Siyaset23 Kasım 2004 00:00

KRİTİK KARAR: TÜRKİYE HİÇ BİR ÜLKEYİ TEHDİT OLARAK GÖRMEMEKTEDİR

Genel Kurmay Başkanlığı tarafından yapılan tarihi açıklama ve düşündürdükleri.... Türk toplumunun savunma reflekslerinin kendisini koruması için eline silah verip en hayati noktaları emanet ettiği ordusu tarafından etkisizleştirilmesi, Türkiye’nin gelmiş olduğu noktanın ne kadar tehlikeli bir boyutta olduğunu gösteriyor. “Türkiye diye bir yer yoktur, bu ülke ele geçmiştir ve meydana gelen son gelişmeler, geride kalan son ayrıntılara dönüktür” düşüncesinin ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Türkiye Cumhuriyeti TC’ye dönüşmüştür. cleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mg

Genel Kurmay Başkanlığı tarafından yapılan tarihi açıklama ve düşündürdükleri.

Org. Hilmi Özkök: "Uzun yıllar boyunca terörizmden çekmiş ve bu alanda dünyanın en deneyimli ülkelerinden biri olarak biz, terörizm tehdidinin temel endişe kaynaklarımızdan biri olarak kalmaya devam edeceği gerçeğinin farkındayız. Türkiye, artık ülkelerin birbirine karşı tehdit oluşturduğunu düşünmüyor. Şu an için tüm ülkelere karşı en büyük tehdit terörizmdir."

Türkiye’nin yıllardır göğüslemek zorunda kaldığı saldırıları bir kenara koyuyoruz. Bunların çeşitli vesilelerle emekli yada emekli olmadan askerler tarafından dile getirilmesi, kitaplar halinde halka anlatılması, stratejik koruyucularımızın dünyanın çeşitli yerlerine yönelik yaptıkları saldırılar bunların da her birini kenara bırakıyoruz.

Diyoruz ki bizler bugüne kadar yanıldık. Dünya barış ve adaletin, huzurun güvenin her zaman olduğu bir yerdi. Bizler saldırgan faşistleriz. Evet bunu diyoruz.


SORULAR:

Türkiye’yi tehdit eden bir ülke yok ise;

  • Türk Ordusu tarafından tehdit olarak herhangi bir ülkenin algılanmadığı dünya da TÜRK ordusu hangi hukuki dayanak ile varlığını sürdürmektedir?
     
  • TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ'nin milli güvenlik değerlendirmesinde ki İç ve Dış düşmanlar değerlendirmesini neye bağlanabilir?
     
  • Hala yapılmakta olan ve milletin kişi başına binlerce dolar borçlanmasına sebep olan savunma ihaleleri nasıl açıklanabilir?
     
  • Her yıl düzenli olarak yapılan askeri tatbikatlar niçin yapılmaktadır?
     
  • Yüzlerce savaş uçağından oluşan Savaş filoları, Kolordu seviyesine çıkarılan Özel Kuvvetler, Binlerce Tank, yüzlerce savaş gemilerinden oluşan filolar, 600 bin asker, kritik teknoloji dayatmaları, harcanan milyarlarca dolar ne anlama gelmektedir?
     
  • NATO ne için gereklidir?
     
  • 20 yaşındaki 100 binlerce genç neden en verimli çağında zorla askere alınmakta, devasa ekonomik rakamlar ailelere yüklenmekte ve gelecek planlarından koparılmaktadır?
     
  • Dünya da Tehdit Ülke algılaması olmayan bir ülke daha var mıdır?
     
  • Sürekli örnek gösterilen BATI ülkeleri ile kıyaslandığında Türkiye’nin tehdit algılaması inkar edilen Türk milletine nasıl tarif edilebilir.

Bir çok ayrıntıya girmek mümkün. Ama biliyoruz ki, burada söyleyeceklerimiz ilgili kesimde farklı bir tutum yaratmayacak.

Açıklamadan kendimize gereken dersi çıkarmak ve aynı hatayı milletçe tekrarlamamak bizim elimizde. Açık olarak görünüyor ki, bu tip bir açıklamayı yapabilmek için bazı koşulların değişmesi beklenilmiş. Medya ve Hükümet'in de istenilen türde seçilip devletin ve toplumun başına geçirilmesi ile istenilen koşullar sağlanmış.

Bu açıklamadan çıkan ve tespit ettiğimiz bazı sonuçlar şunlar;

1.Türk milletinin diğer milletlerden farklı olarak hiçbir tehdit algılamasına sahip olmamasını, manevi savunma kalkanlarını indirmesini hedefliyor. Toplumun genel olarak Medya kontrolüne girdiği bu dönemde ne kadar büyük bir etkiye sahip olacağını açıklamaya girmeden sonucu görmek mümkün. Zaten çok büyük kısmı dünyada ki gelişmelerden, hatta Türkiye de olan bitenlerden bihaber olan Türk Milleti açıklama sonunda dışarıdaki ve içeride ki Efendilerine daha sadık birer hizmetkar olmaya zorlanıyor. Tehdit algılaması kalmayan toplum, böylelikle yaklaşan tehlike karşısında pisikolojik olarak hazırlıksız konuma getiriliyor.

2. Açıklama hiçbir şekilde mantıklı ve gerçekçi değerlendirmeye dayanmıyor. Üstelik stratejilerini akılcılık ve gerçekçilik üzerine temellendirdiğini iddia eden bir kurumun bunu söylemesi tamamen içi boş, muhtemelen maksatlı bir açıklama olmaktan öteye gitmiyor. Maksadın ne olduğu ise yaklaşan tehlike ile paralel olarak organize olma yönünde hızlanan Vatansever organizasyonların varlık sebepleri, meşruiyetleri ile daha net anlaşılabilir.

Medya’nın da yakın zamanda çeşitli ipuçlarını vermeye başladığı Vatanseverlere dönük olarak başlatılan “Psikolojik Harekat” böylelikle kendisine birde TSK desteği bulmuş oluyor. Kavram kargaşası içerisine sürüklenen bir Milli mücadele hedefleniyor. Daha da tehlikeli olanı, bu açıklama ile Vatansever direniş organizasyonlarının daha yolun başında gerekli olan toplumsal desteği sağlayamaması. Bilinen bir gerçek daha, taban desteği olmayan bir milli mücadele olamaz. TSK açıklamasının belki de en tedirgin edici boyutu bu.

3. Bu açıklama manyetik bir çekiciliğe sahip ve benzeri bir çok konuda da bu gözlenebilir. Sağlıklı değerlendirmelerden yoksun, soğukkanlı tartışma olanağı olmayan, sadece karşı tarafı germeye ve zor duruma düşürmeye, bunu yanında hedeflerin (vatanseverlerin) kendilerinin ve durumlarının daha net görünmesine yarıyor. Açıklama tepki boyutunu ön plana çıkarıyor. Oluşan tepki, ya daha ileri adımları sonrası için hazırlamaya olanak sağlıyor, ya da şiddetine göre değişen bir süreye göre, kendisini deşifre eden kurum içi ve toplumsal tepki merkezlerine dönük tedbirlerin alınmasını sağlıyor.

4. Toplumsal açıdan sonuç ise kaleleri yıkacak türden. Türk toplumunun savunma reflekslerinin kendisini koruması için eline silah verip en hayati noktaları emanet ettiği ordusu tarafından etkisizleştirilmesi, Türkiye’nin gelmiş olduğu noktanın ne kadar tehlikeli bir boyutta olduğunu gösteriyor. “Türkiye diye bir yer yoktur, bu ülke ele geçmiştir ve meydana gelen son gelişmeler, geride kalan son ayrıntılara dönüktür
” düşüncesinin ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Türkiye Cumhuriyeti TC’ye dönüşmüştür.

5. Bütün bu değerlendirmelerden sonra bizlerin, yani ülkesini ve milletini seven ve her ne şekilde olursa olsun onu korumayı göze alan vatanseverler için sonuç şudur.

Türk Milleti anayasal kurumlar şeklinde örgütlediği savunma organizasyonlarını yeniden gözden geçirmeli, karşı tarafın yaptığını yaparak savunmasını asla tekel haline getirmemelidir. Sivil yapılanmalar emniyet kemeri olarak oluşturulmalıdır. Türk vatan severleri kendi sivil yapılarını oluşturup, tehlikelere karşı kendi tamponlarını hazırlamalıdır. Anayasal kurumlar anayasal şekilde değiştirilebilmektedir. Ama sivil kurumlar, anayasal saldırılardan daha rahat korunur. Demokrasi saldırılarından daha az etkilenir. Bir sivil oluşumun içeriği ve hedeflerinin ne olacağına AB yada bir başka odak müdahale edemeyecektir.


GENEL DEĞERLENDİRME

Türkiye de gerilimin had safhaya tırmandığı ve bundan birkaç yıl önce savaş nedeni saydığımız gelişmeler birbiri ardına yaşanırken, içerideki gerginlik dışarıdan kontrollü olarak hızla tırmandırılırken TSK’nin böyle bir açıklama yapmasının sebebini iyi düşünmek gerekir.

ABD’nin bir sonraki hedefinin hangi ülke olacağını sorduğumuz, BOP'un 22 ülkenin sınırlarını değiştireceğini bildiğimiz, PKK’nın her gün yeni bir saldırıyı “Stratejik Dostumuzun” kontrolündeki bölgeden düzenlediği bir ortam da beklentiler iyice kötüye giderken belki de Türk Milletine en son gereken şey, psikolojik direncinin kırılmasıydı. Son hızla federalleşmeye ve büyük bir Kürt meydan okumasına hazırlanan Türkiye ve Türk milleti kendi adına karar alıcıları tarafından manevi kalkanları indirilmeye zorlanıyor. Burada amaçlanan bir tür hazırlıksız durumudur.

Zamanlaması çok düşündürücüdür. Yakın gelecek içerisinde bizi nelerin beklediğini görmeye çalışırken bu açıklama oldukça yol gösterici olacaktır.