Fransa’da Türkiye Referandumu Yasalaştı
Devletimiz paramparça olduktan, halkımız Brüksel’in paryaları haline getirildikten sonra da çıkıp “Kusura bakmayın, AB’ye giremiyoruz, Fransa’daki referandumda reddedildik” diyeceksiniz. Şu anda sivil olsun, atanmış olsun, seçilmiş olsun, ABcilik yapmaya devam eden herkesin rol aldığı senaryo budur. Bunun adı da gaflet, dalâlet ve hıyanettir. discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acne
Bu yasa değişikliği ile AB projesinin siyasî lokomotifi Fransa AB’nin sınırlarını çizmiş ve mühürlemiş oluyor. Bundan sonra Türkiye değil Kuzey Kıbrıs’ı, İstanbul’u bile Rumlara verse AB’ye üye olma ihtimali sıfır. Ayrıca mesele Fransa’dan ibaret değil. Fransız iç politikasındaki dengeler Fransa’yı bu adımı derhal atmaya mecbur bıraktı. Fransa bu işi erteleseydi bile Avusturya, Slovakya, Danimarka gibi ülkelerin de benzer kararlar almaya hazırlandıklarını biliyoruz.
Yetkililer ve malûm medya Türkiye’nin AB hayalini resmen tarihe gömen bu karar karşısında ölüm sessizliği içinde. Halbuki 17 Aralık öncesinde bu konular Avrupa’da tartışılırken “Önemli değil efendim, bunlar iç politika manevrası” diye akıl veriyorlardı. Bu aşamadan sonra AB sürecinin Türkiye için karşılığında hiç bir şey alamadan sürekli taviz vermekten başka bir anlama gelemeyeceği apaçık ortada. Kıbrıs’taki, Ege Denizindeki haklarınızdan feragat edeceksiniz, ülke içinde Müslüman azınlıklar ihdas edip yapay gerilimler, düşmanlıklar yaratacaksınız, Batı’nın dayattığı politikalarla yoksullaştırılan insanlarımızı misyonerlerin kucağına atacaksınız, bir fesat ocağı olan Fener Patrikhanesini devlet içinde devlet haline getireceksiniz, Fırat ve Dicle sularının kullanımını uluslararası denetime açacaksınız, Ermeni soykırımını tanıyıp Ermenistan’ın tazminat ve toprak taleplerine kapı açacaksınız, kısacası emperyalist Batı’ya mazlumların ilk ve en büyük tokadı olan Millî Mücadeleyle kurulan Türkiye Cumhuriyetinin temeline dinamit koymak için ne lâzımsa yapacaksınız.
Devletimiz paramparça olduktan, halkımız Brüksel’in paryaları haline getirildikten sonra da çıkıp “Kusura bakmayın, AB’ye giremiyoruz, Fransa’daki referandumda reddedildik” diyeceksiniz. Şu anda sivil olsun, atanmış olsun, seçilmiş olsun, ABcilik yapmaya devam eden herkesin rol aldığı senaryo budur. Bunun adı da gaflet, dalâlet ve hıyanettir.