AB17 Mart 2005 00:00

AB: Polis Devleti - Yılmaz Dikbaş

Avrupa'da bazı insan hakları örgütleri bu olayı kamuoyuna, "AB'de Basın Özgürlüğü öldü." başlığıyla duyurdular. Oysa bunda hiç de şaşılacak bir taraf yok. Çün­kü, ne Alman ne de başka bir ulu­sal mahkemenin, AB memurlarını yargılama yetkisi vardı!8 Nisan 1965 tarihinde kabul edilmiş bir AB protokolüne göre,AB çalışanları, "resmi yetkileri da­hilinde yapacakları tüm sözlü ve yazılı eylemlerden dolayı, ömür boyu dokunulmazlık hakkına" sa­hiptiler. levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesacheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadadiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisnaproxennatrium go naproxen kruidvatbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus

Gazeteci Hans-Martin Tillack, 1999'dan 2004'ün ortalarına ka­dar, ünlü Alman dergisi Stern'in Brüksel'de muhabirliğini yaptı. 2002 yılında Tillack, Avrupa Birliği'nin yürütme organlarından Av­rupa Komisyon’undaki yolsuzluk ve sahtekarlıkları araştırıyor, bulguları Stern'de yayınlanıyordu.

AB'nin de kendi bünyesinde yolsuzluk ve sahtekarlıkları izleyip inceleyen OLAF adlı bir örgüt bu­lunuyor. OLAF, Tillack'ın yazıla­rından rahatsızdı.

Brüksel'de çalışan gazeteciler arasında en geniş araştırma arşivi­ne sahip olduğu söylenen Tillack, elindeki belgelere dayanarak, AB'deki yolsuzluk ve sahtekarlık­ları su yüzüne çıkaran bir kitap yazdı. Tillack'ın çalışmalarından zaten rahatsız olan OLAF, böyle bir kitabı yazabilmesi için Til­lack'ın OLAF örgütü içinde bazı kişilere rüşvet vererek gizli belgele­re ulaşmış olduğu iddiasını ortaya attı. Bu suçlamayı gerekçe gösteren AB'nin emriyle hareket eden Belçi­ka polisi, 20 Mart 2004 günü Tillack'ın Brüksel'deki evine baskın düzenledi.

İŞTE AB HUKUKU!

Tillack, hemen bir avukatla gö­rüşme talebinde bulundu, talebi reddedildi! 10 saat tutuklu kalan Tillack'a ne bir avukatla ne de baş­ka biriyle görüşme olanağı tanındı. Polis, Tillack'ın evindeki bilgisaya­rına, cep telefonlarına, günlüğüne, banka defterlerine, adres defterleri­ne ve 17 kolilik belgelerine el koy­du. Polis, el koyduğu tüm eşyaları karakola taşımaya kalkışınca, Tillack kendisine imzalı bir tutanak verilmesini istedi. Polis, hiçbir tuta­nak tutmadan, el koyduğu eşyala­rın yazılı bir dökümünü yapmadan ve Tillack'a hiçbir yazılı belge ver­meden, tüm eşyaları alıp gitti.

Evinde bir avukatla görüşmesi­ne izin verilmeden tutuklandığı 10 saatlik süre boyunca, Belçika polisi Tillack'dan kaynaklarının adlarını açıklamasını istedi. Tillack cevap vermeyi reddetti. Ancak, tüm arşi­vi polisin eline geçen Tillack, kay­gılarını 20 Mart 2005 günü akşamı şöyle dile getirdi:

"Benden haber kaynaklarımı açıklamamı istediler. Asla böyle bir şeyi yapmayacağımı söyledim. Ama şimdi, tüm önemli dosyala­rım ellerinde. Sanırım, tüm kay­naklarımı öğrenecekler."

ALMAN MAHKEMESİ: AB YARGILANAMAZ!

Stern dergisi ve Tillack, yapılan yasa dışı uygulamalardan dolayı AB'nin OLAF örgütünü Ham­burg'da mahkemeye verdiler. 1 Şu­bat 2005 günü Hamburg Yüksek Mahkemesi (Oberlandesgericht) kararı açıkladı:

AB görevlileri dokunulmazlık hakkına sahip olduklarından, OLAF aleyhine açılan dava düş­müştür! Mahkemenin yargıcı, ka­rarı açıkladıktan sonra, verilen bu kararla Avrupa Komisyonu'nun aklanmış olduğu sonucunun çıka­rılmaması gerektiğini vurgulamak zorunda kalıyordu!

Avrupa'da bazı insan hakları örgütleri bu olayı kamuoyuna, "AB'de Basın Özgürlüğü öldü." başlığıyla duyurdular. Oysa bunda hiç de şaşılacak bir taraf yok. Çün­kü, ne Alman ne de başka bir ulu­sal mahkemenin, AB memurlarını yargılama yetkisi vardı!

8 Nisan 1965 tarihinde kabul edilmiş bir AB protokolüne göre,AB çalışanları, "resmi yetkileri da­hilinde yapacakları tüm sözlü ve yazılı eylemlerden dolayı, ömür boyu dokunulmazlık hakkına" sa­hiptiler.

DEMOKRASİYE BAKIN!

Avrupa'da, Statewach ve Li­berty adlı insan hakları dernekleri, aşağıdaki gerekçeleri sıralayarak, AB'nin giderek bir "polis devle­tine dönüştüğünü söylüyorlar:

• AB Polis Gücü ( EUROPOL ) ku­rulmuştur.  Europol elemanlarına, yargıya karşı dokunulmazlık hakkı verilmiştir.

  Europol, AB'ne üye ülkelerden herhangi birinde yaşayan bir kişi hakkında tutuklama emri çıkarabi­lecek ve suçlanan kişi  hakkında hiçbir kanıt göstermeden  kişinin bir ülkeden başka birine iadesini sağlayabilecektir.

• AB, kendi organlarına, istedikleri ülkelerde istedikleri kişilerin elekt­ronik postalarını, bir mahkeme ka­rarı olmadan ele geçirme, telefon­larını dinleme yetkisini vermiştir.

  AB'nin "terörizm" tanımı o ka­dar geniş tutulmuştur ki, herhangi bir ülkedeki tüm sivil karşı koyma­lar terörizm olarak tanımlanabile­cektin

• Seçimle gelmiş bir hükümetin, bir milletvekilinin, bir Avrupa parla­menterinin, AB ortak parası olan Euro'yu   basan   Avrupa   Merkez Bankası'nı eleştirmeye kalkışması suç sayılacaktır.  (AB Antlaşması, madde 108).

  Brüksel, insan haklarından her­hangi    birisinin    kullanılmasını, AB'nin "genel çıkarlarına" ters dü­şüyor gerekçesiyle, geçici bir süre yasaklayabilecektir. (AB Antlaşma­sı, madde 52).