AB28 Aralık 2004 00:00

Bölünme korkusu Belçika Kralı'nı Panikletti

Çevresi Flaman belediyelerle çevrili olan Brüksel’den 5 kilometre mesafede polisle muhatap olmak durumunda kalanlar, “Flamanca bilmedikleri” için kendi devletlerinin polisiyle anlaşamaz oldular.“Belçikalı” kelimesi, giderek yerini “Flaman”, “Valon” ve “Brükselli”ye bıraktı.new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponsdiscount drug coupons site printable coupons for cialisnaproxennatrium go naproxen kruidvat

BÖLÜNMENİN AYAK SESLERİ

Türkiye''yi bölmek için çalışan örgütlere kucak açan Belçika, kurduğu hain tuzağa kendi düştü.

Ülkenin bölünmesine, yeni devletler kurularak haritadan silinmesine yönelik çalışmaların yoğunlaşması, başta Kraliyet ailesi olmak üzere herkesi panikletti.

BAĞIMSIZLIK TALEP ETTİLER

“Ayrılıkçı federal sistem”in Belçika''yı haritadan silinme noktasına getirdiğini gören Kraliyet Sarayı, harekete geçti.

Tahtın varisi Prens Philippe, birkaç hafta önce, bağımsızlık talebiyle oy toplayan sağcı partiye karşı açık tavır alarak ilk defa siyasi demeçler verdi.

BELÇİKALI KİMLİĞİNE SARILDI Belçika Kralı II.

Albert de yeni yıla girerken halka seslenişinde, gelenekleri bozarak, “Flaman, Valon ve Brüksellilere” değil, “Baylar ve Bayanlara” hitap etti.

Kral, “Belçikalı” kimliğinin tekrar ön plana çıkarılmasını ve insanlardan birlikte yaşamalarını istedi.

Kendi kazdığı kuyuya düştü Türkiye’ye azınlık dayatmasında bulunan, bölücüleri ülkesinde barındıran Belçika parçalanmayla karşı karşıya.

Valonya, Flandr ve Brüksel bölgelerinde farklı hükümetler kurulurken, ayrılıkçılık anayasaya girdi Türk düşmanlığıyla tanınan ve Türkiye’nin bölmek için çalışan kişi ve örgütlere kucak açan Belçika’nın geleceği karanlık.

Kuruluşunun 175.yılını, federal sisteme geçişinin ise 25.yılını 2005’te yaşayacak Belçika’nın bölünmesine, yeni devletler kurularak haritadan silinmesine yönelik çalışmaların yoğunlaşması, başta Kraliyet ailesi olmak üzere bazı çevrelerde endişe kaynağı oluyor.

Avrupa’nın güçlü devletleri tarafından, 1830 yılında, “tampon bölge” olarak kurulan, İngiltere’de yaşayan bir Alman prensin kraliyetine verilen ve Kongo sömürgesiyle zenginleşerek ihtiyaçlarının büyük kısmını gideren Belçika, Hollandaca konuşan Flamanlar ve Fransızca konuşan Valonlardan oluşuyor.

Ülkede Almanca konuşan küçük bir halk grubu da bulunuyor.

Yüzde 90’ı Fransızca konuşan Brüksel’in “çift lisanlı bölge” olduğu varsayılıyor. Federal sistem Belçikalılar, 1980’li yılların başında, “model olmak” iddiasıyla yöneldikleri federal sistemle yerel parlamento ve yönetimlerin yetkilerini genişlettiler.

Valonya, Flandr ve Brüksel bölgelerinde farklı hükümetler kurulurken, “ayrılıkçılık” (seperatisme) ülke anayasasının “temel ilkeleri” arasında yer aldı.

Bu durum, Valonlar, Flamanlar ve Brükselliler arasındaki kopukluğu artırırken, menfaat çatışmalarını da hızlandırdı.

Siyasi partileri de Flaman ve Valon olarak bölünen ülkede, ayrı ayrı kurulmuş olan liberal, muhafazakar veya sosyalist Flaman partiler ile Valon partilerin, siyasi eğilimleri aynı gözüktüğü halde, tamamen farklı görüşler içinde çatışmaları da hız kazandı.

Çevresi Flaman belediyelerle çevrili olan Brüksel’den 5 kilometre mesafede polisle muhatap olmak durumunda kalanlar, “Flamanca bilmedikleri” için kendi devletlerinin polisiyle anlaşamaz oldular.

“Belçikalı” kelimesi, giderek yerini “Flaman”, “Valon” ve “Brükselli”ye bıraktı.

Son aylarda, Flamanların, kendi bölgelerinde bir evin kaloriferini onaracak bir tamircinin Flamanca bilmesini şart koşmaya başladılar. Birlik çağrısı “Ayrılıkçı federal sistem”in Belçika’yı haritadan silinme noktasına getirdiğini gören Kraliyet Sarayı, bunun kendi sonu olacağını da biliyor.

Bu nedenle Kraliyet tahtının varisi Prens Philippe, birkaç hafta önce, bağımsızlık talebiyle oy toplayan aşırı sağcı partiye karşı açık tavır alarak ilk defa siyasi demeçler verdi. Belçika Kralı II.

Albert de yeni yıla girerken halka seslenişinde, eski gelenekleri bozarak, “Flaman, Valon ve Brüksellilere” değil, “Baylar ve Bayanlara” hitap etti. “Belçikalı” kimliğinin tekrar ön plana çıkarılması arzusundaki Kral, insanlardan “birlikte yaşamalarını”, “bugünkü küresel ortamda ulusal uyumun ve birliğin önemini düşünmelerini” istedi.