Bir Toplumsal Mühendislik Öreneği : "Avrupa'nın İcadı "
Bugün Avrupa'nın kültürel temelinin; Latin Hıristiyanlığı, insani değerler ve liberal demokrasiden beslendiği hususunda geniş bir uzlaşmanın olduğu görülmektedir. Avrupa fikri, sivil toplum geleneğinden ziyade devlet geleneği ve elit kültürleri ile bağlantılıdır.new prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponscialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenamicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mgkamagra link kamagra gel
''...Haç ve Hilal ekseninde Hıristiyanlık ve İslam'ın çatışması, Avrupa merkezli (Eurocentric) dünya görüşünün oluşmasında önemli bir rol oynadı.''
Yazar, ''Avrupa fikri''nin oluşmasını ise yine aynı bölümde şu şekilde açıklıyor:
''...Barbar ve İran istilaları sonrasında gelişen İslam istilaları, Hıristiyan olmayan dünyaya karşı bir bütün olarak Hıristiyan Dünya'ya, Avrupa kimliği hissini ve aidiyetini kazandırdı. Avrupa kimliği, kuşatmalar esnasında kazanılmış zaferlerin sonucunda ortaya çıkmamıştı; aksine bozgunun oluşturduğu bir mentaliteydi...''
Yazarın yukarıdaki değerlendirmeleri, günümüzde Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde getirilen ''İmtiyazlı ortaklık'' ve kenarda tutma mantığının kökenleri açısından çözümleyici olabilir. Avrupa'nın birleşme idealinin aslında teoride ya da pratikte ulus- devlete alternatif oluşturmadığını, Avrupa'nın dışarıya yansıtılmamış fikrinin tehlikeli olduğunu sergilemeye çalıştığını anlatan Delanty'nin diğer bazı görüşleri şöyle:
- ...1947'de ''yeni birlik sadece eski kökler üzerinde birleşebilir: Hıristiyan inancı ve Avrupalıların ortak olarak miras aldıkları klasik diller...'' diye yazdığında, birçok kişi T. S. Eliot'la aynı fikri paylaşmayacak olsa da bugün Avrupa'nın kültürel temelinin; Latin Hıristiyanlığı, insani değerler ve liberal demokrasiden beslendiği hususunda geniş bir uzlaşmanın olduğu görülmektedir.
- Avrupa fikri, sivil toplum geleneğinden ziyade devlet geleneği ve elit kültürleri ile bağlantılıdır. Toplumsal boyut olmaksızın Avrupa fikri, milliyetçilerin ve bürokratların ellerine düşecektir... Üstelik Avrupa'nın tarihi sadece birleşme fikirlerinin tarihi değil, aynı zamanda, hem içsel ve hem de dışsal anlamda bölünme ve sınırlarla ayrılmanın da tarihidir...
- Avrupa fikri çoğunlukla hayatın ve politik mücadelenin somut şekillerinde ''aşağı''dan değil, ''yukarı''dan türetilmiştir. Avrupa fikri ilkesel olarak entelektüellerin ve politik sınıfın ideolojisini içerisinde barındırır.
- Avrupa fikri sadece baskın bir fikir değil aynı zamanda, baskın olma noktasında çöken totaliterleştirici bir fikirdir... Avrupa'daki pek çok ''birleşme'' doğu sınırlarıyla olan ilişkilerde şekillenmiş ve bu birleşmeler sadece şiddetli homojenleştirme çabalarının neticesinde gerçekleşmiştir. Yayılma sınırı olan batı sınırlarından farklı olarak, doğu sınırı (İslam) savunma alanı olmuş ve Avrupa kimliğinin şekillenmesinde çok önemli bir rol oynamıştır.
- Devlet nosyonu ya da milliyetçilik geleneği açısından bakıldığında, gerçek anlamda bir Avrupalık geleneği yoktur. Bugün bu ''icat edilmiş gelenek'', açıkça, yeni resmi kültürün sembol ve sloganlarının üretilmesiyle oluşan bir icat sürecinden ibarettir. Avrupa birleşmiş, ancak bir türlü akla gelmeyen vatandaşlar, yani Avrupalılar, hen üz ''icat'' edilmemiştir.
- Avrupa fikrinin makro- politik ve ekonomik mühendisliğin itici gücü ve hepsinin üzerinde, geleneksel sosyal demokrat program ve neo- liberal politik programla yakından ilişkili yeni hedeflerin yedeği olduğunu söyleyebiliriz.
- Ulus ötesi Avrupalılar kendilerini Avrupa kimliğinin taşıyıcısı olarak değil, kimlikleri çıkarları aracılığıyla şekillendirilen vatandaşlar olarak görmektedirler. Eğer bu gerçekse, Avrupa kimliği sadece kontrol edilemez bir dağınıklık ve bu durumun gerekli kıldığı demokratik çoğulculuk temelinde şekillenebilir.