AB24 Aralık 2004 00:00

Türkiye Brüksel’de Test Edildi… - Dr. Abdullah Özkan

Türkiye bugünlerde 17 Aralık Brüksel zirvesinin sonuçlarını tartışıyor. Zirvenin sonucu çok önemli, çünkü önümüze 2. Sevr’i andıran çok ağır bir tablo koyuyor. Brüksel’deki zirvede bir başka şey daha ortaya çıktı. Avrupa Birliği, Türkiye’nin “tahammül gücünü” test etti. Türkiye’nin hangi taviz taleplerine, ne tepki vereceği bu zirvede test edildi. Sonuç, Türkiye açısından çok olumsuz… Öyle ki, İsveç Başbakanı bile adeta isyan edercesine şunu söyledi zirve sonrasında: “Erdoğan müzakereleri çok çabuk bitirdi. Biz bile Türkiye’nin kabul ettiği şartlara şaşırdık…”buscopan floridafriendlyplants.com buscopan pluscialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon

İsveç’in bile çok ağır bulduğu şartları kabul eden, ucu açık, ön koşullu, üyelik garantisi olmayan bir müzakere sürecini kabul eden hükümet, “Rum kesimini 3 Ekim 2005’e kadar tanıyacağım” diye söz vererek, aslında çok daha fazla taviz verme kapasitesi olduğunu ortaya koydu.

İktidarın ortaya koyduğu bu “taviz verme kapasitesi” emin olun ki, Avrupa Birliği tarafından fazlasıyla kullanılacaktır. AB, Türkiye’nin önüne çok daha ağır, kabul edilemez şartlar koyacaktır. Tehlikeli olan ise, mevcut hükümetin “artık AB’den dönmemiz mümkün değil” mantığıyla hareket ederek bu ağır tavizlere boyun eğmesidir. Müzakerelere başlamak için bile Kıbrıs Rum kesimini tanıyarak ülkemizin milli davasından taviz veren hükümetin, yarın bir başka önemli konuda taviz vermesi sürpriz olmayacaktır.

 

Bugün Türkiye, yarın ne yapacağı belli olmayan bir hükümet ile yarın ne isteyeceği ve masaya hangi şartları koyacağı belli olmayan Avrupa Birliği arasında kıstırılmış, manevra alanı daraltılmıştır.

Brüksel’de test edilen ve “çok daha fazla taviz verebileceği” görülen mevcut hükümetin bundan sonra artık her icraatı daha yakından takip edilmelidir.

Türkiye’nin tam üyelik aşamasına gelebilmesi için 31 ayrı konudaki müzakereleri başarıyla sonuçlandırması gerekiyor. AB her bir müzakere başlığını aşmak için performans kriterlerinin karşılanmasını isteyecek. Her bir müzakerenin başlatılması ve açılması da 25 üye ülkenin oybirliğine bağlı olacak.

 

Yani Türkiye müzakere sürecinde tam 62 kez AB üyesi ülkelerin oyuna ihtiyaç duyacak. 31 ayrı konudaki müzakereleri başarıyla tamamlamadan üye olunamayacağı da göz önünde bulundurulursa, bu süreçte Türkiye’nin çok ciddi manada sıkıştırılacağı açıktır.

Hükümetin ortaya koyduğu bu olumsuz tablonun değiştirilmesi, Türkiye’nin AB’nin boyunduruğunda bir ülke olmadığının gösterilmesi gereklidir. Bunun için de inadın, cahilliğin ve basiretsizliğin yerini; akıl, sağduyu ve dirayet almalıdır…