Siyaset25 Kasım 2004 00:00

Suçortağı-NECDET SEVİNÇ

Sabah sabah kandan ve cinayetten bahsetmek zorunda kaldığım için yazıya özür dileyerek başlamak istiyorum.Eserleri; gerçeğin ta kendisi olan Türk iddialarını doğruladığı için Türkiye’de pek tanınmayan ünlü ingiliz yazarı David Howarth “Greek Advanture” isimli kitabında diyor ki:”...1821 yılı yazında Yunanistan’da Türklere karşı bir ayaklanma patlak verdi.Alev etrafı o kadar hızla sardı ki, hiç kimse ilk Türklerin nerede, niçin ve kimler tarafından öldürüldüklerini söyleyemez.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis coupons printable link discount prescription drug cardcialis manufacturer coupon open drug coupon cardcleocin 150 mg read cleocin 300 mgarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cena

Resmi kayıtlara göre katliamın önderi kiliseydi.” Yazar katliamın, Patros Başkiposu Germanos’un haçını havaya kaldırmasıyla başladığını, şehirdeki Türklerin hemen hemen tamamen katledildiğini, Palopones’deki paskalya şenlikleri sırasında da 25 bin Türk aileden (yani yaklaşık olarak 125 bin kişiden) bir tek canlının sağ kurtulmadığını anlatarak şu tüyler ürpertici cümle ile devam ediyor:” 500 Türk’ü sizi Anadolu sahillerine gömeceğiz diyerek gemilere doldurup sahilden uzaklaştırdıktan sonra çocuk, kadın, ihtiyar seçmeden hepsini denize attılar!” Yunanistan 1832’de bir krallık olarak ortaya çıktığında yüzölçümü 53 bin kilometrekareydi.

Bugün yüzölçümü 120 bin kilometrekaredir.

Her savaşta Türk Ordusu’nun karşısında hezimete uğrayan bu fuzuli devlet, Batı emperyalizminin desteği sebebiyle sahip olduğu bütün toprakları biz aldık.

Aldığı her vatan parçasında kelimenin tam anlamıyla soykırım yaptı.

Ve öyle alçaldı ki, “doktor ve eczacı rumların Türk hastaları, bilhassa kimsesiz hastaları gizlice zehirleyip öldürmelerini” bile tavsiye edebildi.

(*) Şimdi Kıbrıs’taki soykırımın faillerinden bir câni suçunu itiraf etmiş bulunuyor.

EOKA terör örgütünün militanlarından olan Andreas Dimitriu, Alithia Gazetesi’nde yayınlanan mülakatında, 89 soydaşımızın vahşice öldürüldüğü Taşkent Katliamını anlatırken bakın ne diyor:” ...

rum polisi ve birkaç gönüllü olarak Taşkent’te Türkleri toplamaya gittik.

Ertesi gün Türk mahallelerine gittiğimde ise Hirokitia’dan gelen askerlerin Türk erkekleri öldürdüklerini, kadınlara da tecavüz ettiklerini öğrendim.

(...) Esirlerimizle değiştirilmesi amacıyla savaşabilen herkesin toplanması için bize emir verilmişti.

Biz ne yaptıysak devletin yasal güçleriyle birlikte yaptık!” Kiminle birlikte yapmış? Devletin yasal güçleriyle! Türkiye Cumhuriyet’i de sayın Denktaş da Kıbrıs’taki soykırımın planlı ve programlı olarak yunan devleti tarafından yapıldığını ve bu sebeple askeri tedbire başvurulduğunu söylemiyor muydu? 40 yıldır tekrarlayıp durduğumuz bu gerçeği Batı’ya bir türlü anlatamadık.

Bu itirafa rağmen anlatabileceğimizi de sanmıyorum.

Çünkü Batı eskiden beri Yunan’ın suç ortağıdır.

(*) Bakınız Osmanlı’dan Günümüze Misyoner Faaliyetleri, İstanbul 2002, s:249 - 253