Siyaset24 Kasım 2004 00:00

Azınlığın Tacizi - Özcan Yeniçeri

Sivil Toplum Kuruluşu adı altında Türkiye''de faaliyet gösteren bir çok dernek ve komisyonun asıl amaçları Türkiye''yi hırpalatmak için AB''nin eline güçlü gerekçeler vermektir.Görevleri, Avrupa''ya Türkiye''yi jurnallemektir.İlginçtir ülkenin çoğunluğu aleyhine örgütlenmiş bu guruplar sermayeye, medyaya, diplomasiye ve bürokrasiye hakim olmalarına rağmen hala yeni bir takım haklar talep etmektedirler.Gerçekte Türkiye''de çoğunluk bu örgütlü azınlığın tahakkümü altındadır.levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesdiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisnaproxennatrium go naproxen kruidvatrenovation vejle site renovacialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon

Tarih boyunca örgütlü azınlıklar daima örgütsüz çoğunluklara hükmetmişlerdir.

Yıllar boyu ekonomiyi ve buna dayalı olarak yönetim erkini etki altına alan kudret elitleri kitleleri korkutan ve etkileyen aygıtlar vasıtasıyla toplumları istedikleri biçimde yönlendirebilmişlerdir.

Türkiye''de yıllardır ülkeyi yönetir görünenlerin başka gerçekte yönetenlerin ise daha başkaları olmasının altında bu gerçek vardır.

Bugünlerde AB süreci çerçevesinde televizyon ekranlarından, gazete köşelerinden, konferans salonlarından ve Avrupa başkentlerinden Türkiye''ye yönelik olarak geliştirilen faaliyetlerin altında da bu amaç gizlidir.

Sivil Toplum Kuruluşu adı altında Türkiye''de faaliyet gösteren bir çok dernek ve komisyonun asıl amaçları Türkiye''yi hırpalatmak için AB''nin eline güçlü gerekçeler vermektir.

Görevleri, Avrupa''ya Türkiye''yi jurnallemektir.

İlginçtir ülkenin çoğunluğu aleyhine örgütlenmiş bu guruplar sermayeye, medyaya, diplomasiye ve bürokrasiye hakim olmalarına rağmen hala yeni bir takım haklar talep etmektedirler.

Gerçekte Türkiye''de çoğunluk bu örgütlü azınlığın tahakkümü altındadır.

Öteden beri bu; kimi ne kadar da temsil ettiği bilinmeyen, üye sayısı çoğu kez bir elin parmaklarını geçmeyen dış destekli komisyon, dernek, vakıf, cemaat, kurum ya da kuruluş "durumdan vazife çıkararak" ülkeyi kaosa, bölünmeye, çatışmaya ve gerilime neden olacak provokasyonlara imza atmaktadır.

Tamamen dışarıdan beslenen ve yabancıların Türkiye üzerindeki emellerinin aracı olarak hareket eden bu örgütlü azınlık unsurlar her fırsattan yararlanarak örgütsüz çoğunluğa saldırmaktadır.

Aslında bu guruplar temelde Türklüğün ve İslamiyet''in Ön Asya''daki varlığı ve egemenliğine karşı çıkmakta ve ona karşı mücadele etmektedir.

Ancak kendisine savaş açılanlar bunun çok da farkında değiller.

Son zamanlarda arkasına AB''nin her türlü desteğini almış olan zengin, etkin, popüler ve örgütlü elitin kullandığı üslup ve gösterdiği hırçın tavırlar işgal altındaki İstanbul''da zamanın azınlıklarının gösterdiği tavırlar ile aynıdır.

Bu güruh neredeyse tüp bebek tipi yöntemleri kullanarak suni azınlık üretmekte, bunu ileri sürerek sürekli bir takım haklar talep etmektedirler.

Türkiye gibi her şerefe ve her hakka ulaşmada şartları eşit olan insanlar arasına azınlık ve çoğunluğu bir çelişki gibi koymak gerçekleri fena halde saptırmak anlamına gelir.

Türkçe konuşan, Müslüman olan ve hayata karşı aynı pozisyonu alan insanların etnik, coğrafi ya da mezhep gibi ayrıntı mertebesine inmiş farklılıklarını önce çıkararak azınlık yaratmaya kalkmak suretiyle bunlar bölücülük yapmaktadırlar.

Türkiye''de gerçekte bir azınlıktan söz edilecekse medyanın, sermayenin ve bürokrasinin en üst hiyerarşisine tam egemen olan her çeşit gayri milli değerlerle donatılmış olan bir azınlıktan söz etmek daha anlamlı olur.

Bu etkin elit, azınlık yaratmak ya da azınlık haklarıyla ilgilenmek gibi bir görev edinmiş durumdadır.

Çoğunluğun haklarını kimin koruyacağını bu zevata sormak gerekir.

Gerçekte de Türkiye''de azınlığın sorunundan daha çok, çoğunluğun sorunu vardır.

Çoğunluğun "başörtüsü" başta olmak üzere, inançlarının, eğitiminin, sağlık ya da diğer haklarını örgütlenmiş bir azınlık tayin etmektedir.

Azınlığın değer ve inançları çoğunluğa demokrasinin ya da insanlığın gereğiymiş gibi dayatılmaktadır.

Bugün ülkede bürokrasi, burjuvazi ve siyaset bir çeşit örgütlü etnik/elit azınlığın denetimi altındadır.

Bu yüzden ülkede miktarı ancak binler mertebesinde olanların sorunları bile milyonların sorunları karşısında daha öncelikli bir konuma gelmiştir. Bugünden itibaren azınlığın tahakkümünün kırılması Türkiye''nin en önemli sorunları arasına girmiştir.

Bu tahakküm kırılmalıdır.