AB İle Faust Sözleşmesi-1 - Özcan Yeniçeri
Türkiye''nin, AB ile müzakere sürecini yürüten siyasi iradenin Batı''lı davranışı üreten temel felsefi/akli/ahlaki/siyasi eksenden çok da haberdar olduğu söylenemez.Türkiye adına görüşmeleri yönlendirenler AB''nin görünürdeki kriter, standart, ilke ve taleplerinin yerine getirilmesi halinde üyelik için herhangi bir sorunun kalmayacağına inandıkları anlaşılmaktadır.Türkiye''yi yönetenler bugün AB adı altında şu veya bu ölçüde bir araya gelmiş olan ülkelerin dünya tarihin en büyük siyasetlerini üreten, entrikalarını uygulayan, sömürüsünü gerçekleştiren ülkeler olduğunun da farkında değilmiş gibi görünmektedirler.AB''nin her şartına, yönlendirmesine, itip/kakmasına evet demeye hazır olmakla AB üyeliğinin geleceğini sananlar yanılmaktadırlar.symbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenacleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mg
Bu bağlamda AB ülkelerinin emperyalist gelenekleri AB''nin siyasi DNA''sı durumunda olduğu da hiçbir zaman gözden ırak tutulmalıdır.
Pizarrolar, Cortesler, Leon''lar, Lermitler, Bonapartlar, Şarlkenler, Hitler, Napolyonlar, Gobineau''lar vb.
bugün hayatta olmasalar da onların ruhları AB''de birilerinin bir yerlerinde yaşadığı bilinmelidir.
Onların AB, Türkiye ilişkilerinde göz ardı edilemez etkilerinin olduğunu ve olacağını da bilmek gerekir.
Zira AB Türkiye ilişkileri bir mirasın bir başka mirasla hesaplaşmasından ibaret bir süreçtir.
17 Aralıkta Türkiye ile AB arasında yapılan görüşmelerde müzakerelere başlama tarihini yönlendiren Batı''nın felsefi ve Şkri arka planını iyi kavramak gerekir.
Gerçekten de Türkiye-AB arasında yapılan görüşmeler adeta şeytanla Faust arasında yapılmış gibidir.
Söylenenlerin anlaşılabilmesi için Goethe''nin Faust Efsanesini kısaca hatırlatalım.
Meşhur Faust Efsanesi şöyledir: Efsane, insan denilen varlığın Tanrı ya da şeytandan hangisine boyun eğeceği konusu tartışırlar.
Tanrıya göre insan, bilinmezi araştırdığı sürece yanılabilir, sonunda nasıl olsa üstün yaratılışını anlayacak ve kendisine dönecektir.
Şeytan''sa insanın hiçbir zaman Tanrıya dönemeyeceği, bencilliğinin ve bundan ötürü de kendisinin tutsağı olarak kalacağı kanısındadır.
İnsan Faust böyle bir bahis için iyi bir alandır, çünkü her iki güce de sırt çevirmiş ve şeytanı olduğu kadar Tanrıyı da kendinden üstün saymamıştır.
Gerçeği aramak için tozlu kitaplarına gömülerek ömrünü geçirmiş ve sonunda gerçeği bulma yolunda yaşamını yok ettiğinin farkına varmıştır.
Kendisini öldüreceği sırada karşısında Mephistopheles çıkar ve ona yaşamın değerli olduğunu ve ''o kadar güzelsin ki, geçme, dur'' diyebileceği anları olacağını söyler.
Faust yaşamın böylesine büyüleyici anları olacağına inanmamaktadır.
İkinci bahise böylece insanla şeytan arasında tutuşulur.
Mephistopheles, Faust''a bu anları yaşatacak ve bahsi kaybettiği takdirde Faust''a öbür dünyada Mephistopheles''e ruhunu verecektir.
Eş deyişle Faust, dünya zevklerini, ruhunu vererek satın almaktadır.
Ruhunu kurtarması için yaşamının hiçbir anını ''o kadar güzelsin ki, geçme, dur'' dememelidir.
Dayanamayıp bunu söylerse bahsi kaybedecektir.
Mephistopheles onu gençleştirmiş ve her türlü zevki önüne sererek yaşamını yeniden başlatmıştır.
Ne var ki Faust bu zevklerden hiç birine ''o kadar güzelsin ki, geçme, dur'' dememiştir.
Artık yüz yaşına gelmiştir tam öleceği ana ''geçme dur'' diyecek, oysa yine de bahsi kaybetmiş olmayacaktır. Türkiye''nin yerine Faust''u, Şeytan''nın yerine de AB''e konularak düşünülürse söylenmek istenilenin ne olduğu anlaşılacaktır.