Siyaset24 Kasım 2004 00:00

CHP ve MHP'de ayrıştırma girişimleri tesadüf mü? - Arslan Bulut

Ayrıştırma politikaları, sadece siyasi partilere değil, ülkelere de uygulanıyor! İşte Gürcistan, işte Ukrayna! Türk Milleti''nin ayrıştırılması için de bütün direnç odaklarının çözülmesini istiyorlar! CHP ve MHP üzerindeki operasyonun sebebi budur! cialis manufacturer coupon cialis coupons and discounts drug coupon carddiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialissitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effects

Parti kurması beklenen Yaşar Okuyan Demokrat Türkiye Partisi''nin Genel Başkanlığına getirilmiş.

Hayırlı olsun.

Okuyan ilk demecinde, "Hükümetin 2 yıllık icraatı ortada.

Hükümetin kendisi sorun olmuştur.

İktidar, sorunları çözmek yerine, sorunların kaynağı haline gelmiştir.

Buna karşın, muhalefet olmayışı en ciddi sorundur'''' dedi.

Muhalefet boşluğunu Okuyan''ın yeni partisi doldurabilir mi, ayrı bir konu ama söz doğru! Bugün için AKP''nin karşısında alternatif olabilecek üç parti var.

Oy oranlarına göre birincisi CHP, ikincisi MHP, üçüncüsü ise DYP! DYP, iç sorunlarını çözümlemiş gibi görünüyor ama, vizyon olarak AKP''ye rakip olabilecek bir görüntü vermiyor! Geriye kalıyor iki parti! CHP, 57''nci hükümeti dağıtmak ve "MHP''siz bir hükümet" ayrıca "MHP''siz bir Meclis" oluşturmak için DSP''yi parçalayan Kemal Derviş''i içine almak ve Yaşar Nuri Öztürk''ün getirdiği çok ciddi felsefi açılımları algılayamamak suretiyle, kendisini sınırlandırmış oldu.

Yoksa CHP, 3 Kasım seçimlerinde çok daha yüksek oy oranına ulaşabilirdi! CHP, Avrupa Birliği''nin siyasi dayatmalarını, Anayasa değişikliklerini, uyum yasalarını, bu arada ikiz yasaları kabul ederek AKP ile birlikte hareket ettiği için de, "Atatürk''ün kurduğu parti" niteliğinden uzaklaştı! Gerçi CHP tabanında ve bütün kadrolarında Türkiye Cumhuriyeti''nin kuruluş felsefesine bağlı kitleler ve değerli aydınlar vardır ama, bu değerler partinin üst yönetimine yansımıyor olsa gerek ki, Avrupa Birliği politikaları konusunda AKP ile birlikte hareket ediyorlar! Hatta Onur Öymen uyarmasa, bu konuda hata üzerine hata yapacakları da bildiriliyor! CHP''nin bu dönemde akılda kalan tek önemli icraatı, Türkiye''nin ABD ordusu tarafından işgali demek olan 1 Mart tezkeresini reddetmesidir.

AKP''den de 100 kadar milletvekili, farklı gerekçelerle bu tezkereyi reddetmiştir.

Kimine göre, bu milletvekillerinin bir kısmı Türk Ordusu''nun Irak''a girerek Barzani ve Talabani''ye müdahale etmesini istemedikleri için, tezkereyi kabul etmemiştir.

Eğer bu doğruysa, şerden hayır doğmuştur diyebiliriz.

Kemal Derviş, CHP''de de DSP''de yaptığı gibi bir hareket geliştirmeye çalıştı ama başaramadı.

Fakat Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül''ün başlattığı hareket CHP''yi ortasından ikiye böldü! Gerçi Baykal, bu girişim konusunda, "endişe" ile değil, "sağduyu" ile hareket etseydi, CHP, ülke sorunları yerine parti içi sorunlarla uğraşır bir duruma düşmezdi! Sarıgül''e yönelik olarak açıkladıkları yolsuzluk iddiaları da şık olmamıştır.

Çünkü bu iddiaları, Sarıgül genel başkanlığa soyunmadan önce savcılığa suç duyurusu yaparak gündeme getirmeliydiler.

Tabii, Sarıgül''ün de bu mitingleri hangi parayla yaptığının hesabını vermesi, ayrıca ABD gezisinden sonra bir cemaatin maddi-manevi desteğini alarak CHP içinde bir hareket başlattığı iddialarına cevap vermesi gerekir.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "CHP''de yönetimler gelir geçer, ama herkes bilsin ki Mustafa Kemal''in koltuğunda yolsuzlukların hesabını verememiş, adı rüşvetçiye çıkmış biri olmayacaktır'''' diyor ama, sonuçta partisini iktidar alternatif olmaktan çıkaran bir iç çekişme sürecine girdiğini unutuyor! MHP''de de sular durulmadı.

Parti yönetimi, kurultaylarda aday olan veya muhtemel bir kurultayda aday olmaya hazırlanan kişi veya kadrolara, "sağduyu" ile davranarak parti içinde huzuru hakim kılabilirdi.

Bunun yerine, tehdit etmeye, toplantıları basmaya, kovmaya yöneldiler ve muhalefet hareketini kamuoyuna mal ettiler.

Parti yönetimini eleştiren Yeniçağ gazetesi yazarlarına ve sahibine karşı saldırılar başladı.

Oysa, eleştirilere, röportaj taleplerini kabul ederek veya doğrudan gazeteye açıklamalar göndererek cevap verebilirler, dolayısıyla bütünlüğü koruyabilirlerdi.

Ancak bunun yerine saldırıyı tercih ettiler ve olumsuz bir tablo çizmeye başladılar.

Oysa MHP, kendisini yenilemesi halinde, lideri ile teşkilatları ile milliyetçi aydınların desteği ile iktidar partisine alternatif, hatta tek başına iktidar olmak şöyle dursun, yüzde 51''den fazla oy alabilecek bir ideolojik temele sahiptir! Kısacası, CHP ve MHP kendi sorunlarıyla uğraşırken, AKP aldı başını gidiyor! Peki, özellikle CHP ve MHP''de yaşanan bu ayrıştırma olaylarını, dışarıdan bir gözle inceleyecek olursak, bütün bu olayların tesadüfen geliştiğini, iki önemli muhalefet partisinin iç çatışmaya sürüklenmesinin, birbiriyle hiç ilgisi olmadığını söyleyebilir miyiz? Ayrıştırma politikaları, sadece siyasi partilere değil, ülkelere de uygulanıyor! İşte Gürcistan, işte Ukrayna! Türk Milleti''nin ayrıştırılması için de bütün direnç odaklarının çözülmesini istiyorlar! CHP ve MHP üzerindeki operasyonun sebebi budur! Operasyonlar, hep dışarıdan olmaz, içerden de olur! Bu itibarla, sağduyu sahibi herkesin, olayları bir de bu gözle değerlendirmesinde fayda vardır!