerine erişecekler, göreceğiz. Ama eğer başarırlarsa da, Türkiye'nin AB üyeliği hakkındaki son söz yine Fransız halkının olacak" diye yanıtladı.

'Bu bıyıkla mı AB'ye gireceksiniz?'

CHP'li Milletvekili Tacidar Seyhan, Hollandalı öğrencilerin sorusuna, "Bizim geleneklerimize göre bıyık, mertliğin simgesidir" yanıtını verdi

Avrupa'da, Türklere yönelik önyargıların bir parçası olan "bıyıklı Türk" imajı, CHP Milletvekili Tacidar Seyhan'ı da zor durumda bıraktı!
Dışişleri Bakanlığı'nın davetlisi olarak Ankara'ya gelen Hollandalı siyasal bilgiler öğrencileri CHP Genel Merkezi'ni de ziyaret etti.


Çağdaşlık beyindedir
Demokrasi, derin devlet, terör ve AB konularındaki soruları yanıtlayan Tacidar Seyhan, bıyıkları da gündeme gelince şaşırdı. Seyhan, "AB'ye bu bıyıklarla mı gireceksiniz?" sorusuna, "Çağdaşlık görüntüde değil, beyindedir. Türk insanının çağdaşlığından şüpheniz olmasın. Bizim geleneklerimize göre bıyık, mertliğin, dürüstlüğün simgesidir. Ben de AB'ye bıyıklarımla mertliği, dürüstlüğü, şeffaflığı taşıyacağım" yanıtını verdi. Seyhan'ın bu sözleri üzerine, kızların büyük çoğunluğunun "very good" (çok iyi) demesi, gülüşmelere neden oldu.
TBMM'ye de giden gençler, daha çok "Türbanlı milletvekili olur mu?", "MGK Meclis'e emir verebilir mi?" gibi soruları gündeme getirdi.