Siyaset25 Kasım 2004 00:00

Karadeniz "Amerikan Gölü" mü olacak..? - İbrahim Karagül

Günlerdir Felluce'yi, bir barbarlığın günlüğünü yazıyoruz. Direnişin gücünü, ABD'nin kenti teslim alamadığını ve çok zayiat verdiğini, Felluceliler'e karşı kimyasal silahlar kullanıldığını, pentagon kaynaklı haberlerin doğruları yansıtmadığını, bazı Şii ve Kürt birliklerin ABD ile aynı safta savaştığını yazdığımda ciddi tepkiler aldım. Bazıları beni yalan söylemek, fitne çıkarmakla itham ettiler. Bu kişilerin bugün Yeni Şafak'ta yayınlanan, doğrudan Felluce'den gelen haberlere bakmalarını öneririm. new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponsescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaarcoxia 90 mg wikipedia speeddatingmixers.co.uk arcoxia cena

Bugün Felluce'yi yazmayacağım. Bambaşka bir sorun gibi görünen ancak aslında Felluce'den ve Irak'tan kopuk olmayan bir konuyu, Ukrayna'daki siyasi krizi tartışacağım. İkinci Bush döneminde kanlı cephelerle yüzleşeceğiz. Uygulanacak küresel kaos senaryosundan bütün dünya endişe duyuyor. İslam dünyası, Latin Amerika, Afrika, Hazar çevresi, Güney Asya hatta Avrupa bu kaosun nelere malolacağını öngörmeye çalışıyor.

Ukrayna'da Pazar günü yapılan seçimleri Rusya yanlısı Başbakan Victor Yanukoviç'in kazandığının açıklanması ülkeyi iç savaşın eşiğine getirdi. Seçimi kaybettiği açıklanan Amerika yanlısı Victor Yusçenko, binlerce taraftarını sokaklara döktü. ABD ve Avrupa muhalefetten yana tavrını koyarken Rusya lideri Vladimir Putin Batı'nın Ukrayna'da demokrasi şovu yaptığını söylüyor. Görünüşte bir demokrasi mücadelesi var. ABD yanlısı reformcular ile Sovyet geleneğinden gelenlerin iktidar mücadelesi, demokrasinin en önemli göstergesi olan seçimleri de aşarak sokaklarda devam ediyor.

Tıpkı Gürcistan'da olduğu gibi. Bir yıl önce yanı başımızdaki 5 milyonluk Gürcistan'da aynı senaryo uygulanmıştı. Eduard Şevardnadze yönetimi Mihail Saakaşvili tarafından kitleler sokaklara dökülerek devrilmiş, eski yönetim kovulmuş, ABD ile yakın bağları olan Saakhaşvili iktidara gelmişti. Kadife Devrim olarak nitelenen olay, Amerika'nın Güney Kafkaslar'daki nüfuzunu güçlendiren en önemli adımlardan biri olmuştu. Şimdi aynı senaryo 58 milyon nüfuslu Ukrayna'da uygulanıyor.

Irak ve Afganistan'ı işgal eden, Orta Asya'ya yerleşen, Ortadoğu'daki kalelerini güçlendiren, Suriye, İran ve Lübnan'ı listeye koyan, Orta Afrika'yı karıştırmaya hazırlanan, İslam coğrafyasına yönelik hakimiyetini pekiştirmek için Büyük Ortadoğu Projesi'ni geliştiren Amerika, benzer bir yolu Türkiye'nin kuzeyinde de uyguluyor.

Önce Avrupa Birliği'ne karşı "Yeni Avrupa" projesini geliştirdi. Polonya ve eski Doğu Avrupa ülkelerini AB'ye karşı bir denge olarak öne çıkarmaya çalıştı.

1990'dan bu yana Ukrayna'yı yeni bir güç olarak öne çıkarmaya, hem AB hem de Rusya'ya karşı bir üs haline getirmeye çalışıyor. Rusya ve Çin'e karşı Japonya ve Güney Kore'yi kullandığı gibi. Sovyetler'in çöküşünden sonraki "NATO genişleme haritası"na dikkatli bakılınca ABD'nin bugün bu haritayı izlediği ortaya çıkıyor. NATO'nun genişleme haritasında Ukrayna ile birlikte Güney Kafkaslar çok önemli bir yer tutuyor. Barış İçin Ortaklık Girişimi çerçevesinde benzer çalışmalar Hazar çevresi için de yapılıyor. Şimdi, NATO'nun genişlemeye çalıştığı bölgelere ABD tek başına gidiyor. Tıpkı Kıbrıs ve Doğu Akdeniz'de olduğu gibi. ABD ile Avrupa arasında Kıbrıs üzerinde yaşanan mücadelenin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetleri'ne büyük nimetler sunacağını, Türkiye'nin elini kolaylaştıracağını ancak iki gücün de Kıbrıs'la ilgili planlarının güvenlik eksenli olduğunu, dolayısıyla bu yaklaşımın uzun vadede Türkiye'nin Ortadoğu ile ilişkilerinde ciddi sorunlara yol açacağını yazdım. Nitekim ABD, KKTC'yi fiilen tanımaya hazırlanıyor.

Yeni Avrupa, Ukrayna, Karadeniz'de üs...

Devam edelim: "Yeni Avrupa", NATO'nun genişleme haritası ve Ukrayna atağının dışında ABD Romanya, Macaristan ve Bulgaristan'a yerleşiyor. Bu ülkelere dev askeri üsler kuruyor. Bu adımlarla hem Doğu Avrupa, Karadeniz çevresi ve Kafkaslar'a yerleşiyor hem de küresel iktidar mücadelesinde AB'nin Rusya, Kafkaslar ve Orta Asya'ya açılan kapılarını kapatıyor. Burada AB'nin Türkiye'yi neden istediği bir kez daha düşünülmeli.

Bunlarla yetinmeyen ABD Türkiye'nin Sabiha Gökçen, Samsun, Trabzon hatta Sinop ve Hopa ile Ordu'nun Ünye bölgelerinde üs istiyor. ABD, Bulgaristan, Romanya, Türkiye'nin Karadeniz'e açılan liman ve havaalanları, Gürcistan'a yerleşince nasıl bir durum ortaya çıkacak? Kuzey Kafkaslar da yakında karışacak. Rusya'yı Karadeniz'den uzaklaştırırsa Karadeniz tam anlamıyla bir "Amerikan Gölü" haline gelecek.

Rusya'nın Karadeniz'den çekilmesi, Kafkaslar'daki nüfuzunun kırılması, yüzyıllardır devam eden Türk-Rus rekabeti düşünüldüğünde Türkiye'nin lehine. Kırım Savaşı da lehimizeydi. Ancak o savaştan sonra Karadeniz'de inisiyatifi kaybeden Osmanlı Avrupa içi rekabetin malzemesi haline geldi. Putin'in 5 Aralık'ta Türkiye'ye yapacağı ziyaret bu açıdan çok önemli. ABD'nin Gürcistan atağından Putin'in Türkiye ziyaretini tekrar erteletecek, 17 Aralık'ta Türkiye hakkında verilecek kararı sabote edecek gelişmeler ortaya çıkabilir.

Çünkü Türkiye, Amerika'nın sabotajlarına rağmen AB'den müzakere tarihi almaya çok yakın. 17 Aralık'a kadar endişe edilen ciddi "sorunlar" çıkarılmazsa bu gerçekleşecek. AB üyesi Türkiye'nin Kafkaslar, Orta Asya, Karadeniz, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz'de ABD-İngiliz tezlerine sorgusuz-sualsiz destek dönemi kapanacak. Böyle bir durumda ABD'nin Türkiye için seçeneklerinin neler olduğunu bilen var mı?

Ukrayna örneği bir konuyu daha dikkatle izlememizi gerektiriyor. ABD'nin "rejim değişikliği" projesi iki koldan ilerliyor. Biri Afganistan ve Irak'ta olduğu gibi, işgal edip Amerikan istihbaratına hizmet eden bir lider ve yeni bir iktidar eliti oluşturarak... Şimdi Filistin'de de benzer bir senaryo uygulanıyor. Arafat'ın zamanında başaramadılar şimdi iç çatışmayı da tetikleyecek olan aynı senaryoyu tekrar uygulamaya çalışıyorlar.

İkincisi ise Venezüella, Gürcistan ve Ukrayna örneği. Batı yanlısı, küresel sermaye ile yakın ilişki içindeki liderleri harekete geçirip kitleleri sokaklara dökerek... Venezüella'da başaramadı, Gürcistan'da başardı. Bakalım Ukrayna'da ne olacak? İlk bakışta hepsi bir demokrasi mücadelesi. Ama biraz yakından bakınca bambaşka şeyler çıkıyor ortaya. Olağanüstü bir dönemde yaşıyoruz. Hiçbir şey ilk göründüğü gibi değil.

NOT: On beş sivil toplum örgütünün önderliği ile yarın Beyazıt Camii ve Türkiye genelinde Cuma namazından sonra Felluce'de ölenler için gıyabi cenaze namazı kılınacak ve dua edilecek.