AB: Polis Devleti - Yılmaz Dikbaş
Avrupa'da bazı insan hakları örgütleri bu olayı kamuoyuna, "AB'de Basın Özgürlüğü öldü." başlığıyla duyurdular. Oysa bunda hiç de şaşılacak bir taraf yok. Çünkü, ne Alman ne de başka bir ulusal mahkemenin, AB memurlarını yargılama yetkisi vardı!8 Nisan 1965 tarihinde kabul edilmiş bir AB protokolüne göre,AB çalışanları, "resmi yetkileri dahilinde yapacakları tüm sözlü ve yazılı eylemlerden dolayı, ömür boyu dokunulmazlık hakkına" sahiptiler. levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesacheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadadiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisnaproxennatrium go naproxen kruidvatbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus
Gazeteci Hans-Martin Tillack, 1999'dan 2004'ün ortalarına kadar, ünlü Alman dergisi Stern'in Brüksel'de muhabirliğini yaptı. 2002 yılında Tillack, Avrupa Birliği'nin yürütme organlarından Avrupa Komisyon’undaki yolsuzluk ve sahtekarlıkları araştırıyor, bulguları Stern'de yayınlanıyordu.
AB'nin de kendi bünyesinde yolsuzluk ve sahtekarlıkları izleyip inceleyen OLAF adlı bir örgüt bulunuyor. OLAF, Tillack'ın yazılarından rahatsızdı.
Brüksel'de çalışan gazeteciler arasında en geniş araştırma arşivine sahip olduğu söylenen Tillack, elindeki belgelere dayanarak, AB'deki yolsuzluk ve sahtekarlıkları su yüzüne çıkaran bir kitap yazdı. Tillack'ın çalışmalarından zaten rahatsız olan OLAF, böyle bir kitabı yazabilmesi için Tillack'ın OLAF örgütü içinde bazı kişilere rüşvet vererek gizli belgelere ulaşmış olduğu iddiasını ortaya attı. Bu suçlamayı gerekçe gösteren AB'nin emriyle hareket eden Belçika polisi, 20 Mart 2004 günü Tillack'ın Brüksel'deki evine baskın düzenledi.
İŞTE AB HUKUKU!
Tillack, hemen bir avukatla görüşme talebinde bulundu, talebi reddedildi! 10 saat tutuklu kalan Tillack'a ne bir avukatla ne de başka biriyle görüşme olanağı tanındı. Polis, Tillack'ın evindeki bilgisayarına, cep telefonlarına, günlüğüne, banka defterlerine, adres defterlerine ve 17 kolilik belgelerine el koydu. Polis, el koyduğu tüm eşyaları karakola taşımaya kalkışınca, Tillack kendisine imzalı bir tutanak verilmesini istedi. Polis, hiçbir tutanak tutmadan, el koyduğu eşyaların yazılı bir dökümünü yapmadan ve Tillack'a hiçbir yazılı belge vermeden, tüm eşyaları alıp gitti.
Evinde bir avukatla görüşmesine izin verilmeden tutuklandığı 10 saatlik süre boyunca, Belçika polisi Tillack'dan kaynaklarının adlarını açıklamasını istedi. Tillack cevap vermeyi reddetti. Ancak, tüm arşivi polisin eline geçen Tillack, kaygılarını 20 Mart 2005 günü akşamı şöyle dile getirdi:
"Benden haber kaynaklarımı açıklamamı istediler. Asla böyle bir şeyi yapmayacağımı söyledim. Ama şimdi, tüm önemli dosyalarım ellerinde. Sanırım, tüm kaynaklarımı öğrenecekler."
ALMAN MAHKEMESİ: AB YARGILANAMAZ!
Stern dergisi ve Tillack, yapılan yasa dışı uygulamalardan dolayı AB'nin OLAF örgütünü Hamburg'da mahkemeye verdiler. 1 Şubat 2005 günü Hamburg Yüksek Mahkemesi (Oberlandesgericht) kararı açıkladı:
AB görevlileri dokunulmazlık hakkına sahip olduklarından, OLAF aleyhine açılan dava düşmüştür! Mahkemenin yargıcı, kararı açıkladıktan sonra, verilen bu kararla Avrupa Komisyonu'nun aklanmış olduğu sonucunun çıkarılmaması gerektiğini vurgulamak zorunda kalıyordu!
Avrupa'da bazı insan hakları örgütleri bu olayı kamuoyuna, "AB'de Basın Özgürlüğü öldü." başlığıyla duyurdular. Oysa bunda hiç de şaşılacak bir taraf yok. Çünkü, ne Alman ne de başka bir ulusal mahkemenin, AB memurlarını yargılama yetkisi vardı!
8 Nisan 1965 tarihinde kabul edilmiş bir AB protokolüne göre,AB çalışanları, "resmi yetkileri dahilinde yapacakları tüm sözlü ve yazılı eylemlerden dolayı, ömür boyu dokunulmazlık hakkına" sahiptiler.
DEMOKRASİYE BAKIN!
Avrupa'da, Statewach ve Liberty adlı insan hakları dernekleri, aşağıdaki gerekçeleri sıralayarak, AB'nin giderek bir "polis devletine dönüştüğünü söylüyorlar:
• AB Polis Gücü ( EUROPOL ) kurulmuştur. Europol elemanlarına, yargıya karşı dokunulmazlık hakkı verilmiştir.
• Europol, AB'ne üye ülkelerden herhangi birinde yaşayan bir kişi hakkında tutuklama emri çıkarabilecek ve suçlanan kişi hakkında hiçbir kanıt göstermeden kişinin bir ülkeden başka birine iadesini sağlayabilecektir.
• AB, kendi organlarına, istedikleri ülkelerde istedikleri kişilerin elektronik postalarını, bir mahkeme kararı olmadan ele geçirme, telefonlarını dinleme yetkisini vermiştir.
• AB'nin "terörizm" tanımı o kadar geniş tutulmuştur ki, herhangi bir ülkedeki tüm sivil karşı koymalar terörizm olarak tanımlanabilecektin
• Seçimle gelmiş bir hükümetin, bir milletvekilinin, bir Avrupa parlamenterinin, AB ortak parası olan Euro'yu basan Avrupa Merkez Bankası'nı eleştirmeye kalkışması suç sayılacaktır. (AB Antlaşması, madde 108).
• Brüksel, insan haklarından herhangi birisinin kullanılmasını, AB'nin "genel çıkarlarına" ters düşüyor gerekçesiyle, geçici bir süre yasaklayabilecektir. (AB Antlaşması, madde 52).