Ne mutlu Avrupalıyım diyene! - Yaman Törüner
Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirisi'nin Türkiye başlıklı bölümünde yer alan 23. madde müzakerelerin yalnız Türkiye'yle değil, diğer devletlerle de yapılabileceğini öngörüyor. Yani, müzakereler sırasında Türkiye birkaç devlete bölünürse veya güneydoğu bölgesinde bir Kürt devleti kurulursa, yeni bir karara gerek olmaksızın onlarla da müzakere yapılacak. İşte, bize başarı diye yutturulmaya çalışılan bildirgede, hükümetin kabul ettiği bu.Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirisi'nin Dışişleri bakanlığı tarafından yapılan tercümesinde de bazı hatalar var. En iyisi, İngilizce asıl metni okumak. Asıl metin, Avrupa Birliği'nin internet sayfasının en başındaki "Presidency Conclusions" bölümünde var. Bakın, bildiride herkesin gördüğü Güney Kıbrıs, Ege sorunu, müzakerelerin açık uçlu ve sonuçlarının garanti edilmemesi dışında ilginç neler var:discount drug coupons click free discount prescription cardcialis coupons printable link discount prescription drug cardclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilomicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mg
Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ün "Ne mutlu Türk'üm diyene" sözüyle yıllardır birbirine kenetlenen insanımız, Avrupa Birliği'ne üyelik süreci içinde mevcut bütün değerlerini sorgulayacak. Brüksel'den yönetilince, Atatürkçülük diye bir görüş kalmayacak. Öğrencilerimiz sabahları "Türk'üm, doğruyum, çalışkanım..." diye başlayan andı söylemeyecek.
Bu konuların hepsi tesadüfen 13 Kasım tarihli İngiliz Economist dergisinde yer almış. Avrupa Birliği'yle başlatılacak ve asgari 2014'e kadar sürecek olan müzakere süreci boyunca, bizden Kürt devletinin kurulmasına, ülkemizde isteyenin istediği dili konuşmasına, isteyenin Türk olmadığını istediği biçimde ilan edip, ırkının propagandasını yapmasına razı olmamız istenecek. Economist'e göre artık "Türk" olmakla değil, "Türkiyeli" olmakla övüneceğiz. Muhtemelen de, "Ne mutlu Türk'üm diyene" yerine "Ne mutlu Türkiyeliyim diyene" ya da "Ne mutlu Avrupalıyım diyene" diyeceğiz.
Kokoreçten de, sokak satıcılarından da vazgeçebiliriz. Ama, sabahları öğrencilerimizin "Türkiyeliyim, doğruyum, çalışkanım, yasam... Avrupa'yı ve halklarını özümden çok sevmektir" demelerini ne kadar kabullenebiliriz?
Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirisi'nin Türkiye başlıklı bölümünde yer alan 23. madde müzakerelerin yalnız Türkiye'yle değil, diğer devletlerle de yapılabileceğini öngörüyor. Yani, müzakereler sırasında Türkiye birkaç devlete bölünürse veya güneydoğu bölgesinde bir Kürt devleti kurulursa, yeni bir karara gerek olmaksızın onlarla da müzakere yapılacak. İşte, bize başarı diye yutturulmaya çalışılan bildirgede, hükümetin kabul ettiği bu.
Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirisi'nin Dışişleri bakanlığı tarafından yapılan tercümesinde de bazı hatalar var. En iyisi, İngilizce asıl metni okumak. Asıl metin, Avrupa Birliği'nin internet sayfasının en başındaki "Presidency Conclusions" bölümünde var. Bakın, bildiride herkesin gördüğü Güney Kıbrıs, Ege sorunu, müzakerelerin açık uçlu ve sonuçlarının garanti edilmemesi dışında ilginç neler var:
Müzakere edilecek konularda Avrupa Birliği üyelerinin tümünün ve aday ülkenin oybirliği gerekecek. Yani, "veto" hakkının kullanılması ve Türkiye'nin tehdit edilmesi için daha çok imkan var.
Müzakereler sonrasında, uzun geçiş süreleri, alt düzenlemeler, sürekli tedbirler öngörülebilir. Bunlar arasında, serbest dolaşım, tarım ve yapısal politikalar da (bu, daha ne eklerseniz eklersiniz demektir) var. Ayrıca, isteyen her ülkenin katılımdan sonra bile, bize istediği kısıtlamayı uygulayabileceğinden bahsediliyor. Bu, Avrupa Birliği'nin ruhuna aykırı ve bizim için "rezalet".
Hükümetin iddia ettiğinin aksine, müzakerelerin askıya alınması için üye devletlerin üçte birinin talebi ve nitelikli çoğunluğunun kararı gerekmiyor. Bu husus sadece, özgürlük, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin devamlı bir biçimde ihlal edilmesi halinde söz konusu oluyor. Yani, bu madde "ordumuz" için özel olarak konmuş.