AB9 Ocak 2005 00:00
AB'nin Beklentisine Akademik Yorum: "Türkiye Çözülmeli"
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğretim üyelerinden Prof. Dr. Oktar Türel ve Doç. Dr. Mustafa Türkeş, AB'nin 17 Aralık kararıyla, Türkiye'den "yapısızlaşması ve çözülmesini" istediğini savundular.claritin mazilo claritin tablete claritin mazilocialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer couponmicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mg
www.krizyonetimi.com internet sitesinin düzenlediği "17 Aralık Sonrası AB-Türkiye İlişkileri" konulu düşünce platformuna katılan Prof. Dr. Oktar Türel, AB'nin sosyal politikalarının, Doğu Avrupa ve Türkiye'nin de dahil olduğu yeni katılımlar söz konusu olduğu zaman "gözden çıkarılabildiği"ni belirtti.
Türel, AB'nin eski Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesi Günter Verheugen'in Türkiye ziyaretlerini anımsatarak, bu ziyaretlerde insan hakları temelinde kişi ve azınlık haklarının gündeme gelmesine karşın, emek ve örgütlenme hakkından hiç söz edilmediğine dikkat çekti.
Türel, 17 Aralık Zirvesi'nden çıkan kararda ise, temel sorun alanının "Türk ulus devletinin yapısızlaştırılması, dekonstrüksiyonu" olduğunu savundu. Türel, bunun dış unsurlarının Kıbrıs, Kürtler, Azınlıklar ve Ermenistan gibi başlıklarda ortaya çıktığını, iç unsurlarının ise, yerelleşme, cemaatleşme ve çok kültürlülük söylemleriyle kendisini gösterdiğini belirtti.
Yapısızlaştırmanın hem AB'nin, hem AKP'nin ortak paydası olduğunu öne süren Türel, Türkiye'deki medya ve liberal elitlerin en büyük başarısının, düzeni kurmak ve korumak isteyen kesimleri "statükocu" olarak tanımlamaları olduğunu ifade etti.
Toplantıda bir başka sunuş yapan Doç. Dr. Mustafa Türkeş ise, AB'nin son dönemdeki büyük genişlemesinin temelinde, Rusya Federasyonu'nun canlanma sürecinden duyulan çekingenlik bulunduğunu söyledi. Rusya'nın canlanması öncesinde Doğu Avrupa ülkelerini bünyesine katmak isteyen AB'nin, Türkiye konusunda "çözülmeyi" hedeflediğini belirten Türkeş, Avrupa ve ABD ölçeğindeki libeallerle, İslamcıları birleştiren ortak amacın, Oostlander Raporunda da belirtildiği gibi, "Kemalist devlet çözülmelidir" ifadesi olduğuna dikkat çekti.
Türel, AB'nin eski Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesi Günter Verheugen'in Türkiye ziyaretlerini anımsatarak, bu ziyaretlerde insan hakları temelinde kişi ve azınlık haklarının gündeme gelmesine karşın, emek ve örgütlenme hakkından hiç söz edilmediğine dikkat çekti.
Türel, 17 Aralık Zirvesi'nden çıkan kararda ise, temel sorun alanının "Türk ulus devletinin yapısızlaştırılması, dekonstrüksiyonu" olduğunu savundu. Türel, bunun dış unsurlarının Kıbrıs, Kürtler, Azınlıklar ve Ermenistan gibi başlıklarda ortaya çıktığını, iç unsurlarının ise, yerelleşme, cemaatleşme ve çok kültürlülük söylemleriyle kendisini gösterdiğini belirtti.
Yapısızlaştırmanın hem AB'nin, hem AKP'nin ortak paydası olduğunu öne süren Türel, Türkiye'deki medya ve liberal elitlerin en büyük başarısının, düzeni kurmak ve korumak isteyen kesimleri "statükocu" olarak tanımlamaları olduğunu ifade etti.
Toplantıda bir başka sunuş yapan Doç. Dr. Mustafa Türkeş ise, AB'nin son dönemdeki büyük genişlemesinin temelinde, Rusya Federasyonu'nun canlanma sürecinden duyulan çekingenlik bulunduğunu söyledi. Rusya'nın canlanması öncesinde Doğu Avrupa ülkelerini bünyesine katmak isteyen AB'nin, Türkiye konusunda "çözülmeyi" hedeflediğini belirten Türkeş, Avrupa ve ABD ölçeğindeki libeallerle, İslamcıları birleştiren ortak amacın, Oostlander Raporunda da belirtildiği gibi, "Kemalist devlet çözülmelidir" ifadesi olduğuna dikkat çekti.