AB5 Nisan 2005 00:00

AB Karşıtı Partiler Yasaklanacak mı?

Avrupa Parlamentosu'nda görev yapan bir İngiliz parlamenter Daniel Hannan'ın iddiasına göre AB karşıtı partiler yasaklanacak. Oxford Üniversitesi mezunu Daniel Hannan, 1996 yılından beri ünlü İngiliz Daily Telegraph gazetesenin başyazarlığını yapıyor. AB ile ilgili yayımlanmış altı kitabı var. 1999 yılı seçimlerinde, İngiliz Muhafazakar Parti'den Avrupa Parlamentosu'na seçilmiş. Parlamentoda, Anayasa Komisyonu üyesi. AP'nin ancak diktatörlüklerde rastlanacak bir yasa hazırlığı içinde olduğunu söyleyen Hannan, "Eğer bu tasarı yasalaşırsa, AB karşıtı siyasi partiler yasaklanmış olacaktır" iddiasında.new prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponsnaproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatmicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mgdiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cardskamagra kamagra 100mg kamagra gel

Danile Hannan, Nisan 2004'de, “Niçin Avrupa Mahkemesine Başvuruyorum” başlıklı bir yazı:


Sözcüklerimi dikkatle seçmek istiyorum. Ne zaman bu konuyu gündeme getirsem; Avrupa Birliği'ni Stalin'in hiçbir hakkın ve özgürlüğün bulunmadığı tek adam yöntemi ile karrşılaştırdığıma kızan bir mektup seliyle karşılaşıyorum ve bu yüzden, toplama kamplarında ölen milyonlarca insana hakaret etmekle suçlanıyorum. İşte bu nedenle, çok açık ve net olmak istiyorum. Brüksel'e karşı şikayetlerimiz ne olursa olsun, orada bir baskı rejiminin olmadığı açıktır. Seyahat etmemizi engellemiyorlar, ya da yargılamadan hapisane kamplarına atmıyorlar. Avrupa Birliği'ni (AB) oluşturan üye devletlerin hepsinde liberal demokrasiler var.

Ancak, bütün bunlara rağmen, Avrupa Parlamentosu'nda öyle bir şey oluyor ki, buna ancak diktatörlük denilebilir. Birkaç ay önce AB, şöyle bir tasarıyı yasalaştırmaya karar verdi: Avrupa kimliği bilincini yayıp yaygınlaştırabilmek için, uluslarüstü siyasi partilere ihtiyacımız vardır. Bu partilerin geliri halkın vergilerinden karşılanacak ama bu partilerde bazı ölçütlere kesin uygunluk aranacaktır. Örneğin, bu partilerin, en az yedi ülkede barajı aşacak ölçekte destek kazanmış olmaları gerekecektir. Bu partiler, ortak ve bağlayıcı bir seçim bildirgesiyle tüm Avrupa'da seçimlere katılacaklardır. Ve, işte tasarının en can alıcı noktasına geldik, bu partiler, AB anlaşmalarında yazılı tüm Avrupa değerlerini kabul ettiklerini imzalı olarak ilan edeceklerdir.


Bu tasarı sizlere çok masumane gelebilir. Fakat ben, beş yıldır parlamenter olarak görev yaptığım masama, bundan daha uğursuz, bundan daha tehlikeli bir öneri gelmediğine inanıyorum. Harekete geçiyor ve mahkemeye başvurarak bu tasarının önünü kesmeye çalışacağımı duyuruyorum. 25 parlamenter arkadaşımla birlikte, mahkeme masraflarını kendimiz karşılayıp, bu tasarıya karşı yasal işlemleri başlatıyoruz.

Avrupa Birliği'nin bu tasarısının, savunduğunu söylediği demokrasi ve çoğulculuk kavramlarıyla uzlaşmadığını iddia ediyoruz. Eğer bu tasarı yasalaşırsa, AB karşıtı siyasi partiler yasaklanmış olacaktır.
Bu, iki yoldan gereçekleşecektir. Birincisi, AB yanlısı olmayan siyasi partiler, büyük bir ihtimalle, kendilerini ulusalcı çizgide gördükleri için AB yanlısı harekete katılmak istemiyeceklerdir. Daha öncesi ve ötesi, bu partiler, AB'nin Temel Hak ve Özgürlükler Tüzüğü'ndeki değerleri kabul etmemiş sayılıp dışlanacaklardır. Aslında bu yapıdaki partiler, insan haklarına karşı değiller. Bu partiler; demokrasi ve özgürlükler gibi nazik konuların, seçilmiş ulusal meclisler yerine, atanmış Avrupalı yargıçlar tarafından kararlaştırılmasına karşıdırlar.


AB'nin yasa tasarısını destekleyenler, İngiltere'nin Muhafazakar Partisi gibi AB-karşıtı ana partilerin korkacağı bir şey olmadığına beni ikna etmeye çalışıyorlar. Diyorlar ki; bu yasa tasarısı, Le Pen 'in Ulusal Cephe partisi gibi aşırı-Sağ grupları hedef almaktadır. Ben de diyorum ki; siz bir kez bazı görüşlerin sınırı aştığına karar vermeye başlarsanız, çizgiyi nerede çekeceksiniz?

Bazı siyasi partilerin diğerlerinden daha eşit olduğu görüşü, demokrasi ilkesiyle bağdaşamaz. Serbest bir seçim sistemi demek, halkın istediklerine oy verebilmesi demektir. Halkın özgür oylarıyla seçilenler de, diledikleri örgütlenme türünde bir araya gelebilmelidirler. Halkın temsilcilerinin nasıl davranmaları gerektiği, onlarla seçmenler arasında belirlenmelidir. Eğer bir Milletvekili zararlı görüşler ifade edeck olursa, onun hakkındaki kararı, ona oy vermiş olan seçmenler vermelidir. Bu yetki ve görevi seçmenlerin elinden almaya kalkışmak, yalnız demokratik ilkeleri çiğnemekle kalmaz, seçmenleri de karar verme yeteneğinden yoksun küçük çocuklar düzeyine indirir.

Avrupa Parlamentosu'ndaki parlamenter arkadaşlarımdan biri, Polonyalıdır. Bir yıla yakındır parlamentoda bulunan bu arkadaşım, AB'nin siyasi partiler hakkındaki yasa tasarısını görünce, öfkesinden bembeyaz kesildi.

“Komünistler de Polonya'da aynısını yapmışlardı!” diye söze başlayan Polonyalı arkadaşım bana şunları söyledi:


“Komünistler Polonya'da seçimleri yasaklamadılar. Bizde her zaman seçimler yapıldı. Hatta, muhalefet partilerinin kurulmasına 1970'li yıllara kadar izin verdiler. Bütün yaptıkları, muhalefet partilerinin seçimlere girmesini yasaklamak oldu! Ve bunun resmi açıklaması neydi, biliyor musunuz? Şimdi AB'nin öne sürdüğü gerekçenin aynısı! Faşist partileri durudurmak istiyoruz, dediler. Ama kısa bir süre sonra, Komünistler ve onları destekleyenler hariç herkesi yasakladılar!”

AB'nin yasa tasarısına karşı başlattığımız yasal girişimin içinde çok sayıda Polonyalıların da bulunması hiçte şaşırtıcı olmamalıdır. Çünkü onlar, bir kez herhangi bir görüşü yasaklamaya başladığınızda, sonucun nereye varacağını çok iyi biliyorlar.

Bugün Avrupa Parlamentosu'nda çok sayıda parlamenter ve Komisyon üyesi, “Doğru ya da yanlış AB yanlısı” tutumu içindedirler. Onlar; özgürlük, demokrasi, yasaların üstünlüğü gibi ilkeleri, daha büyük bir hedef olan bütünleşmiş Avrupa'ya, AB'ye giden yolda bir araç olarak görüyorlar. Siyasi çoğulculuğu fırlatıp bir yana atmayı, küçük bir ödün olarak görüyorlar.

Siyasette geçen beş yıl bana, davaların ve mahkeme masraflarının pahalı ve belirsiz olduğunu öğretmeye yetti. AB'nin yasa tasarısına karşı çıkarken, ayaklarım yere basıyor. Bazı konularda, ne pahasına olursa olsun, tavır almak zorundayız. Yoksa, burada ne işimiz var?