AB17 Ocak 2005 00:00

Türkiye'yle AB'nin kültür uyuşmazlığı var Valeri Giscard d'Estaing ile söyleşi:

TOKYO SHIMBUN Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkma nedeniniz ne? Din değil. Avrupa'da Hıristiyanlar çoğunlukta, fakat Yahudiler ve Müslümanlar da yaşıyor. Çeşitli dinlerin bir arada bulunduğu bir ortama alışığız. Eski Yugoslavya'nın Bosna-Hersek'i İslam ülkesidir; fakat ben bu ülkenin AB'ye üye olmasından yanayım. Aramızdaki ayrılık daha çok kültür, tarih ve değer yargısı gibi açılardan. Bugünkü 450 milyonluk Avrupa nüfusu, Yunan-Roma döneminden bu yana ortak temele sahip ve bu temeli korumaya çalışmakta. Türkiye, büyük bir ülke. Kültürünü takdir ediyorum, fakat Avrupa ile farklı. Olumlu yönde ilişkileri geliştirmek gerekir. Karşılıklı olarak kültürel değişimin yararlı olduğunu düşünüyorum. Türkiye de böyle düşünüyor olsa gerek. cialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardcleocin 150 mg read cleocin 300 mgabilify link abilifycialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon

'Türkiye üye olursa AB sona erer' demiştiniz...

Türkiye'nin üye olduğunu farz edersek, Avrupa içindeki en büyük nüfuslu ülke konumuna gelecek. AB'de temsil nüfusa göre olduğu için, en son üye olmasına rağmen, en büyük güce sahip ülke olacak.
AB, her ülkenin federatif sistem halinde bir büyük ülke olarak bütünleşmesi yolunda ilerlemekte. Ancak, değer yargıları farklı olan Türkiye'nin üyeliği, bu bütünleşmeyi güçleştirecek. Bu anlamda AB sona erecek. Türkiye, tarihsel olarak da kültürel olarak da Avrupa'dan farklı. Türkiye AB'ye katıldığı takdirde, AB kimliği yok olur.

ABD ve Britanya Türkiye'nin üyeliğine güçlü destek veriyor...

Fransa ve Almanya'nın başını çektiği Avrupa bütünleşmesine Britanya iyi gözle bakmıyor. Dev bir Avrupa'yı tehdit gören ABD de aynı görüşte. Verdikleri destek bütünleşmeyi önlemeye yönelik olsa gerek.

Türkiye'nin üyeliği reddedildiği takdirde ne gibi gelişmeler meydana gelebilir?

Bugüne kadar üyelik başvurusuna 'Evet mi denmeli hayır mı' diye bakıldı, fakat seçenekler bundan ibaret değil. Öncelikle AB, çevredeki büyük ülkelere, mesela Türkiye, Rusya, Ukrayna ve Fas gibi Kuzey Afrika ülkelerine karşı ilişkilerini ne düzeyde tutacağı, ekonomik ortaklık mı yapacağı yoksa siyasi ilişkilerini mi güçlendireceği konusunda öneri sunmalı. Kuzey Amerika'ya baktığımızda, ABD, Kanada ve Meksika kendi aralarında serbest ticaret anlaşması yoluyla ekonomik ilişkilerini güçlendiriyor; fakat Avrupa gibi bütünleşmeyi düşünmüyorlar. AB bundan böyle, diğer ülkelerle ilişkilerini gelişen şartlara göre belirlemeli.

Chirac ve Schröder, 'Türkiye'nin üyeliği medeniyetler çatışmasını önler' diyor. AB'nin kuruluş temelinde savaşı önleme düşüncesi yatmıyor muydu?

Evet, 1950'de o düşünce vardı. Fakat bugünkü Fransa, Almanya, Britanya ve İtalya'nın savaşacağını kimse söyleyemez. Bunun nedeni, ortak değer yargılarına sahip olmaları. Eski Sovyetler Birliği'nin, Orta Asya'daki İslam ülkelerini bütünleştirme düşüncesi ters tepti. Aşırıya kaçan genişleme gerilimi davet eder. AB, Avrupa'yı aşmamalı ve artık bunun sınırına da gelmiştir.

Yeni üyelere artık kapının kapatılması gerektiğini mi söylüyorsunuz?

Eski Yugoslavya'da Hırvatistan, Makedonya ve Bosna'ya kadar. Avrupa'nın tam ortasında bulunan bu ülkeler siyasi istikrarı sağlayıp demokratikleşme yolunda ilerlemeleri halinde üye yapılmalı. (Japon gazetesi, 15 Ocak 2005)